11 Aralık 2017

Mustafa TOPKARA5 Kasım 2017 , Pazar

Mustafa TOPKARA

ADEM VE HAVVA’NIN BAĞLANMA SORUNU

Sizce,
Adem ve Havva birbirine bağlanırken “bağlanma korkusu” yaşamışlar mıdır?
Adem ve Havva “özgürlük” sorunu yaşamış mıdır?
Sorular saçma mı geldi?
Anlamsız oldu, değil mi.
Peki, neden?
“Özgürlük iki kişiyle başlar” der, Hans Peter Hesse.
Bizim için bugün gündelik hayatın ana sorunları haline dönüşen bu konular eğer varoluşsal en temel meselelerimizse,
neden Adem ve Havva olduğunda anlamsız hale geliyor?
***
Özgürlüğün gündelik dildeki tanımı;
Herhangi bir koşulla sınırlanmaya, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumudur.
Felsefi tanımı ise;
Insanın her türlü “dış etkiden” bağımsız olarak kendi istencine, kendi düşüncesine göre karar vermesi durumudur.
***
Bugün ilişkilerde yaşanılan “özgürlük sorunu” bu tanımları kapsıyor mu?
Şu “dış etki” meselesi nedir?
“Dış etki”nin dıştan mı yoksa içten mi kaynaklandığını belirleyecek bir ölçek var mı elimizde?
Hiçkimse “bireyin” kafasına silah dayayıp onu ilişkiye zorlamadığına göre,
hem toplumun bireye dayattığı özgürlük sorunu hem de flört/evlilik ilişkilerinin bireye dayattığı özgürlük sorunu ,bu tanımların neresine oturuyor?
Toplumun yargılaması karşısında yaşanan sıkışmışlık ve bu kaygı nedeniyle “kendi olmaktan vazgeçme” durumunu
neden özgürlük sorunu olarak görüyoruz da bireyin onanma ihtiyacı, bağımlılığı, kişisel kaygısı olarak tanımlamıyoruz?
Neden bireyi değil de toplumu değiştirmeye çalışıyoruz?
(bu bakış açısının ilişkiye yansıması kişinin kendini değil karşısındakini değiştirmeye çalışmasıdır)
Yargısız bir toplumda yaşadığında acısı dinecek, sorunları bitecek mi, insanın?
Böyle bakmamızın doğal sonucu, ilişkilerde yaşanan özgürlük başlığı altında toplanan sorunlarda dikkatin hep karşı tarafa yönelmesidir…
“Neden kendi özgürlüğünü korumakla ilgili sorumluluk almıyorsun” eleştirisi değil,
“neden onu özgür bırakmıyorsun” eleştirisi öne çıkıyor bu nedenle.
O bizi özgür kılmadığı için özgür olmuyoruz.
Sanki özgürlük birinin bize lutfedeceği bir şeymiş gibi!
***
Bugün kırk yaş altı erkek ya da kadınların gündelik hayatının en önemli ilişki sorunlarından birisi olan bu meselenin özü;
“Olası daha iyi bir seçeneği kaçırıyor olmakla ilgili kaygıdır”.
“Olası daha iyi seçeneği kaçırıyor olma kaygısı”.
Herhalde bu eskiden beri varolan bir kaygı durumu değildir.
Yani bundan bin sene ikibin sene önce insanlar bu kaygıları yaşıyor değillerdi.
Peki, bu nasıl bu kadar önemli halde geldi bugün?
Bence açık;
Rekabet üzerine oluşmuş bir toplum yapısı, ilişkiye ulaşma imkanının ele sığan bir telefon kadar yakın olması ve flörte & ayrılığa dair toplumsal yargıların incelmiş olması.. Bunlar karşımıza yepyeni bir ilişki fenomeni çıkarttı ve bu fenomene dair ihtiyaçlar ve kaygılar.
Babam annemle evlenirken “yarın daha iyisiyle karşılaşır mıyım, karşılaşırsam ne yaparım” kaygısını herhalde yaşamamış mıdır?
Bunu soru olarak babama sorduğumu hayal ediyorum da
“ne saçmalıyor bu oğlan” diye alık alık yüzüme bakardı muhtemelen!..
***
Bu bize şu “gerçeği” getiriyor;
Ilişkiler elimizdeki telefon kadar bize “yakınken”,
Kafamızın içi rekabetle doluyken,
daha iyisi olma çabasıyla ruhumuz dinamitlenmişken;
bizim bir ilişkiye kendimizi bırakmamız,
aidiyet geliştirmemiz çok zor.
Belki de mümkün değil.
Olmaz bir şeyi istiyoruz belki de “bugünün araçlarını kullanıp (onların yarattığı kaygılarla boğuşup) geçmişteki ilişkilerin bağlarını istemekle”.
***
Özgürlük hissini parçalayan “daha iyisinin olma ihtimalini kaybetme endişesi”
nasıl bir gerçekliğe gönderme yapıyor?
Olası daha iyi seçeneğin karşısına çıkma kaygısını yaşayan kişinin kaygısının dinme ihtimali var mı?
Hayır!
Bu gerçek bir kaygı mı?
O da hayır!
Biz psikolojide buna “nevrotik endişe” diyoruz.
Anxiety’nin psikopatolojideki tanımı da budur;
“Nedensiz kaygı”.
“Yola çıkarsam ve başıma bir saksı düşerse”,
“Caddede kaldırımda yürürsem ve yoldan çıkmış bir araba gelip beni ezerse”,
“Cinnet geçirir ve evdeki bıçaklarla çocuklarımı, en yakınlarımı doğrarsam”…
Cümle olarak mantıklıdır, milyonda bir olsa da olasıdır, ancak gerçekliğe dair içi boştur..
Kaygıyı yaşayanaysa çok gerçekçi gelir.
“Daha iyisi karşıma çıkarsa ve bu ilişki elimde olduğu için o fırsatı kaçırırsam” kaygısının gerçekliği,
yukarıda saydığım nevrotik kaygılardan daha fazla değildir,
bu kaygı da diğerleri gibi nevrotiktir.
Toplarsam;
“Kendimi bu ilişkide özgür hissetmiyorum” diye tanımladığınız şey,
aslında nevrotik bir kaygıdan başka bir şey değildir.
Kaygınızı da hiçkimse dindiremez.
Kaygı, dindirilen şeye bağımlı hale gelir.
Kaygıyla ancak tanınarak, anlaşılarak başa çıkılabilir..
Demem o ki “kendimi özgür hissetmiyorum” derken, aslında ne demek istiyorsun,
bi daha düşün istersen!..
Herkese iyi pazarlar…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 8 Kasım 2017 , Çarşamba

