Anasayfa
Perde Arkası
Spor
Köşe Yazarları
Günün Haberleri
Email Üyeliği
Haber Arşivi
Sakarya Yenihaber Künye
İletişim
Email Listemize üye olun, haberler ayağınıza gelsin
Yuxek Web Tasarım - Programlama
Zihni AÇBA
zihniacba@sakaryayenihaber.com
Zihni AÇBA

SÖNEN FENERİN AYDINLATTIĞI KARANLIK İLİŞKİLER...

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
İş iyice çığırından çıktı. İnanın, neye inanacağımızı şaşırdık. Usulsüzlükler, yolsuzluklar, açık hırsızlıklara dönüştü. Arsızlık, artık soysuzluk boyutuna ulaştı. "Namussuzluk, alçaklık, şerefsizlik" ithamları, artık mide bulandıracak boyutlarda ortalığa döküldü. Bakış ve beyanlarda zaviye aramaktan vazgeçtik, seviye dahi kalmadı.
Her ne olduysa, "Deniz Feneri" denen bir derneğin hakkında ortaya atılan yolsuzluk iddialarıyla birlikte ortalık karışıverdi. Sayın Başbakan, bahse konu dava ile ilgili bir haberde kendi adına da yer verilmesi üzerine öyle bir parladı ki, bir anda Deniz feneri filan sönük kaldı. Bakın şu Allahın işine ki; Alman yargısının söndürdüğü bir Deniz feneri, Türkiye'de ne alevlerin parlamasına vesile oldu.
Bilemiyorum sizde de aynı çağrışımı yaptı mı ama, Deniz feneri davasının ilk patlak verdiği günlerde sayın Erdoğan'ın işaret ettiği küçük bir ayrıntı, bende geçmişe yönelik bir çağrışım yaptı. Almanya'da yargılanıp, hapse mahkûm olan Mehmet Gürhan'ın topladıkları yardım paralarından önemli bir meblağı usulsüz olarak Başbakan Erdoğan'a aktardığı iddialarına karşılık, ilk günlerde sayın Erdoğan'ın ilginç bir değerlendirmesi olmuştu. Kendisine konuyu soran gazetecilere; "Başbakana mı yoksa başbakanlığa mı aktardığını söylemiş? Buna bakmak lazım. İkisi farklı şeyler…" şeklinde bir değerlendirme yapmıştı. Bence bu ifade şu anlama gelir; "Belki başbakanlığa böyle bir para aktarılmıştır ama bundan benim haberim yok.".
İşte tam bu noktada, geçmişte büyük yankılar uyandırmış olan bir olay canlandı hafızamda. Selçuk Parsadan isimli bir dolandırıcının, bir emekli generalin sesini taklit ederek başbakanlığı dolandırdığı iddialarına karşılık dönemin Başbakanı Sayın Tansu Çiller'in verdiği; "Biz vermemişizdir. Başbakanlıktan almıştır almışsa…" cevabı geldi aklıma bir anda. Bu ilginç çağrışımı küçük bir anekdot olarak sizlerle paylaştıktan sonra, fener davasının ardından Türkiye'de kopan kıyamete değinmek istiyorum.
Almanya da açılan bir usulsüzlük davası, bir anda Türkiye'de "Başbakan Recep Tayyib Erdoğan – Medya patronu Aydın Doğan savaşı" şeklinde yankı buldu. Doğan medya gurubun yayın organlarında yer alan hükümet ve Başbakan Erdoğan aleyhindeki bir takım haber ve köşe yazılarına karşılık, Sayın Erdoğan'ın tepkisi, alışılmışın ötesinde çok sert oldu. Ona göre; Aydın Doğan'ın usulsüz bir takım talep ve isteklerine olumsuz cevap verdikleri için, Doğan medya gurubu, kendilerine yönelik bir yıpratma kampanyası başlatmıştı. Bu iddia doğru olabilir. Sayın Erdoğan'ın sayın Doğan'a