Felah Grubu. Kurtuluş Savaşı-'nı desteklemek amacıyla İs-tanbul'da kurulan gizli örgüt. 23 Eylül 1920'de "Hamza Grubu" adıyla, Yüzbaşı Ne-şet Bey tarafından kuruldu. Ankara'da Genelkurmay'a bağ-lı olarak faaliyetlerini sürdür-dü. Bazı şifrelerin İngiliz işgal kuvvetlerinin eline geçmesi ve Yüzbaşı Şakir Muzaffer Bey-'in iki taraflı çalıştığının anla-şılması üzerine grup, sırasıyla "Mücahit", "Muharip" ve "Felah" adlarını aldı (16 Şubat 1921). Topçu Yarbay Eyüp Bey (Durukan) tarafından kurulan ve or-dunun elindeki silahları işgal kuvvetle-rine teslim etmeyip gerektiğinde kulla-nılmak üzere güvenilir kişilere veril-mesi için çalışan "Askerî İmalat Gru-bu" da 23 Mayıs 1921'de Felah Gru-bu'na katıldı. Anadolu'ya asker ge-çirme, silah kaçırma ve bilgi ulaştırma işlerini yürüten örgüt, 26 Ekim 1923'te lağvedildi. Ancak bu üç yıl bir ay süre faaliyet gösteren örgütün Milli Mü-cadele sonrasında özellikle Adapazarı ve çevresinde yaptığı faaliyetler hep ta-rihin içinde kaldı. Konya Selçuk Üni-versitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Ta-rihi Araştırma ve Uygulama Merkezi yayını olan "ATA Dergisi"nde 1992 yı-lında yayımlanan bir makalede "Felah Grubu"nun faaliyetleri kaleme alındı. Makalenin bir bölümünde Yavuz Zırhlısı'ndan sökülerek Anadolu'ya gönderilen 8,8'lik top kürsü ve önemli yedek parçanın Sapanca ve Arifiye üzerinden Eskişehir ve An-kara bağlantısı ile Samsun'a kaçı-rıldığı yazılı. Bakın o bölümde neler yazılmış "Sakarya Meydan Muhare-besi'nin zaferle neticelenmesinden son-ra, İstanbul'dan sevk edilen silah ve cephane miktarında büyük artışların ol-duğu gözlenmektedir. Nitekim Millî Müdafaa Grubu emrinde çalışan kaymakam Kemal Bey, İtalyan yetkililerle yapmış olduğu temaslar neticesinde 100 milyon Alman fişeğinin satın alınmasını sağlamıştır. Bunun üzerine Millî Müdafaa Vekâleti, İstanbul Gru-buna iletilmek üzere, İnebolu Mevki Kumandanlığına gönderdiği telgrafta, mezkûr cephanenin tutarı olan 100 bin liranın hazır olduğunu, istenildiği tak-dirde banka vasıtasıyla derhal gönderi-lebileceğini bildirerek, tüm cephanenin şevkinin temin edilmesini ve durumdan vekâletin haberdar edilmesini iste-miştir. Ayrıca Kasım 1921 başlarında Felah Grubu tarafından 8,8'lik toplara mahsus bir kürsü ile 16 adet yedek malzemesi Samsun'a sevk edilmiş, böylece Yavuz Zırhlısı'ndan sökülerek trenle Arifiye'ye, oradan da Samsun'a götürülen 8,8'lik toplar için ilk malze-meler sağlanmış oldu. Millî Mücadele'de çok büyük hizmet-ler vermiş olan bu ateş gücü yüksek olan toplara ait mermi ve muhtelif cephane sevkıyatı arta-rak devam etmiştir. Nitekim 8 Haziran 1922'de Yavuz batarya-larına ait zayıf tesirli 1000 atım kadar mermi daha Karadeniz li-manlarına gitmek üzere yola çı-karılmış, 7 Temmuz 1922'de Fe-lah Grubu tarafından Yavuz ba-taryalarına mahsus zayıf tesirli 150 adet tahrip mermisi ile altı sandık içinde 18 adet tenvir mermisi 'Minerva' vapuru ile Samsun'a gönderilmiştir. 30 Ekim 1922'de ise yine bu bataryalara ait 150 adet adî müsademe mermisi ve 100 adet tapa Altay vapuru ile Samsun'a gönderil-miştir. Bunların yanı sıra, 18 Aralık 1921 tarihinde Muavenet-i Bahriye He-yeti tarafından bir deniz tayyaresi ile Turgut Reis Zırhlısı'nın 7,5'luk toplarına mahsus 256 atım mermi İzmit'e gönderilmiştir. 12 Kasım 1921'de Muavenet-i Bahriye Heyeti tarafından hazırlanan iki tayyare, yedek aksamı ile birlikte İzmit Menzil kumandanlığına sevk edilmiş, Felah Grubu ise 20 Şubat 1922'de piyade mermisi, uçak mermisi, çeşitli askerî malzeme ve silah, 30 Ekim 1922'de de yedek aksamı ile birlikte iki deniz uçağını İzmit'e göndermiştir".
