Son gelişmelere bakarak dünkü ulusal basın, genelde "Türkiye Çağı" şeklinde manşet atmıştır. Tabi ki bu manşetler, daha ziyade dış basının değerlendirmelerine dayanmıştır. Fakat bu değerlendirmelerin gerçeklik payını da yabana atmamak gerekiyor.
Çünkü biz, 1980'li yılların ortalarındaki Sovyetler'in dağılma sürecinde, geniş kalabalıklara "21. Asra Doğru Tarihi Bir Yorum + 5" başlıklı konferanslar verip, makaleler yazıp, yorumlar da bulunmuştuk. Belgelere dayalı bu anlatımlarda şu gerçeği vurgulamıştık. Tarihte her beş asırda bir dünyada "Türk Asrı" yaşanıyor. Hunlar, Göktürkler, Selçuklular ve Osmanlılar'dan sonra, bu hesaba göre 21. asır bize göz kırpıyor. Bundan çeyrek asır önce söylemişiz bunları. O gün bunları söylerken pek çok dinleyicimiz : "Hocam rüya görüyor olmayasın. Keşke dediğin gibi olsa. Ama çok zor" demişlerdi. Biz de: "Kâhin değiliz elbette. Ama gelişmeler, tarihin süzgecinden geçirildiğinde, böyle bir sonuç çıkıyor. Zaman gösterecek" demiştik. İşte dün bütün dediklerimizi, bugün zaman göstermeye başladı. Nasıl sorusunu inşallah gelecek sohbetimizde anlatacağız. Yalnız ben bugünkü sohbetimizde, konuya bir mukaddime yapmak istiyorum.
Türkiye Başbakanının "Arap Baharı" ortamında Ortadoğu ve Kuzey Afrika gezisine çıkması ve Türkiye'nin son birkaç yılda siyasi ve ekonomik yükseliş trendi, "Türkiye Çağı" gibi bir yoruma yol açmışa benziyor. Peki bu yorumların gerçeklik payı var mıdır? Hakikaten dünyada Türkiye Çağı mı başlıyor? Şimdi tam bu noktada, sizin meseleye hangi zaviyeden baktığınız önemlidir. Meseleye, başını kuma sokarak ya da at gözlüğünden ve ideolojik mülahazayla bakanların, bütün bunların palavra olduğunu seslendirdikleri görülmektedir. Hatta bu fanatikler için, bugünkü Türkiye'yi yönetenler, ağızlarıyla kuş tutsalar dahi bu becerilerinin, onların nezdinde hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Çünkü onlar eylemleri ve söylemleriyle, halkın horlandığı ve adam yerine konulmadığı, tercihinin hiçe sayıldığı, askeri ve yargı vesayetinin hakim olduğu devirlerin özlemi içindedirler. Onlara göre halk bir şey bilmez, cuhela takımıdır. "Ne Arab'ın yüzü, ne Şam'ın şekeri" diyen bunlar, İsrail ve avanesinin de muhipleridir. Ancak bütün bu yaklaşımlar, artık milletin gözünden kaçmamaktadır. Bugün halk, kendisini bidon kafalı diye aşağılayana dönüp, "hayır ben bidon kafalı değilim. Sen beton kafalısın. Çünkü gerçekleri anlayamayacak kadar zihinsiz, hakikatleri göremeyecek derecede kör, demokrasinin yankılanan gür sedasını duyamayacak kadar da sağırsın" diyebilmektedir.
Öte yandan bir de meseleye, ideolojik değil objektif bakanlar vardır. Daha iyimserdirler. Halkın değerleriyle barışıklardır. Türkiye'nin güçlü olmasından onur ve gurur duyarlar. Halka hizmet edenlerin hakkını teslim ederler. Yöneticileri eleştirmekle birlikte, alkışlama erdemini de gösterebilmektedirler.
Biz bu şablonda kendimizi hangi tarafta konumlandırırırsak konumlandıralım. Fakat ortada elle tutulan, gözle görülen şöyle bir hakikat var. Uzun yıllar horlanan ve itilip kakılan bu halk, sağduyusu ile tarihin zorlu dönemlerinde olduğu gibi, 2000'li yılların başında da Türkiye'nin hasta başbakanlar, verimsiz koalisyonlar ve ekonomik darboğazla silik bir III. Dünya ülkesi olmasını içine sindirememiştir. Üzerine serpilen ölü toprağını atıp, tekrar titremiş ve özüne dönüş yaparak, dün bağrından Mete Han, Kutluk Kağan, Alpaslan, Fatih ve Atatürk gibi başarılı liderler çıkardığı gibi, bugün de yeni bir lider ve yeni bir yönetim çıkarmayı başarabilmiştir.
