Köşe Yazarları > Engin ARAPOĞLU > İşi ehline vermek
IMKB 100 : 57.331 %(-1,33)
Dolar : 1,8235 TL
Euro : 2,3180 TL

İşi ehline vermek

03 Şubat 2012 Cuma

Engin ARAPOĞLU

Hepimizin "Deprem Dede" olarak bildiği ve tanıdığı Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, geçen gün AKM'de bir konferans verdi.
İnsanların rüyalarına giren aksakallı dedeler misali aklanmış saçlarıyla hiç de iç açıcı sözler söylemedi kendileri.
Özellikle Geyve-Mekece-İznik-Gemlik kolunda bir kırılma olacağını ve meydana gelecek depremden ilimizin şiddetle etkileneceğini kaydetti.
Yani yüreklere su serpmedi her zamanki gibi Işıkara, deprem gerçeğini suratlarımıza çarptı!
Yetkilileri önlem almaya çağırdı, "Bina yapacaksanız adam gibi yapın" diyerek bina yapacakları ve yaptıracakları uyardı.
Sakarya'ya depremden sonra birçok kez geldiğini ve her gelişinde aynı şeyleri tekrarladığını da söyledi.
Hasarlı binaların boşaltılmış olduğunu öğrendiğini ve çok sevindiğini belirtmeden geçemeyen Deprem Dede, Vali Büyük'e de bu meyanda teşekkürlerini arz etti.
Evet, Vali Mustafa Büyük de kendisini izleyenler arasındaydı.
Fakat salonda ondan başka bir yetkiliye rastlayamadım.
Özellikle belediye başkanlarını aradı gözlerim.
Zira başkanlara da seslendi Işıkara, "Oy kaybedin, can kaybetmeyin" diyerek...
İmar izinleri verirken dikkatli olmalarını, özellikle bitişik nizama dikkat etmelerini salık verdi onlara.
Evet, hasarlı binaları boşalttık Deprem Dede, 12 sene geçtikten sonra olsa da boşalttık.
Sadece boşalttık şimdilik, 10–15 sene içerisinde de yıkarız merak etme!
Depremle yaşamayı da öğrendik, hazırız depreme...
Hoş, Afet Koordinasyon Merkezi'ni daha kuramadık ama…
Kurarız canım; yaz var, kış var…
Öğrencilerimizin çoğu çok katlı binalarda oturuyor hala, hasarlı mı değil mi bilmiyoruz binalar.
Canlı canlı mezara gömmüş mü oluyoruz şimdi onları, dediğiniz gibi?
Ah dedem ah!
Kar yağdı lapa lapa biliyorsun.
Daha biz karla mücadele edemedik ki depremle edelim!
Allah'a emanetiz hepimiz…
Hani hastanın başında Kur'an okuyormuş ya hoca…
"Hocam güzel okuyorsun da hasta ölüyor" demişler çevresindekiler.
Bu arada bir şeyin daha altını çizelim:
Prof. Işıkara sözlerini ayetlerle de destekledi.
Hepimizce ibret alınması gereken ayetlerle hem de...
Nisa Suresi 58: Allah size işleri ve görevleri mutlaka ehline vermenizi emreder...
"Bu benim emrim değil Allah'ın emri, ehline verin işi" diye de özellikle vurguladı Işıkara.
Peki, ehline mi veriyoruz işleri ve görevleri?
Çok mu ehil ve alanında uzman isimler yönetiyor şehrimizi?
Bürokrasi kadrosuna baktığımızda, geçmişte çok büyük işler yapmış ve parlak zaferler elde etmiş isimleri mi görüyoruz?
Ya belediye başkanları ve kadrolarına baktığımızda ne görüyoruz?
Bir tane bilim insanı, bir tane profesör var mı içlerinde?
Bir tane mimar, bir tane şehir plancısı belediye başkanımız var mı?
Ya da üst düzey yöneticilik yapmış…
Ciltler dolusu kitaplar okumuş, kitaplar yazmış…
Doğuştan liderlik özelliğiyle bezenmiş, tabiri caizse bulunmaz Hint kumaşı kaç başkanımız var?
Hani, "Bu adamı bir daha aday göstermezseniz şehrin kaybı çok büyük olur" diyebileceğimiz…
Ve belediye kadrolarını oluşturan insanlar, hangi dâhiyane projeleriyle beslediler bu şehri?
Hangi büyük okullardan mezun olup, hangi alanlarda yüksek lisans yaptılar?
Ve meclis üyeleri, hangi cansiperane gayret ve önerileriyle gücümüze güç kattılar?
Uzayıp gider bu liste böyle…
İşi ehline vermek mi demiştin Deprem Dede?
İşi ehline vermek…
Ne güzel söylemişsin.

Bom Bom Kuponu, Sezar Altin