Anasayfa
Perde Arkası
Spor
Köşe Yazarları
Günün Haberleri
Email Üyeliği
Haber Arşivi
Sakarya Yenihaber Künye
İletişim
Email Listemize üye olun, haberler ayağınıza gelsin
Yuxek Web Tasarım - Programlama
Zihni AÇBA
zihniacba@sakaryayenihaber.com
Zihni AÇBA

YALAN GÖZYAŞLARI...

Bu yazıyı yazdırmak için tıklayın..
Bu yazıyı arkadaşınızda göndermek için tıklayın..
Bu yazı hakkında yorum yazmak için tıklayın..
Araç veya deniz tutması nedir bilirmisiniz? Benim çocukluğumdan hatırladığım en kötü hatıradır araba tutması. Rahmetli anneme yalvarırdım; "Ne olur paytonla gidelim dayımlara" diye. Hele o eski zamanların kağnı gibi giden, kendinizi adeta bir benzin istasyonundaymış gibi sürekli mazot kokusunun içerisinde hissettiğiniz eski model balta burun otobüslerinden biriyle, yolculuk etmektense, yayan gidelim diye bas bas bağırırdım. Yol boyunca midem ağzıma gelir, içim dışıma çıkardı. Yolculuk sonrasında; bir gün kendime gelemez, yemeden içmeden kesilir, sürekli bir kusma hissi duyardım. İşte yıllar öncesinden hafızama kazınmış olan bu iğrenç hali; geçtiğimiz hafta gurup toplantısında kürsüde konuşan Sayın Recep Tayyib Erdoğan'ı izlerken, iliklerime kadar hissederek ve büyük bir kusma ihtiyacı duyarak yaşadım. Benim için, gerçekten de son derece iğrenç ve tiksindirici bir manzaraydı. Bir yanda idam sehpasına adımını atan 19 yaşında bir gencin veda mektubunu okuyarak sözüm ona gözyaşları boğazında düğümlenen bir Erdoğan, diğer yanda ağır bir drama oyununu başarıyla oynayarak final yapan bir tiyatrocuya ayakta alkış tutan goygoycu bir seyirci kitlesi vardı sanki Tv. Ekranında.
Eğer sahne bir tiyatro sahnesi veya bir sinema perdesi olsaydı, benim için de göz yaşartıcı olabilir, bu kadar iğrenç ve tiksindirici bir sahne olmazdı. Ancak bu iğrenç oyunun sahnelendiği mekan ve zaman, insanların acılarının meze yapıldığı buram buram istismar kokan bir mekan ve zamandır. O yüzden, o gözyaşları yalandır, riyadır ve istismardır.
Yalandır çünkü; "… Biz ölsek de Allah davası ölmez. Türk Milliyetçiliği yaşar. Uğruna kellemizi verdiğimiz bu davanın zafere ulaşması yakındır…" son sözleri ve ardından getirdiği Kelime-i şahadet'le darağacına yürüyen Mustafa PEHLİVANOĞLU' nun mektubudur okunan mektup.
Yalandır çünkü; o Mustafa Pehlivanoğlu bir Türk Milliyetçisi olarak, "NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE" vecizesini genç nesillere bıraktığı için bir takım mihraklarca, bugün adeta mahkûm edilmeye çalışılan Mustafa KEMAL' in suç ortağıdır.
Yalandır çünkü; o bir Türk Milliyetçisi olarak, ömrünü bu millete vakfetmiş olan, bu sevda uğruna tabutluklara atılmış, sürgünlere gönderilmiş, 12 Eylül İhtilal Mahkemelerinde kendisine "Liderim" diyen binlerce ihtilal mağduruyla birlikte sanık sandalyelerini paylaşmış olan Alparslan TÜRKEŞ' in suç ortağıdır.
