Köşe Yazarları > Zihni AÇBA > İKİ AYDA NE DEĞİŞTİ?
IMKB 100 : 57.331 %(-1,33)
Dolar : 1,8235 TL
Euro : 2,3180 TL

İKİ AYDA NE DEĞİŞTİ?

20 Şubat 2012 Pazartesi

Aşağıdaki paragraf, 24 Kasım 2011 tarihinde TBMM' nde kabul edilen 6250 sayılı "Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" diğer adıyla "Şike Yasası" olarak bilinen kanunu 2 Aralık 2011 tarihinde veto eden Cumhurbaşkanı Abdullah Gül' ün, veto gerekçeleri arasında yer alan bize göre en anlamlı ve en önemli bölümdür. Yazılı olarak köşkten yapılan geniş açıklamanın ardından, kendileri de şifai olarak özellikle bu paragrafta yer alan "Kişiye özellik" görüntüsüne ısrarla vurgu yapmışlardır.
"…Diğer taraftan, 6222 sayılı Kanunda değişiklik öngören bu Kanunun gerekçesinde, yapılan değişikliklerin, diğer kanunlarda öngörülen suçlara verilen cezalar dikkate alınmak suretiyle adil ve hakkaniyete uygun cezalar belirlenmesi amacıyla gerçekleştirildiği belirtilmekte ise de, kamuoyunda, genel ve gereklilikten doğan bir düzenleme olmaktan ziyade, halen yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında bulunan kişilere yönelik özel bir düzenleme olduğu intibaını uyandırdığı, bu durumun da değişikliğin esas amacı dışında özel bir saikle hazırlandığı eleştirilerine sebebiyet verdiği görülmektedir.".
Sayın Cumhurbaşkanı bu kararıyla demiştir ki; bu yasa değişikliği, gerçek amacı olan sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye yönelik değil, halen yargılanmaları süren birilerini kurtarmaya yönelik bir değişiklik olacaktır. En azından kamuoyu nezdinde ki görüntünün bu olacağına ısrarla vurgu yaparak, yasa değişikliğini yeniden incelenmek üzere TBMM' ne iade etmiştir. Daha sonra meclis yasayı tekrar görüşmüş ve aynıyla kabul ederek göndermiş ve Cumhurbaşkanı da onaylamıştır. O günlerde Sayın Cumhurbaşkanı'nın vetosuna en çok bozulan iktidar partisi sözcüleri bile meseleyi, "Sayın Cumhurbaşkanımız kendi iradelerini ortaya koymuşlardır. Böylece Çankaya noteri olmadıklarını da göstermişlerdir…" v.s şeklinde değerlendirmelerle geçiştirmişlerdi. Ben inanıyorum ki; o veto kararı ile Sayın Abdullah Gül, o yasaya evet diyen TBMM üyesi milletvekillerinin dışında herkesin takdirini kazanmış ve büyük alkış almıştı. Meclisten kendilerine gönderilen yasanın üzerinde yaptığı ve yaptırdığı bir haftalık incelemenin ardından açıklanan bu veto kararı, kamu vicdanına su serpmişti adeta.
Çok fazla eski değil, daha iki ay önce yaşanmıştı bu hadise. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı olarak Sayın Abdullah Gül, "Yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında bulunan kişilere özel bir düzenleme" yapılamayacağını, üzerine basa basa ifade etmişti. Ne oldu bilinmez, nasıl oldu bilinmez. Aradan iki ay kadar kısa bir süre geçti ve bugüne gelindi.
Hepimizin malûmu olduğu üzere KCK soruşturması kapsamında suç işledikleri veya suça karıştıkları iddiasıyla göz altına alınan bazı kişilerin, kendilerinin MİT mensubu olduklarını beyan etmeleri ve yine MİT mensubu olarak terör örgütü içerisine sokulan pek çok görevlinin, görev sınırlarını aşarak, suç teşkil eden bir çok eylemlere karıştıklarının ve katıldıklarının tespit edilmesi üzerine, eski ve mevcut üst düzey MİT yetkilileri ifadeye çağırılmışlardı. Bir anda ortalık karışmış, başından beri KCK soruşturmasını yürüten emniyet görevlileri görevlerinden alınmış, soruşturmayı yürüten özel yetkili savcı söz konusu davadan alınmıştı. Bu tedbirler yeterli görülmemiş olacak ki; iktidar partisi tarafından hazırlanan "MİT Kanununda değişiklik" öngören bir kanun teklifi de jet hızıyla meclisten geçirildi ve Cumhurbaşkanlığına sevk edildi.
Yapılan yasa değişikliğinin kişilere ve sürmekte olan bir soruşturmaya özel olduğu o kadar açıktır ki tek eksiği, isimleri zikredilerek "Filanca ve falanca kişilerin Başbakan'ın koruması altına alınması.." ifadesinin bulunmayışıdır. Normal şartlarda ne olması gerekir? Eğer Sayın Cumhurbaşkanı, iki ay önce şike yasası ile ilgili olarak bir haftalık bir değerlendirmenin ardından "Veto" kararını veren Cumhurbaşkanı ise, bu yasa ile ilgili olarak bir gün bile beklemeden yine aynı kararı vermesi gerekirdi. Ama öyle olmadı. Evet, karar bir gün bile geçmeden çıktı ama iki ay öncesinin tam aksine "Jet Onay" olarak çıktı.
İnanıyorum ki; kamu vicdanı iki ay önce "Veto" kararını ne kadar takdir edip alkışlamışsa, bugün de "Jet Onay" ı aynı ölçüde yadırgamakta ve protesto etmektedir. Hiç kimse merak etmese de ben merak ediyor ve soruyorum:
İki ayda ne değişti?

Bom Bom Kuponu, Sezar Altin