IMKB 100 : 57.331 %(-1,33)
Dolar : 1,8235 TL
Euro : 2,3180 TL

O DA NE ?

18 Şubat 2012 Cumartesi

Türkiye Yazarlar Birliği Sakarya Şubesi'nce… Her ay, bir ya da birkaç kez, toplantı tertip ediliyor.
Çoğunlukla Sadi Tanış Kültür Merkezi'nde düzenleniyor bu toplantılar.
Katılımcılar da konuşmacılar da çok ama çok kaliteli, birikimli ve bu konuların ehli kişiler.
Bilgileniyor olmamın verdiği sevinç ve mutluluk yanında, Sakarya'da bu tür faaliyetlerin yapılıyor olmasını da önemsiyorum.
Eskiden, bizim lisede okuduğumuz yıllarda, ayda yılda, ünlü bir konuşmacı gelecekti de, onların konuşmalarından istifade edecektik. Ne kadar da talihsizdik.
Bu gün ise durum çok- çok farklı. Konusunda uzman kişiler, elinizi uzatıp da dokunacağınız kadar yakın sizlere. Ancak toplantılar, bizim zamanımızdaki kadar doluluk oranına ulaşamıyor.
Üzüldüğüm bir konudur bu. Öğrenciler bu tür eğitici faaliyetlere neden rağbet etmez, neden beyinlerindeki sorulara cevap arayan niteliklerde sorular sorarak, hem kendi beyinlerini aydınlatıp hem de diğer katılımcıların ufuklarını açma konusunda faydalı olmaz ya da olamazlar anlayabilmiş değilim.
Bana mı öyle geliyor bilmem. Biz öğrencilik yıllarımızda epey kitap okurduk. Bir kitabı beğenen bir arkadaşımız onu diğer arkadaşlarına da verir okumasını sağlar, bu güzel döngünün devamı sonrasında, onlarca kitabı, ortaklaşa okumuş arkadaşlar gurubu oluşurdu.
Bana mı öyle geliyor bilmem, bizim iyi edebiyat öğretmenlerimiz vardı.
Bana mı öyle geliyor bilmem, biz bu kuşaktan daha fazla kitap okumuş bir nesiliz.
Ve yine bana mı öyle geliyor bilmem, bir kitabı elden ele dolaştırarak onlarca kişinin okumasını sağlayan bir kuşaktan geliyoruz.
Sadi Tanış Kültür Merkezi'nde, en son, Prof. Dr. Hakan Poyraz'ın konuşmacı olarak katıldığı Türk Felsefesi üzerine söyleşisi'nin ikincisi gerçekleştirildi.
Prof Dr. Hakan Poyraz, "Türk Felsefesi olur mu?" diye yola çıkmış.
"Felsefe bir kültür ve dil içinde üretilir" diyor Hakan Hoca. " Felsefe kültürün üst düzey etkinliğidir. O halde, Türkçenin içinde yapılan felsefe faaliyetine, Türk Felsefesi denir. Fransız, İtalyan, İngiliz, felsefesi olduğuna göre Türk Felsefesi de olabilir." Diye de ekliyor.
Sonrasında daha da detaylandırıyor konuyu.
Lise yılları demişken, aklıma geldi.. Malum, güreşle ilgileniyorduk ya.. Arkadaşlar Judo'ya da davet ederlerdi beni. "Ben başarılı bir güreşçiyim, gelir gelmez hangi kuşaktan başlatacaksınız", diye sorduğumda, "beyaz kuşağın hazır", derlerdi. Gülüşürdük. Zira yeni başlayan bebeler bile, ilk beyaz kuşakla başlarlardı. Örnek ne derece uydu bilmiyorum ama benim felsefe bilgim de Beyaz Kuşak'tan başlayacak kadar olduğundan, hiç de soru sormadan izledim bu konuşmaları.
Sonrasında daha da detaylandırıyor demiştim ya bakın neler söylüyor profesörümüz;
Bu çerçevede Türk Felsefesi; 1- Türk kültür dairesi içinde ortaya konulur. 2- Türkçenin mantığı içinde yapılan bir faaliyettir. Türk felsefesi nihayetinde bir felsefe yapma tarzıdır. Felsefi sorunları bu dilin mantığı içinden açıklamaya çalışmaktadır. Her dil felsefe yapma olanağına sahiptir. Eksik olan dil değil dilin işlenmesidir. Her dilin, varlığı anlama tarzı diğerinden farklıdır.'
Söyleşi, katılımcıların soruları ile tamamlanıyor tamamlanmasına da gözlerim bütün okulların müdürlerini, edebiyat öğretmenlerini ve öğrencileri arıyor.
Ve bulamıyor.
Bana da;
Bunlardan da öğretmen olacak ha?
Bunlardan da öğrenci olacak ha?
Diye diye, sokaklarda, kendi kendine deli gibi söylenmekten başka bir şey kalmıyor.
Ben, benim zamanımdaki bütün okul müdürlerinin ve edebiyat öğretmenlerinin ellerinden öpüyorum.
Şimdikiler inanmayacaklar ama bizim zamanımızda münazaralar yapılıyordu abiler…
Şimdi tek korkum, içlerinden birinin çıkıp " O da ne ?" demesidir ki, kafamı ilk vuracağım duvarlara en yakın yol nereden çıkar, onu bari bilsem, diyorum

Bom Bom Kuponu, Sezar Altin