ÜNLÜ MODACI TANJU BABACAN ANNESİNİ KAYBETTİ, CENAZESİ SAKARYA’DA21 Nisan 2017, Cuma

Ünlülerin modacısı olarak tanınan Sakaryalı Tanju Babacan’ın annesi Kevser Babacan kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Kevser Babacan’ın cenazesi bugün Kayalar Memduhiye Köyü’nde kılınacak ikindi namazı sonrası defnedilecek.

Tanju Babacan’ın bir süre önce sözcü Gazetesi’nde annesinin Alzeimer hastalığı ile ilgili bir röportajı yayınlanmış ve büyük ilgi görmüştü.

Sözcü Muhabiri Nilay Örnek’in o röportajını yayınlıyoruz.

Kevser Hanım, modacı oğlu Tanju Babacan'ın onunla birlikte koyduğu fotoğraf ve videolar sayesinde bir Instagram fenomeni haline dönüştü. Binlerce seveni, mesaj atanı, onun için dua edeni var. Ünlü modacıyla annesi ve ‘Alzeimer farkındalık hareketi' hakkında konuştuk

O her zaman kolayca ‘marjinal' sıfatını takabileceğimiz modacılardan oldu. Bülent Ersoy başta olmak üzere çok ünlü isimlerle çalıştı, ödüller aldı. Fakat bugünkü konumuz bambaşka. Her şey Babacan'ın annesiyle yaşadıklarını, sevgisini, kötü ya da esprili anlarını Instagram hesabından videolarla paylaşmasıyla başladı. Ardından pek çok ünlü arkadaşı Babacan için videolar çekip kendi hesaplarından ‘Alzeimer'a farkındalık' videoları yayınladı. Çok yakında Tanju‐Kevser Babacan ikilisi videolarıyla YouTube'da da fenomen olacak gibi görünüyor.

Anneniniz Kevser Hanım'da Alzheimer ne zaman başladı?

Ben bu hastalıktan önce kanserden ablamı kaybettim. Annem de kızını, ailemiz de bir tanecik Tülin'ini… Bu acı olaydan bir sene sonra da babamı kaybettik ve annemin sağlığı bozulmaya başladı.

Çalıştığınız yerde annenizle ilgilenmek zor olmadı mı?

Bülent Ersoy zor bir kadındır ve aynı zamanda müşterimdir. O kadar güzel ilgilendi ki annemle. Gülben Ergen, elbisesinin provası bitmiş olmasına rağmen annem ona, “Gülben, elbiseni görmedim” dediğinde hemen “Kevser Teyze beni görmedi” diyerek elbiseyi geri giyecek kadar nazikti. Ancak üçüncü senemizde bu durum değişti. Annem müşterime göğüs dekoltesiyle ilgili negatif yaklaşımlarda bulunabiliyordu mesela… Bütün müşterilerimle üç provayla dost oldum ve 28 senedir cemiyetten pek çok değerli insanı giydirdim. Annemin bu halini dostlarım kaldırabilirdi ama düğün hazırlığında olan bir hanım, zaten kendi telaşı varken bir de Alzheimerlı bir kadının ataklarına denk gelirse sorun yaşayabiliriz düşüncesiyle Levent'deki mekanımızı kapattık.

ANNEM ADETA BİR BEBEK…

Şimdi de Bebek'tesiniz değil mi? Sapanca'da havuzlu, dağ ve göl havalı bir ev tutmuştum ama şimdi yine İstanbul'dayız. Artık evim, atölyem Bebek'te. Annem de bebek; her şeyim Bebek! Ama gördüm ki ufak bir evde motivasyonumuz çok daha yüksek. Ancak annemi beş kat indirip çıkarmak zor olduğundan sanırım buradan da ayrılmamız gerekecek. Bir gününüz nasıl geçiyor? 20.30'a kadar çalışıyorum ama ondan sonra tüm vaktimi anneme ayırıyorum. Gündüzleri showroom'da herkes bir parti havasında ama 20.30'dan sonra evime geçtiğimde hemşireyim, temizlikçiyim ve pek çok şeyim… Kalbi çok hançerlenen bir çocuğum çünkü annem o benim. Bana, “Sen benim oğlum muydun?” dediği gün kapıyı açıp içeri girmek üzereydim. Hemen kameraya bastım ve “Anlamadım anne?” dedim. Yine “Sen benim oğlum muydun?” diye sorduğunda hançer saplanıyordu sanki göğsüme

HERKESİN DERDİ AYRI… Ben en çok sizin hastalığı şeffaf olarak yaşama şeklinizi sevdim… Hastalıkla birlikte yaşama ve bunu gösterme şekliniz pek sık rastlanılan bir durum değil. Biz çok büyük bir dua halkasının içerisindeyiz. En son parkta bir kadın ağlayarak, “Ne olur sana sarılayım, bir sene oldu annemi kaybedeli” dediğinde bambaşka bir duygu oluyor. Bu insanlar annelerine sevgilerini gösterdikçe benim de anneme sevgim kat kat artıyor. İnsanlar “Senin sınavın da ne büyükmüş” diyor ama herkesin dert tezgâhı diğerininkinden ayrı genişlikte. Bu süreçte sizi en çok ne şaşırttı? Ben annesinin iç çamaşırını görmeden büyümüş bir adamım; biz bu edepte büyütüldük. Annemin poposunu silip yıkamak zorunda kaldığım ilk gün hemen atölyeye gittim ve tüm gün ağladım. Ama iki gün sonra aynı konu için annemle ilgilenmem gerektiğinde dedim ki, “Allah beni taşıyamayacağı yükle sınamadı”. Şimdi ise halüsinasyon görmeye başladı. İnsan 10 dakikada bir acıkır mı? Evet, acıkıyor! Merhamet gösterip bir şey vermeli miyim, vermeli miyim? “Bir gün yutkunmayı bile unutabilir” dedikleri zaman, gel de evlat olarak yemek yemek istediğinde bir şey verme! Sonra ufak tefek mide yanmalarıyla uğraşıyoruz.

Peki bu farkındalık yaratma durumu nereye varacak? Alzheimer Derneği'yle bir şey yapılabilir mi?

Alzheimer Derneği'yle çalıştay yapıp kendimize bir yol haritası çıkaracağız ama çabamızın nereye varacağını bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var; o da annenizi, sevdiğiniz kimseyi yalnız bırakmayın. Alzheimerlılara bakan hasta bakıcılar bile, “Artık hastalarıma daha başka gözle bakıyorum” diye mesaj atıyor. Ama ciddi konularda “Türkiye Alzheimer Derneği'yle iletişime geçin” diyorum. Alzheimer Derneği'nde çalışanlara “Türkiye bütçesinden size ne kadar pay ayrılıyor?” diye sorduğumuzda, elleriyle ‘0' işareti yapmaları çok acıklı. Herkes potansiyel Alzheimer riskindeyken sadece kermeslerle para toplanması çok acı. Dernek Başkanı Prof. Dr. Işın Baral Kulaksızoğlu, “Tanju Bey, ilk defa bir farkındalık hareketimiz bu kadar ses getirdi” diyor. Kapımızı neyin çalacağını bilmiyoruz.

 

 

Bu haber toplam 6015 defa okundu.