GÜLE GÜLE IRMAK
28 Ocak 2012 Cumartesi
Irmak kapandı biliyorsunuz.
On yıldır akan Irmak kurudu..
Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan akşam İzmit'te idik.
KYÖD'ün Şiir Şöleni vardı.
KYÖD, Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği'nin açılımı..
Tüm İzmit'e açılmışlar.. Yetmemiş Sakarya'ya.. Ve daha daha uzaklara..
Biz de Irmak Dergimizi kapattık. Son verdik yayın hayatına..
İzmit'te onlarca dergi çıkıyormuş..
Biri AYDİLİ…
Diğeri PİŞMANİYE…
Pişmaniye enteresan bir isim. İzmit'le bütünleşmiş. Öyle ki Pişmaniye dendiğinde ilk akla gelen şehir İzmit..
Bakmayın kuruduğuna. Irmak da öyle idi.. Gittiğimiz yerlere kadar götürür, dergi seven dostlara dağıtır, bir dahaki görüşmelerimizde dergide yayınlanan şiir ve yazılarla ilgili soru ve cevaplar, bizi ziyadesiyle memnun eder, açıkçası havaya da sokardı.
"Sakarya ve Irmak" derlerdi onlar da. "Ne de yakışıyor" demekten kendilerini alamazlardı..
"Irmağını akışına ölürüm Sakarya" diyen de az değildi.
Elinden oyuncağı alınmış çocukları bilirsiniz…
Mutsuzdurlar..Karamsardırlar epey.. Hayatlarının uzatma dakikalarını oynuyor gibidirler..
Irmak kapanınca, Irmak kuruyunca neler oldu bir bilseniz..
On yıllık zaman dilimi içinde, 700'e yakın yazar ve çizer, Irmak'ın sularında serinledi.. Susuzluğunu giderdi yine binlercesi..
Ama Irmak kurudu.
Küresel ısınma mıydı Irmak'ı kurutan.. Yoksa yöresel buzlanma mıydı?
Bilebilmiş değilim. Çözebilmiş de…
Onca yazar çizer de böyle düşünüyor..
Her biri, oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi şimdi, üzgün.
İzmit Pişmaniye ile de devam ediyor.
Sakarya'da kurumuş bir Irmak!
Oysa Irmak, yılın dergisi de seçildiydi, biliyorum.
Irmak bir Ekoldü..
Okuldu Irmak..
Ama kurudu.
Suyunu muhafaza etme gayretleri yetmedi Irmak'ı çıkaranların.
Takatleri bu güne dek sürebildi.
Tükendi nefesleri..
Bu şehrin hafızasıydı Irmak. Belki de aklıydı.
Anılar kervanıydı, dünden bu güne yol alan.
Geçmişle bu gün arasındaki en muhkem köprüydü adeta.
Jüstinyen'iydi, Gönlümüzün Başkenti Sakarya'nın.. Belki de Mostar'ıydı..
Bilmem kimzade'lerin Çark Caddesindeki gölgeleri ve hatta unutulmaya yüz tutmuş bilmem ne konağının yirmi birinci yüzyılı da aşacak olan silüetiydi.
Bu şehri kuranların Aynalıkavak'taki hikayeleriydi.
Şimdi masal oldu.
Bir de iyi haberim var sizlere.
Bizim doktorlar, yüz nakli ameliyatını gerçekleştirdiler.
Dünyada ilkmiş.
"Yüzsüzler sevinsin" dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Irmak kurumuş olsa da, yüzsüzler adına, ben de sevinmedim değil.
Gözlerim, bu ırmağın bir yerlerden sıza sıza, yeniden yatağını bulacağı günlerin özlemiyle bakacak hep.
Güle güle Irmak.
Ben bu şehri, seninle daha iyi tanımış ve daha fazla sevmiştim.