Yalandır çünkü; Mustafa Pehlivanoğlu bir Türk Milliyetçisi olarak, 12 Eylül Darbecilerinin kurdurduğu Gayrettepe, Harbiye, Mamak C-5 gibi işkence hanelerde, 4-5 ay süren işkencelerle 71 kg. dan 47 kg. a düşürülen Zihni Açba' nın yani benim ve benim gibi yüzlerce, binlerce 12 Eylül mağduru Ülkücü gencin suç ortağıdır.
Yalandır, çünkü siz bize ağlayamazsınız. Siz, bizim imanımızdan endişe edenlersiniz. Siz bizi yıllarca tekfir eden, "Kâfir" ilan edenlersiniz.
Yalandır çünkü; o mektubun yazıldığı dönemlerde, Türkiye Cumhuriyeti topraklarının Dar-ül İslâm olmadığını iddia ederek, "Bu devlete askerlik yapılmaz, bu devlete vergi verilmez" diyen geleneğin bugüne uzantılarısınız.
İşte bu sebeplerle günlerdir ülke gündemini işgal eden gözyaşları, benim için iğrenç bir mide bulantısı ve tiksintiden başka bir şey ifade etmiyor. Ancak bende ki bu mide bulantısı ve tiksintiye sebep olan şey, ne gurup kürsüsünden o mektubu okuyan Sayın Başbakan'ın boğazında düğümlenen hıçkırıklar ne de bir tiyatro sahnesi gibi onu ayakta alkışlayan güruhtur. Benim midemi bulandıran, beni asıl iğrendiren, Mustafa Pehlivanoğlu' nun şehadete yürürken kaleme aldığı bu mukaddes mektubu, sarhoş masasına meze taşır gibi Sayın Erdoğan'ın gurup kürsüsüne taşıyarak siyasi istismar malzemesi yapılmasını sağlayan yalama, yalaka ve sığıntı yaratıklardır.
Türk Milliyetçileri, elbette bu tür yaratıkları ilk defa görmüyor. Bu tür ihanetlere ilk defa uğramıyor. Türk Milliyetçileri olarak, dün merhum Özal'ın papatya bahçelerinde bahçıvanlık yapanları, Çiller hanedanında yalıçapkınlığı yapanları bugün bağrımıza basmışsak; AKP saltanatında masa ve sandalye taklidi yaparak geçinen yalamaları da sadece T.C kimliği taşıdıkları için bağrımıza basmak zorunda kalacağımızı biliyoruz. Ama bilsinler ki; kapımıza geldiklerinde kucaklarken en çok iğreneceğimiz bunlar olacaktır. Çünkü bunlar, bizim acılarımızı pazarlamışlar, gözyaşlarımızı satmışlar, mukaddeslerimizi kirletmişlerdir. Bilmelidirler ki; 12 Eylül Referandumundan çıkacak olan "EVET" veya "HAYIR" sonucu onların üzerindeki bu lekeyi temizlemeye yetmeyecektir.
Yazı Tarihi : 26 Temmuz 2010 Pazartesi
Zihni Hocam..Yüreğinizin sesindeki acıyı ve endişeyi cok iyi anladım!...Şerefini günlük iaşe ye satmış!Gururu nu bir avuç yeşil ota hediye etmiş!"Müslüman mutaasıp muhafazakar"yalanlarıyla,ne yapsa haşa!Peygamber gibi biat etmiş kafası kuma gömülü deve kuşlarına aldırmayın!!Hz Allah (c.c)Mubarek kelamında derya"Basiretlerini bağlamışızdır.Artık ne kadar anlatsanda anlamazlar"İşte onlar bu deve kuşları!!..Onlar anlamıyor diye anlatmıcazmı...tabiki HAYIR!..Kaleminize yüreğinize sağlık!
Asya @ 06.08.2010 11:35:32
SİZİ TENZİH EDERİM ANCAK, CEVATBEY PASAJINDA ÜLKÜCÜLER PASO BİRAÇEKERLERDİ MÜBAREK RAMAZANLARDA.
HANİ DEMİŞSİNİZ YA İMANIMIZDAN KİMSE
KUŞKU DUYMASIN DİYE...!
