Sultan Süleyman Domates Yemeden Öldü yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Sultan Süleyman Domates Yemeden Öldü11 Ocak 2018, Perşembe

Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemini neden istediklerin anlıyorum.
Mesele, yönetim anlayışı meseledir. “Şak diye emrederim, tak diye yaparlar” tarzını savunan liderler için akla, mantığa yatkındır. Kısa vadeli ve az maliyetli konularda çoğu zaman işe yarayabilir de!
Güçlü lider figürü… Hatta hızlı karar veren güçlü lider figürü… Tarih boyunca örnekleri çoktur. “En kötü karar karasızlıktan evladır” inancıyla beslenen bilindik bir olgu: Organizasyonu yüzlerce-binlerce kişinin ortak aklı ve işgücü ile yönetmek yerine meseleyi 2-3 kişi ile halletmek isteği…
Eleştiri için yazmıyorum. “Bana daha fazla yetki verin” demek, bazı durumlarda “siz bu işlerden anlamazsınız, kenarda bekleyin” demek anlamına gelebilir.
Öyle olduğu halde bu söylem, geniş kitlelerden destek bulabilir. Günümüz Türkiye’sinde buluyor da!
Çünkü sosyal bilimler üzerine yaptığım araştırmalarda gördüm ki; bilinenin aksine insanlar kritik konularda karar vermekten kaçınırlar. Kendileri adına başkalarının karar vermesini tercih ederler. Böyle durumlarda gözü kara birinin inisiyatif kullanmasını kolaylıkla kabul ederler.
Lidere sadakat, kişiye iç huzur sağlayan bir çıkar ilişkisidir.
Fakat bu tip karar verme sürecinin fikirleri çoğaltmak, alternatifleri değerlendirmek ve içlerinden en iyisini ortak akıl ve beceri ile seçmekten farklı olduğu kesindir. Tartışmak istediğimiz; sürecin sonunda doğru noktaya ulaşılıp ulaşılamayacağıdır. Çünkü beşerin kapasitesi, ne kadar yüksek olursa olsun sürekli değişen çevrenin dinamiklerine yetişmeye yetmeyecektir.
Temelde yapılan onca tartışmanın şahıslar ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Fakat liderlerin de eleştirileri kişisel olarak değerlendirmeleri yanlıştır!
İtiraz eden olursa, “bunlar beni dinlemediğine göre, kesin başka biri var paranoyası…” Dilinin kemiği olmayanlarda fazlası bir cesaret: Aynı tabağa kaşık salladığı arkadaşına kadar “hain” yaftalaması…
Türkiye’de parti liderlerinin söyledikleri hiçbir zaman umurumda olmadı. Üzerinden iki sene geçmeden geri istikamete döndükleri ve bir bahane bularak rahatlıkla tersini söyleyebildikleri herkesin malumudur.
O nedenle müthiş konuşmalarını dinledikten sonra sokaklara çıkar, halkın kendi aralarında ne konuştuğuna bakarım. Çünkü önemli olanın temsil edenin değil, temsil edilenin fikri olduğuna inanırım.
GEÇİÇİ BİR SÜRE için emanet olarak aldığı, kitleleri temsil etme yetkisini bildiğine göre kullanmak arzusu taşıyan A ile B, aralarında anlaşmış olabilir. Fakat bu kesin bir doğruyu ifade etmez.
A’nın beka sorununa çözümü X, benim çözüm önerim ise Y olabilir. Hangisinin doğru olduğuna tarih karar verecek olduğuna göre; X projesi A’yı bugünden kahraman yapmaz, Y projesi de beni hain…
Sonra dün bir arkadaşım, Kanuni Sultan Süleyman’ın cihan padişahı olmasına rağmen hayatı boyunca tek bir adet bile domates yiyemeden vefat ettiğini hatırlattı. Bu anekdotu “Fatih Sultan Mehmet ömrü hayatında patates görmedi” şeklinde bilenler de vardır.
Bu mahrumiyetin sebebi padişahların kişisel durumları değil, sözü geçen sebzelerin o tarihlerde Anadolu’ya henüz gelmemiş olmasıdır.
Başka türlü anlatmak gerekirse; ne kadar dirayetli olursak olalım, zamanın bizden sakladıkları vardır.