YARGI BAĞIMSIZLIĞI
30 Ocak 2012 Pazartesi
Bilindiği gibi beş yılı bulan bir yargılama sürecinin ardından, Ermeni asıllı gazeteci yazar Hrant Dink cinayeti davasında sona gelindi ve 17 Ocak 2011 günü, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi kararını açıkladı. 18 yaşından küçük olduğu için İstanbul 2. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanarak, 25 Temmuz 2011 tarihinde "Tasarlayarak adam öldürmek" ve "ruhsatsız silah taşımak" suçlarından, 22 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Ogün Samast'ı azmettirmek suçundan yargılanan Yasin Hayal ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilirken, iddianamede cezalandırılmaları istenen diğer sanıkların beraatlarına karar verildi. Henüz kesinleşmiş bir hüküm olmasa da sonuçta yargılamayı yapan mahkemenin, elde edilen delillere ve dosya münderecatına göre verdiği bir karardır.
Karara dair, değişik çevrelerden farklı farklı tepkiler geldi. Görebildiğimiz kadarıyla, bu cinayetin arkasından her ne olursa olsun bir örgüt çıkacağı beklentisinde olanlar, büyük bir hayal kırıklığına uğradılar. Yine görebildiğimiz kadarıyla onlar için, Hrant Dink' in öldürülmesinden daha fazla önem arz ediyordu böyle bir örgütün varlığı. Sırtını hani şu "Derin Devlet" denen melanete dayamış bir örgüt yapılanması çıksaydı işin ardından, o zaman adalet yerini bulmuş olacaktı onlara göre. Ama öyle olmadı. Mahkeme heyeti, böyle bir örgütün var olduğu kanaatinin oluşmadığını açıkladı. Ardından, bugüne kadar hiç benzeri görülmemiş bir gelişme yaşandı ve mahkeme savcısı "Örgüt de vardı, delil de vardı…" şeklinde bir açıklama yaparak, kararı veren mahkeme heyetini adeta örgütü görmezden gelmekle itham etti. Yine çok alışık olmadığımız bir tarzda iki açıklama da Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan tarafından yapıldı.
Sayın Cumhurbaşkanı, kararı "Mahkeme süreci devam ediyor. Gördüğünüz gibi kamuoyunun genel tepkisini görüyorum, rahatsızlıklar var. Mahkeme sürecinin bitmesini beklemek lazım. Nihayetinde temyize gidecek daha gördüğüm kadarıyla. Dolayısıyla kesin karar çıktıktan sonra bakmak lazım" ifadeleriyle değerlendiriyordu.
Sayın Başbakan ise,"Gerek televizyon yayınlarında, gerekse okuduğum gazetelerde kamuoyunda tabi vicdani noktada bir rahatsızlık söz konusu. Tabi bu karar nihai bir karar değil. Bunun temyizi söz konusu. Temyizden ne çıkacağını şuanda kestirmek o da mümkün değil. Temyiz bu karar noktasında çok daha farklı bir kararı verebilir. Bunu da şuanda tabii temyize gidecek bir süreç olduğu için burada yorumlamamız doğru değil. Ama ben her şey burada bitmediği için bu noktada temyiz sürecini izlemekte takip etmekte fayda olduğuna inanıyorum. Tabii ki adalet bir noktada yerini bulur" derken, adeta karara dair bir memnuniyetsizlik beyan ediyordu.
Sonrasında; ilgili, ilgisiz birçok bakan ve milletvekili de konuya dair benzer açıklamalarda bulundular. Bir yandan kendi ağızlarıyla "Henüz yargı süreci devam ediyor" derken, diğer yandan yargılamanın bundan sonraki sürecine gölge düşürecek açıklamalar yapıldı. İşin aslı, ben şahsen bu beyanatları verenlerin Hrant Dink' in öldürülmesini çok da umursadıklarını düşünmüyorum.
Belki bazılarımız büyük bir hüsnüniyetle "Toplumda oluşan infiali yatıştırmak" adına bu açıklamaların yapıldığını düşünecek, bazılarımız da "Onlar ne diyorsa doğrudur" yalakalığıyla alkış tutacak bu beyanatlara. Kim ne derse desin, bu davanın bundan sonraki seyri, bu iki açıklamanın gölgesini taşıyacaktır üzerinde. Hangi gerekçe ile ve kime ait olursa olsun, üzerinde gölge taşıyan bir yargı, asla bağımsız yargı olamaz.