açıklama yapması için tanıdığı bir haftalık süre dolduktan sonra yaptığı açıklamalara göre, Sayın Doğan'ın kendilerinden bazı talepleri olmuş ve kendileri de bu talepleri usulsüz bularak reddetmişler. Ancak; eğer bu iddiayı doğru kabul edersek, hemen ardından akla gelen bir soruya da cevap aramak zorunda kalırız. Sayın Erdoğan, altı yıldır bu ülkenin Başbakanı. Doğan gurubu da bu altı yıl boyunca, son altı ay içerisinde yıldızı parlayan Çalık gurubu dışında ülkenin medya tekeli. Kim ne derse desin, 57.Hükümetin yıkılması ve 6 aylık mazisi olan AKP'nin ardı ardına iki dönemde de iktidara gelmesindeki en etkili unsurlardan birisi. İnsan, ister istemez soruyor kendine; bu altı yıl boyunca Sayın Aydın Doğan'ın talepleri hep karşılandı da mı bu destek sağlandı? Ne oldu da geçen Ramazan ayında aynı iftar sofrasında oruç açabilen Sayın Erdoğan ve Sayın Doğan, bu Ramazanda neredeyse oruçlarını ıskat edecek raddede birbirlerine buğzeder hale geldiler?
Gün ola, devran döne. Bakalım bu kavganın sonu nereye varacak ve görelim Almanya'da sönen fenerin şavkı, Türkiye'de hangi karanlık ilişkileri aydınlatacak….
Yazı Tarihi : 22 Eylül 2008 Pazartesi
BEN NİHAL ATSIZDAN HİÇ AMA HİÇ HOŞLANMIYORUM ZERRE KADAR NİHAL ATSIZIN FİKİRLERİNE KATILMIYORUM..ZİHNİ AÇBANIN YAZILARINIDA DAHA ÖNCE 3-4 SEFER OKUDUM SADECE VE BU YAZIYIDA KENDİMLE İLGİLİ ÇIKAN BİR HABERE ULAŞMAK İÇİN GOOGLE ADIMI YAZDIĞIMDA TESADÜFEN BULDUM...NEDEN BÖYLE SAÇMA SAPAN ALAKASIZ BİR ELEŞTİRİYLE GERİZEKALININ BİRİ YORUM YAZARAK ORAYA BENİM ADIMI KOYMUŞ HİÇ ANLAYABİLMİŞ DEĞİLİM..DENİZ FENERİNDEKİ GERÇEK SUÇLULARIN HAKETTİĞİ CEZA BENCE EN AZ 20 YIL..BU YAZINIZIDA ÇOK BEĞENDİM....ELEŞTİRİLECEK HİÇ BİR TARAFI YOK..AYDIN DOĞANI VE DENİZ FENERİNİ GÜNDEMDE TUTMANIZ HOŞUMA GİTTİ ASLINDA BU TİP KONULARIN HİÇ GÜNDEMDEN DÜŞMEMESİ GEREKİYOR,,YAZARLARIN KENDİ SİYASİ GÖRÜŞLERİNDEN ÇOK BU TİP KONULARI GÜNDEMDE TUTMASI BENCE ÇOK DAHA İYİ
OĞUZ ÖZUSLU @ 26.10.2008 00:03:41
Sayın Zihni bey size çok teşekkür ederim bu gibi yolsuzluklarla ilgili konulara degindiginiz için.Ama hala halkımız anlamıyor bu insanlar en degerli varlıklarımızı sattılar memur işçi emekli esnaf çiftci köylü kentli herkes perişan ne olduda bizler bu hale düştük.Sizin yazinızı okudum hiç olmassa sakarya yeni haberdede bu konulara degindigine rasladık sag olun ömrün uzun olsun kalemin yazsın .Nurettin Kaya
Nurettin Kaya @ 06.10.2008 13:52:14
sn Acba,milliyetcilik ile ilgili yazilariniz iyi güzelde,dikkatimi cekti büyük türk milliyetcilerinden Nihal Atsiz`dan hic bahsetmiyorsunuz,neden acaba?.Oguz Özuslu
oguz özuslu @ 30.09.2008 05:52:42

Köşe Yazarları

TCMB DÖVİZ

  ALIŞ SATIŞ
USD 1.6649 1.6729
EUR 2.1024 2.1125

SAKARYA'DA HAVA


Hafif Sağanak Yağmurlu

12°

Hissedilen : 12°
Nem Oranı : %94
Görüş : 4.01 km

BUGÜN YARIN
Yağmurlu -
   

NÖBETÇİ ECZANELER

Huzur Eczanesi
Kömür Pazarı No:38
Tel : 2715529
Gamze Eczanesi
Papuççular Cad.no:3
Tel : 2816211