Ayrıca O karşınızda tiksinti duyduğunuz, gerçek bir lider,size anlatmaya çalıştığı, POSTAL ANAYASASINI balık hafızalı olduğunuz için, geçmişte nezulüm yapılmış hatırlayın diye.Taşkestiye siz gitmemişsiniz anlaşılan.o büyük lider, yeter buinsanımız da kendi anyasasını yapsın başlangıcı yaptıONURLU VATANDAŞSANIZ BUNU KABUL EDİN BEĞENMİYORSANIZ İKTİDARA GELİN DAHA İYİSİNİ YAPIN.AMA NE OLUR! NEYE DEĞER VERİYORSANIZ ONUN AŞKINA,ZULÜM YAPIP ORTADAN KAYBOLACAĞINAyada inthar edeceğine, HALA MARMARİSTE ÇIPLAK OR...SPU RESMİ ÇZEN, İNSANIN AKLA İZANA UYMAYAN İŞLERİNE DESTEK VERMEYİN.
ibrahimmemişoglu @ 01.08.2010 01:02:17
Anadolu sanayicisi hızla büyüyor. Devlet yardımı almadan dünyanın dört bir yanına ürettiği malı satıyor. Parayı, hem iç pazardan hem ihracattan kazanıyor. IMF'den para istemiyor. O, devlet rantının peşinde koşmuyor. O, içeride ve dışarıda rekabet içinde çalışmak istiyor.
Anadolu işadamlarının kendi ayakları üzerinde durarak yaptıkları üretim, İstanbul'un, devletin imkânlarıyla büyümüş statükocu işadamlarını çok endişelendiriyor. Çünkü Anadolu sermayesinin başarısı, statükonun devlet rantlarına dayalı olan sisteminin yalanlarını bir bir ortaya döküyor.
İstanbul Sanayi Odası'nın yeni açıkladığı 'Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşu 2009 raporu" na göre, Anadolu firmalarının ilk 500 firma içindeki sayısı hızla artıyor. Konya'dan 8, Gaziantep'ten 16, Dörtyol'dan 5, Denizli'den 3, Kahramanmaraş'tan 6, Trabzon'dan 2 ve daha pek çok Anadolu ilinden firmalar artık Türkiye'nin ilk 500'ü arasında yer alıyor.
Ayrıca Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneği'nin dün basında açıklanan yeni verileri de Anadolu'yla ilgili yeni hamlelerin işaretini veriyor. Veriler, Anadolu illerinde hizmet veren alışveriş merkezlerinin yılın ilk altı ayında büyük bir ciro patlaması yaptığını ortaya koydu. Düşünün, Anadolu illerindeki AVM'ler, elde ettikleri ciroyla İstanbul'u geride bıraktılar. Anadolu'daki AVM'lerin toplam cirosu 6.5 milyar lira olurken, İstanbul 6.1 milyar lirada kaldı.
Peki bütün bu rakamlar ne anlama geliyor? Anadolu'da üretim patlarken, ticaret ve tüketim de patlıyor. İşte bu büyük değişim... Daha doğrusu AK Parti iktidara geldikten sonra hızlanan bu büyük dönüşüm... Daha da net ifade edersek, Anadolu'da yaşanan bu 'kansız ihtilal,' İstanbul'un statükocu işadamlarını fazlasıyla rahatsız ediyor. Çünkü bu dönüşüm, başta hukuk sistemi ve siyaset olmak üzere artık üst yapıyı zorluyor. IMF'nin denetimi olmadan hazırlanan bütçeler, İstanbul sermayesinin bütçe üzerindeki vesayetini, yani İstanbul'un, memleketin gelirleri ve harcamaları üzerindeki kontrolünü kaldırıyor. Halkın parası demek olan bütçeden kendilerine aktardıkları paralar artık bitiyor.
Ekonomideki değişim sadece statükocu sermayenin bütçe vesayetini değil, yeni anayasa değişiklikleriyle asker ve yargının siyaset üzerindeki vesayetini de ortadan kaldırıyor. Çünkü güçlenen Anadolu sermayedarı, geleceğini Türkiye'nin demokratik hukuk devleti olmasında görüyor. Güvenceyi hukukta, sivil anayasada arıyor. Bu yüzden de anayasa değişikliğini, yargı reformunu ve referandumu destekliyor. Bürokratik vesayet olmadan, halkın seçtiklerinin yöneteceği bir Türkiye ise sistemin egemenlerini, statükocularını ürkütüyor.