onur cevherler

ŞEMSİYELİ PARK etrafındaki oturma banklarını beladiya kaldirmiş. WC yi de kapatmiş.Siz kimin beladiyasısınız? Halkın beladdiyesi değilmiseniz? Banklarımız koyula, WC miz açıla.

Tarih : 6 Kasım 2017 , Pazartesi

kadri birlent karaçaylı

Uzun çarşı onarımı için, malzeme deposu olarak Ağa cami ve Orhan cami meydanı kullanılmış.Aylardır her iki cami avlusu işgal altında. Ağa camiinde cami duvarlarına kadar dayanmış, cami her taraftan malzeme ile örtülmüş, işgal yanında, her iki cami çevresi kirletilmiş, moloz yığınına dönüştürülmüştür.Oysa, mevzuatta, müteahhidin şehir dışında deposu olur ve ihtiyaç oldukça oradan, doğrudan inşaata nakliye yapılır, şehir içinde, cami önleri, meydanlar, cadde ya da sokaklar , yani umuma ait kamu alanları işgal edilmez.Nasıl bir belediyecilik ise iki seneden beri her iki cami önü işgal edilmiş, görüntü ve çevre kirliliği oluşturulmuş ve halkın ortak yürüyüş alanları işgal edilmiştir.Sakarya belediyemizin kulakları çınlasın!

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 


 

 



 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA