|
|
"Ama Siz bunu almaya hazır mısınız", ? Sayın Altınova Hastanesi
Geçtiğimiz cumartesi gecesi Saat 23'den bu yana "hastanelerdeyiz" aile boyu. Eşim Kezban uzun zamandır böbreklerinde "taşocağı işletmekte". Op. Dr. Bayhan Usta'nın ifadesi ile de "ruhsatlı" yani "kapanmayacak" türden. Mart ayının ortasında da böyle bir "vak'a" başımızdan geçmedi değil. Yoğun iş stresi, ihaleler, müşteri ilişkileri, iş yemekleri, mal temini için İstanbul-Adapazarı arasında günü birlik sıklıkta kurulan "iş köprüsü" ve "telaş" içinde taşınmaya çalışılan ağır koli ve deterjan bidonlarını taşıması Eşim Kezban'ı bir hayli yordu ve terletti. Bunun sonucunda da beden bünyesinde "var olan" böbrek taşlarının işletmesinin açılmasını "engellemek mümkün almadı". Beyhekim Hastanesi, Kuzuluk Kaplıcası derken soluğu "Taraklı Kil Hamamı"nda aldık. Sonunda "taşlar düştü" ve "rahatladık".
Durum yeniden tekrarladı. Geçen hafta. Bir-iki günlük telaş sonrası Beyhekim Hastanesi Acil Servisi'nde soluk aldığımızda Cumartesi'yi pazara bağlayan saatlerin ilk diliminde idik. Acil Servis Nöbetçi Doktoru Mehmet Medar Kırdar bir solukta "muayene etti". Önceki rahatsızlığın öyküsünü de bir yandan dinleyerek. Teşhisi iki seçenekli olunca şüphede kaldık, Birincisi "börek taşı" ikincisi de "iltihap". Şikâyetler birbirine yakın yakınmalardan oluştuğu için "kesin böbrek taşı düşüyor" dedi. Pazartesi Bayhan Bey'e gelin ultrasona baksın dedi. Ağrı kesici iğne yaptı ve diğer ilaçları yazdı, 9,50 YTL ücret ödedim ve çıktık. Ramazan'ın ilk günü olması ve Eşim'in oruçlu olması nedeni ile Pazartesi durum yine aynı idi. "Ağrı"ları oldu ama rahatsızlık vermedi. İftar sonrasında "ilaçları alarak ağrılarını geçirdik"
Amacımız; Salı sabahı Opr. Dr. Bayhan Usta'ya "muayeneye gitmek". Ama durum hiç umduğumuz gibi olmadı. Saat 22.50'de başlayan şiddetli ağrı "dünyamızı alt-üst etti".
Çok şiddetli ağrı ile başlayan kriz, Beyhekim'den çok daha yakın olması ve acil müdahale gerekliliği ihtimali kaygısı ile arabamı en yakın yoldan, "Altınova Hastanesi"ne yöneldim. Acilde kalabalık vardı. Oğlum Metin'e "kayıt için sağlık karnesi"ni verdim ve yanımızda Kayınbiraderimin kızı ile birlikte Eşim Kezban'ı acilen doktor yanına aldırdım. Doktor; "odaya sadece bir kişi gelebilir, o da küçük nefes almakta güçlük çekiyorum" deyince "Ayakta duramıyor, hastamız. Muayene için ikimiz duralım, sizin için kolaylık olur" dedim. Azarladı, söylendi ve yerinden bile kalkma ihtiyacı hissetmeden "hastanın nesi var" dedi. Bu arada hemşire tansiyon alıyordu. Şikâyetleri ben söylemeye başlayınca Doktor Bey; "Hasta sizmisiniz, hastanın kendisi anlatsın" diye çıkıştı. "Tamam, da mecali yok" dedim. Hala ayağa kalkmamıştı ve "söyleniyordu". "Tahlil" dedim, "tahlil yaptırmak istiyorum" diye tekrarladım, son sözlerimi. "Devlet acildeki tahlillerin ücretini ödemiyor. Başbakan size yalan söylüyor."diye saymaya başladı, Doktor. Ardından da nefes almadan "Halka istediğin hastaneye git muayene ol" diyen Başbakan bize de acil de tahlil yok, tahlil işi poliklinik işi yaparsan ödemem diyor" ifadeleri ile karşılıklı sohbetle başlattığı "temassız muayenesi"ni bırakıp "siyasete başladı". Ne olduğumu ve neye uğradığımı şaşırdım. "Kal geldi" yani, anlayacağınız.
Ömrümün son 15 yılını "şeker hastalığım" nedeni ile gerek il içi ve gerekse il dışı hastanelerde geçirdiğimden bilirim ki "Hasta hakları" vardır, "Hekim seçme hakkı" diye bir şey vardır. Tamam, "hasta hakları"nı kullanacağım ama "Hekim seçme hakkım yok" o an için acil de kim varsa ona teslimsiniz. Bizim bahtımıza da bu doktor çıktı. "Hasta haklarımı kullandırmamaktan yana tavır sergilemekte, bahtımızın doktoru".