Demokratikleşme ve sivilleşme sürecini durdurmak için referandum öncesinde çeşitli provokasyonlar yaşanıyor. Türkiye bu sahneleri ilk kez yaşamıyor. Ama ilk kez yaşadığı şu. Bu kez, üretimle, terle, emekle, cesaretle, rekabetle 'kansız!' yapılan Anadolu ihtilalini, kanla bastırmaya çalışıyorlar. Bazı taşeronları kullanarak Türk-Kürt çatışması çıkartmaya çalışıyorlar. Ekonomisi bütünleşen Anadolu'yu bölünüyormuş gibi gösteriyorlar. CHP, MHP ve BDP gibi statükocu partileri de yanlarına alıp, referandumu erteletmeye, AK Parti'yi düşürmeye çalışıyorlar. Bunun için de kanlı bir sürece itmekten çekinmiyorlar. Kısacası kansız yapılan Anadolu ihtilalini, kanla bastırmak istiyorlar.
Önceki gün bir televizyon kanalında bir kadın akademisyen "biraz duralım, nefes alalım.Yoksa felaket olacak' diyordu. Yani, 'demokratik açılıma ara verelim, anayasa değişikliğini durduralım, referandumu erteleyelim. Yoksa çatışma çıkacak' diyordu. Durup nefes alacaktık ve eski sisteme geri dönecektik. Böylece savaş çıkmayacaktı.
Şiddet her yükseldiğinde görüşlerine başvurulan bu siyaset bilimcimiz, galiba Türkiye'de 25 yıldır bir savaşın yaşandığının farkında değil. Bu savaşı ancak Türkiye'nin demokratikleşmesi darbe anayasasının sivilleşmesi bitirebilir. Kendisi Batı'da yaşıyor ya, Anadolu'nun doğusundaki savaşı yok sayıyor. Halbuki Anadolu insanı bu çağda yaşamak istiyor.Bunun için daha fazla demokrasi ve özgürlük istiyor. Çatışma, savaş istemiyor.
Çünkü Anadolu'nun üreticileri, silah komisyonculuğu, tank temsilciliği yapmıyorlar. Devlete helikopter satmıyorlar. Onlar, insanların ayakkabıdan gömleğe, araba farından çikolataya kadar ihtiyaç duydukları malları rekabet ortamında üretiyorlar ve gene kıyasıya rekabet ortamında bunları Türkiye ve dünya tüketicilerine satıyorlar. Dolayısıyla bir tek şey istiyorlar. Barış, demokrasi, özgürlük, ve hukukun güvencesi.

EKONOMİ...


Sizler bu köşelerden insanları bilgilendirmeyi hiç denedinizmi.??köşenizi kullanarak hakaret etmeyi kendinizde görev edinmişsiniz..geçmişte çekttiğiniz sıkıntıları adeta inkar ediyor ve kendinizle çelişiyorsunuz.insanlara öfkeyi,şiddeti aşılamayın bizimde midemiz çok hassas bulanabiliyor....
tiryaki @ 30.07.2010 17:28:48
Bu yazı hakkındaki tüm yorumları okumak için tıklayın..

Köşe Yazarları

TCMB DÖVİZ

  ALIŞ SATIŞ
USD 1.5033 1.5106
EUR 1.9179 1.9272

SAKARYA'DA HAVA


Açık

19°

Hissedilen : 19°
Nem Oranı : %94
Görüş : 9.99 km

BUGÜN YARIN
Güneşli Güneşli
   

NÖBETÇİ ECZANELER

Şentürk Eczanesi
Atatürk Bulvarı 110/c
Tel : 2777973
Huzur Eczanesi
Kömür Pazarı No:38
Tel : 2715529
Şifa Eczanesi
İzmit Cad. Sağlık Sok. No:1
Tel : 2753064