FINDIKLA ÜZÜM… yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

FINDIKLA ÜZÜM…7 Ocak 2017, Cumartesi

- “İnsan bazen parasıyla derde girer, derler ya, çok doğru. ”Ben de kendi paramla derde girdim işte. Tanrı kimseye böylesini vermesin.” (Fındık yer)
- “Ha? Ne diyordum? Paramla başım derde girdi, diyordum. Dün kumbaramı bankaya boşalttım. Yarısını harçlık ayırdım. Soluğu doğru kuruyemişçide aldım. Ne yalan söyleyeyim, kuruyemişi çok severim. Bana yemek yerine kuruyemiş versinler razıyım, hiç bıkmam… ( Fındık ve üzümden ağzına atar, yer)
- “Neyse uzatmayalım. Manavdan, kuruyemişle karışık fındık aldım. Onları evde bir tabağa döktüm.
A.. A… A.. Bir de ne göreyim? Fındıklar, birer birer yuvarlanıp, üzümlerden ayrılmıyorlar mı? Hepsinde bir surat, bir surat…
- “Ayol”, dedim, “Ne oluyorsunuz? Niçin birbirinizden ayrılıyorsunuz? Ben sizi tanıdım tanıyalı, fındıkla üzüm kardeş gibidir.”
Kalın sesli bir fındık söze karıştı.
- Sen peni yanlış tanımişsun. Ha pen Karadenizliyum. Üzüm Ege denizlu. Ben sertim o yumişaktur. Pen gerginum, o purişuktur.”
Üzüm: Halt etmişsin onu sen. Ben buruşuk- muruşuk değildim. Cam gibi gergindim. Çocuklar beni kışın da yesin, diye bu hale geldim. Soyumu sopumu gel de İzmir bağlarında sor.”
Fındık: - İzmir nerde, Tirabizon nerde? Sen cel da peni Garadeniz gıyilarindan sor. Finduk teduğun, ha ordadur. Anlay misun?
Üzüm: - İşim yok da seni taa Karadeniz kıyılarından soracakmışım. Hem sen öyle kıskançsın ki.. Ben nereye gitsem, sen de gelirsin. Manavlar yetmez gibi, mahalle bakkallarının çuvallarına bile dolarsın.
Fındık: - Uy.. Pen mi seni kıskanacağum? Ha o senun puruşuk yüzuni mi kıskanacaum?
Üüzm.  Suratımı değil, rengimi kıskanıyorsun. Lezzetimi kıskanıyorsun. Müşterilerimi kıskanıyorsun.
Fındık: Ha punlari da nerden uyduraysun? Bana pak, kafami kızduraysun.
En sonunda dayanamadım:
“Kesin artık şu kavgayı! Amma da geveze şeylermişsiniz haa! Ben ne dedim? Fındıkla üzüm kardeş gibidir. Hem siz yan yana, beraberken, kırmızı- beyaz renginizle, şanlı Türk Bayrağımızı hatırlatıyorsunuz. Ayrılırsanız, bu şerefi de kaybedersiniz. Hadi yanaşın bakayım, yanaşın!
Fındık: Yanaşun- yanaşun, deyisun ya, nasil yanaşalum da? Finduğu sağ cebine, üzümü sol cebine koymişsun.
- Hakkın var, dedim. Bir cebimden fındığı, öbür cebimden üzümü aldım. Birbirine karıştırdım.   

  Vay! Sen misin karıştıran! Açtılar ağızlarını yumdular gözlerini.Benim de artık tepem attı:

- Sizi utanmazlar sizi, dedim. Attım ağzıma hepsini yedim.
Anlatan: HALENUR KOR… 18 Kasım 2006 İstanbul…
Bana göre, bir yere not edip, okullarda, yılsonu müsamerelerinde sahnelenmeli. Biliyorum, bir köşe yazısında böyle bir hikâyenin ne işi var, diye dizlerinizi dövüyorsunuz?
Türkiye genelinde, okuduğunu anlayanların oranı % 42 imiş de..