Tavsiyemiz "Felah Grubu"nun faaliyetlerini okumanız ve Milli Mücadele sonrası İstanbul-Anadolu Bağlantısı'nı o dönemin tanıkları ile incelemenizden yana.
MOLLA YUSUF CAMİİ
İlçeye bağlı Maksudiye Köyü'nün Beylikışla diye anılan bölge girişinden sola dönüldüğünde kısa bir yol gidişi sonrasında köyün Molla Yusuf Mahallesi'ne varılır. Mahallenin camisi olarak kullanılan ve Türkçe ile yazılı bulunan kitabesinde belirtilen tarihe göre 1892 yılı yapımı olan caminin dikdörtgen bir plan üzerine inşa edildiği görülmektedir. Kubbesi bulunmayan caminin üstü ahşap bir çatı ve kiremit ile örtülmüştür. İçeriden ahşap bir tavana sahip yapının tavan süslemelerinin basit motiflerle bezendiği dikkat çeker. Altı büyük penceresi bulunan camii yöre halkı tarafından iyi bakım görmekte olup bahçesi yaklaşık 350 m² olup 175 kişilik cemaate aynı anda ibadet imkânı sağlayan iç alanı 138 m²'dir. Camii bulunduğu mahallenin adını almanın yanı sıra 17 Ağustos 1999 Depremi sonrasında aldığı hasarlar nedeni ile kapsamlı bir onarım geçirmiştir.
Geyveli Ergün ARIKDAL
Türkiye'de metapsişik alanda birçok konuda "ilk"lere imza atmış, Türkiye Meta-psişik Tetkikler ve İlmi Araştırmalar Derneği'nin en uzun süre başkanı ol-muş metapsişik araştırmacı, yazar, manyetizör, ope-ratör (hipnotizör) ve Med-yum Ergün Arıkdal, 21 Ka-sım 1936'da Geyve'de doğ-du. Annesinin adı Hafize Hanım, babasının adı Meh-met Nuri'dir. Üç erkek kardeşin en küçüğüdür. Annesi ev kadınıydı, babası ise devlet demiryollarında "de-miryolu hat müdürü" olarak çalışıyordu. Babası devlet memuru olduğu için, çocukluğu ve gençliği yurdun farklı illerinde geç-miştir. Bu vesile ile daha küçük yaşta Anadolu'nun muhtelif yö-relerini gezme ve tanıma fırsatı bulmuştur. Babası Mehmet Nuri Bey, o zamanlar Osmanlı İm-paratorluğuna bağlı olan Şam ilinde doğmuş, annesi Ha-fize Hanım ile evlenmeden önce Musul, Kerkük, Şam, Halep, Ürdün illerinde bulunmuş ve gençliği Birinci Dünya Savaşı ile Kurtuluş Savaşı arasında "demiryolu zabiti" olarak "Hicaz" diye de anılan güney cephesinde, hem demiryolu inşaatı yaparak hem de savaşarak geçmiştir. 1950 yılında ortaokulda okurken, ağabeyinin İstanbul'dan gelirken yanında getirdiği, o zamanlar üstat Bedri Ruhsel-man'ın yayınladığı Ruh ve Kâinat dergisi ile tanışmış ve O andan itibaren dergiye bağlanmıştır, "tasavvuf"a ve "Platon"a ilgi duymaya başlamıştır. Hayatını tam bir ruhçu, büyük bir vazife insanı olarak yaşamış, bir örnek oluşturmuş, birçok "ilk"e imza atmış, birçok talebe yetiştirmiş, ruhsal araştırmalarını büyük bir disiplin içerisinde sürdürmüş, daima Türkiye'yi gelecekteki fonksiyonuna hazırlamaya gay-ret etmiştir. Bu amaçla 1992 yı-lında hayatının en büyük ga-yelerinden olan ve ruhsal bilgileri daha geniş kitlelere ulaştırma amacını taşıyan "Meta FM 105.6"yı kurmuş, 1994 yılında geleceğe ait büyük fonksiyonun zemini olarak "BİLYAY-İnsanlığı Birleştiren Bil-giyi Yayma Vakfı"nı kurmuştur. Vakfın kurucu başkanı olan Ergün Arıkdal, bu vazifesini de ve-fatına kadar devam ettirmiştir. Hayatı boyunca maddiyatı daima ikinci planda tutarak tam bir teslimiyet içinde yaşamıştır. 6 Ocak 1997 ta-rihinde vefat etmiştir.
Ruhçu bilgiyi Türkiye'ye ve dünyaya yaymak için "Ruh ve Madde Yayınları"nı kurmuş ve bugüne kadar sayısız eserin insanlığa
ulaşmasına daima öncülük etmiştir.
Yapıtları arasında "Nazari ve Tatbiki İpnotizma, Manyetizma ve Telkin", "Medyumluk", "Ansiklopedik Metapsişik Terimler Sözlüğü", "İpnozun Gerçek Yüzü", "Ruhsallık Üzerine Denemeler",
"Değişime Doğru" adlı eserler ile sayısız
makale, çeviri, derleme sayılabilir.