17 Ağustos 1999 depremi, Sakarya'nın kaderinin değişti bir tarih olarak kayıtlara geçti.
Şehir, enkazlar altında, insanlar yaşamlarına devam edebilmek için her türlü desteğe ve yardıma muhtaç.
Bir taraftan acılarımıza taş basmak için mücadele verdik, bir taraftan da bir şehri yeniden inşa etmek için, büyük çabalar sarf ettik.
Bu şehir yeniden canlanmalı, depremin acıları sarılarak, yeniden modern bir şehir olma yolunda hızla ilerlenmeliydi.
Gün birlik ve beraberlik günüydü, nitekim herkes taşın altına elini sokuyordu.
İlk olarak şehirde insanların güvenle yaşayabileceği sağlam yapılara ihtiyaç vardı… Yeni yerleşim bölgesinde binlerce konut yapıldı.
Ardından şehrin ticari ve ekonomik olarak canlanması gerekiyordu, TÜVASAŞ, Şeker Fabrikası, Zirai Donatım Fabrikası ayağa kalkmalıydı.
İlk olarak TÜVASAŞ, binlerce işçisinin, yöneticisinin ve siyasetçisinin iş birliği ile küllerinden yeniden doğdu. Fabrika'nın kısa sürede hizmet verecek duruma gelmesi, tüm Sakarya için umut oldu.
Ardından Türkiye Zirai Donatım Fabrikası 1998 yılında çıkan karar ile özelleştirildi. Fabrika özelleştirilerek deprem görmüş kentin, ekonomisine katkı sağlayacak olması, herkesi heyecanlandırdı.
Yine deprem nedeni ile yüzde 45'i zarar görmüş Şeker Fabrikası, 2002 yılında tasfiye edilerek, 2005 yılında Özelleştirme İdaresi'ne devredildi ve 2006 yılında APEK'e satıldı.
Bu gelişmeler bu şehir için umuttu, dirençti, güçtü…
Ancak yapılan hesaplar tutmadı.
TÜVASAŞ'ın yanı başına yabancı bir firma sokuldu. Ardından Şeker Fabrikası tam ayağa kalktı, üretime geçecek derken, Şeker Fabrikası ekim alanına gelen sınırlama ve ardından kota düşüşü, yıkımın başlangıcı oldu.
TZDK ise yabancı firmalar karşısında zayıf düştü.
Bu son gelişmeler ise Sakarya'nın kötü kaderinin başlangıcı oldu.
Gücünün ekonomiye bağlı oldu bu süreçte, Sakarya her geçen gün zayıfladı, bitik düştü.
Sonuçta bizler için yeni bir başlangıç olarak kabullendiğimiz deprem sonrası geçen zamanı iyi değerlendiremedik.
İmkanları lehimize kullanamadık, Bu şehrin ekonomisine katkı sağlayan fabrikaları koruyamadık.
Ne siyasetçisi, ne vekili, ne de toplum olarak şehrimize sahip çıkamadık.
Sadece bize ödül olarak Büyükşehir ibaresi verildi, onda da bu ibareye layık olamadık.
17 Ağustos bu şehrin kaderini çok değiştirdi