Hâlbuki ben bilirim ki; Sosyal Güvenlik Kurumu ile özel tedavi kurumları arasında yapılan sözleşmenin genel hükümleri çerçevesinde "talep ettiğim hizmetleri kendim ve ailem için alma hakkım" vardır. "Devlet memuru sokaktaki adam değil!" Bahsettiğim sözleşmenin 3.1.3.1 maddesi esasında talep ettiğim her türlü sağlık hizmetini (burada herhangi bir ayırım yok. Yani acilde, poliklinikte, yatarken, ayakta ifadelerinden hiçbiri yoktur) muayene, tetkik/tahlil, müdahale, ameliyat ve her türlü komplikasyonlar için
"SGK tarafından ödenecek ücret dışında kurumun talep edeceği ilave ücretleri ödemeyi kabul etmek zorunda olduğumu da biliyorum". Yani Beyefendinin dediği gibi "acilde tahlil yapılırsa devlet ücretini ödemez" tarzında bir durum yok ortada. "Sadece siyaset yapıyor". "Kullanmak istediğimiz yasal hak, beyefendinin isteği üzerine o an kullandırılmıyor" Israrla da yerinde oturmakta ve hastamız kıvranmakta. "Müdahale dahi yok" o an.
Kaldı ki; o ana kadar daha "memur olduğumu dahi söylemiş değilim".
Beyefendi benim tedavi ücretimin devlet tarafından ödeneceğini bile "bilmemekte". "Beni sokaktaki adam sanıyor". Hatta bilmediği bazı şeylerin benim tarafımdan bilindiğini dahi bilmiyor. Aynı sözleşmenin 3.1.3.2. maddesi gereği ödediğim ilave ücretlerin SGK tarafından tarafıma geri ödenmeyeceğini; bu amaçla SGK'na başvuramayacağımı ve böyle bir hakkımın olmadığını da "bilmekteyim". Yani ben bilinçli bir "hasta yakınıyım". Tahlil ve tetkik istediğim anda talep ettiğim tahlil ve tetkiklerin devletçe verilen kısmının dışında kalan ilave ücretleri vermeyi peşinen kabul etmekteyim. Ama her nedense doktor bey "ücretini alamadığını ısrarla belirttiği tahlilleri yapmamakta ve yaptırmamakta kararlı". Bu arada hemşire hanım sağ olsun, bir ağrı kesici iğne yaptı. Bu arada Oğlum Metin geldi "Baba 30 YTL verir misin" dedi. "Verdim". Ardından da "20 YTL enjeksiyon parası istendi"."Vermedim". "Makbuz dahi vermediler. Muayene etmediler bile"… Ücretini almalarına rağmen.
Şimdi; Hastam o gece "böbrek kanaması geçiriyormuş" ve acil müdahale gerekir durumda imiş. Söylenene göre "taş böbrekten çıkarken kanalda yırtılma yapmış ve kanama nedeni onun olduğu" yönünde. "Kanama durduruldu".Teşekkürler ve binlerce teşekkürler. Beyhekim Hastanesi Acil Servisi "nöbettaş personeli" ve "Opr. Dr. Bayhan Usta" için.
O an ki korkumuz ve çaresizliğimiz "henüz geçmedi". Ama taşımız düştü "rahatız".
Altınova Hastanesi'ne ilk kez gittim. Sahibini ya da sahiplerini "tanımam". Husumetim ve kan bağım yoktur. Yani "kendilerine kastım ve kastedecek bir düşmanlığım olmadı, olamaz ve yok da". Bu köşede bugüne kadar sadece "yerel tarih yazıldı". Şikâyet, sataşma ve yazılı saldırı olmadı, olamaz ve olmayacaktır da. Ancak isminin İsmail CAN olduğunu yakasında ki kartından öğrendiğimiz beyefendiden "rahatsızız".
30 YTL "edilmeyen muayene ücreti"min üzerine 20 YTL enjeksiyon ücretimi eğer "hak ettinizse vermeye hazırım"
"Ama Siz bunu almaya hazır mısınız", Sayın Altınova Hastanesi…
Yazı Tarihi : 07 Eylül 2008 Pazar
|
Köşe Yazarları
TCMB DÖVİZ |
| |
ALIŞ |
SATIŞ |
| USD |
1.5156 |
1.5229 |
| EUR |
2.0295 |
2.0393 |
SAKARYA'DA HAVA |
Çok Bulutlu
|
8° |
Hissedilen : 7°
Nem Oranı : %87
Görüş : 9.99 km
|
| BUGÜN |
|
YARIN |
 |
|
 |
| Parçalı Bulutlu |
|
Parçalı Bulutlu |
| |
|
|
|
NÖBETÇİ ECZANELER |
|
Konak Eczanesi
Kavaklar Cad. Meserret İşhanı Kat.1
Tel : 2726442
Nur Eczanesi
Karaağaç Cad. No:102
Tel : 2727749
|
|