Beğeniriz beğenmeyiz. Ama sağduyulu hiç kimsenin inkar edemeyeceği bir realite vardır ki, o da şudur. Bugün tüm dünya kamuoyu, şu anki Türk Başbakanı'nın Cumhuriyet Tarihi'nde Atatürk'ten sonra, en büyük lider olduğu üzerinde ittifak halindedir. "Güneş balçıkla sıvanmaz ve görünen köy de klavuz istemez." İster kabul et, ister etme. Ama hakikat budur. Tarih de bunu bu şekilde hafızasına yazacaktır. Nitekim onlarca yıldır bir takım paranoya ve korkularla idare edilmeye çalışılan bu millet, artık dayatmalara karşı yeni bir aydınlanma dönemine girmiştir. Artık mızrak çuvala sığmamaktadır. Ve üstünlerin hukuku yerine, hukukun üstünlüğü esasına dayalı gerçek bir demokrasiyi gerçekleştirme azmindedir. Ülkesine ve kendisine yapılan hizmeti ödüllendimektedir. Nitekim Türkiye'nin yücelmesi ve yükselmesinde istikrarın önemli olduğunu anlamış olan halk, iktidardaki partiye, III. dönemde de % 49 oranında oy vererek devam mesajı vermiştir. Üstelik bu gün için bu destek, yeni yapılan anketlere göre % 53 seviyesine yükselmiştir.
Yukarıda yaptığımız bu tespit, siyasi bir yaklaşım değil gerçeğin ta kendisidir. Belki bazı okuyucularımız, "Hocam siz de mi politize oldunuz?" diye düşünebilirler. Hayır. Yazılarımda siyasi polemiklerden mümkün olduğunca uzak durduğumu, sosyal ve kültürel konulara ağırlık verdiğimi herkes bilir. Bir hakikatın tespiti, herhalde insanı böyle yanlış bir yargıya götürmemeli diye düşünüyorum. (Devamı var)
Yorumlar
ZAKİR ÇAĞAN - 06.10.2011 13:16
Başbakanımız fena ABD ye mahkum oldu.Kıvranıyor ama kurtulamıyor.Kafasındakileri ve gönlünden geçenleri söylüyor ama verilen emirleri uyguluyor.Bu bilinmeliydi.Zira,ABD nin dünya da kullandığı kim varsa sonunda kaldırır atar.İşte H.Mübarek.40 YIL KULLANDI,ŞİMDİ DEMİR KAFESTE YARGILIYOR.mÜBAREKTEN DAHA ÇOK abd YE DOST VE KUL OLAMAZDI.nE OLDU.sADDAM,İRAN ŞAHI VE DAHA BİRÇOKLARINI BÖLE YAPMADI MI.
HASAN ATAKAN - 18.09.2011 09:27
devamı:Bunları nasıl görmezsiniz.Siz müslümansınız,Hac yazıyorsunuz,tarih yazıyorsunuz ama bir santim arkayı görmüyorsunuz.Bu olayları bir analiz etsenize.
HASAN ATAKAN - 18.09.2011 09:26
Mustafa hoca,ne Türkiye çağı.İstanbul da gübegündüz üç çeçen misafir mazlum şehid ediliyor.Türkiye hükümeti,devleti,istihbaratı,emniyeti ortada yok.AK Parti döneminde bu kaçıncı çeçen cinayeti.Hükümetten çıt yok.Sanki öle bir şey olmamış,unutturmaya çalışılıyor.Çeçendavası rusyaya işbirlikçisi kadirova feda mı edildi.Hızırtepe de ki cevher Dudayev parkına bir bakın.Ne böyük şeher,ne adapazarı belediyesi bakmıyor.Çeçen davasına verdiğimz önem ordan belli.Kurumuş,yanmış,çöle dönmüş.Tüm parklara az çok bakılıyor ama c.dUDAYEVE HİÇ bakılmıyor.AĞAÇLARı bile kurudu.Füze kalkanı ihanetini bu hükümet onayladı.İrana karşı israili koruma kalkanı.Arap baharında hükümet posta beygiri.sAYIN wRDOĞAN ARAP MÜSLÜMANLARINA LAİK SEKÜLER REJİM TAŞIYICISI.
sermet kocaoğlu - 15.09.2011 21:39
Tam bir yanılgı içindesiniz.Perdenin arkasından hiç haberiniz yok.Ilımlı-layt islam projesi,BOP işliyor.Bir ayağı prsinvanya di,ğer ayağı sayın başbakanımız.Baş ise ABD israil.Cumhuriyet tarihinda ABD ve AB hiç bu kadar çok ve kolay taviz almadı.ABDA nin kuçağına öle bir oturuldu ki kalkmak hayatı ile ödenir.