19 Haziran 2018

Mustafa Ali AYKOL30 Mart 2018 , Cuma

Mustafa Ali AYKOL

Avrupa'nın "kendi değerleri" ile çelişkisi

Dünya'da "Avrupa (Batı) değerleri" olarak bilinen fakat aslında evrensel olan birtakım ilkeler var. Serbest piyasa, toplumsal barış, özgürlük, demokrasi gibi. Bunlardan bazıları, çıkış itibari ile Avrupa kökenli olduğu için Avrupa'ya ait sanılıyor. Oysa ki; bu ilkeler insanlığın binlerce yıllık birikimi sonucunda ortaya çıkmış, şekillenmiş ve gelişmiş olan ortak bir mirasın ürünleri.
Doğu'dan da çıksa Batı'dan da çıksa; insanlığın gelişimine katkıda bulunan fikirler ve eserler bütün insanlığın ortak mirasıdır. Bu sebeple, nereden çıktığına bakılmaksızın değerli ve kıymetlidir. Benim bu yazıda üzerinde durmak istediğim asıl konu; Batı ülkelerinin  kendileri ile anılan bu değerlerle çelişkisi.
Bazı Batı ülkeleri kendi yaptığı şeylerin aynısı veya benzeri başka ülkelerde yaşandığında hemen demokratik hak ve özgürlüklerden dem vuruyorlar. Örneğin, HDP'nin eski genel başkanı Selahattin Demirtaş'ın "Şiddet çağrısı ve propagandası" yapması sebebiyle hapse atılmasına "Türkiye'de özgürlüklerden ve demokrasiden endişeliyiz" şeklinde tepki gösteren Batı, söz konusu kendi ülkeleri olduğunda ise eleştirdiği şeyin katmerlisini yapmaktan geri durmuyor. Hiçbir şiddet eğilimi ya da çağrısı olmadan demokratik bir şekilde bağımsızlık referandumu yapan Katalonya Özerk Yönetimi eski Başkanı Carles Puigdemont'un Almanya-Danimarka sınırını geçtikten sonra Alman polisi tarafından gözaltına alındığı geçtiğimiz günlerde basına yansıdı.
Benzer şekilde; Türkiye'yi sürekli olarak  "Basın özgürlüğü" üzerinden vuran Batı, eski CIA ajanı Edward Snowden'in Amerika'nın gizli belgelerini sızdırdığı The Guardian gazetesine İngiliz polisi baskın yapıp bütün kayıtları yok ettiğinde Batı'dan bir ses yükselmemişti.
Bu noktada, Prof. Dr. Atilla Yayla'nın  da dediği gibi şu soruyu sormak zorunlu hale geliyor:  Batı ülkeleri demokrasiyi ve demokratik hak ve özgürlükleri gerçekten birer değer olarak mı savunuyor, yoksa millî (yani devletlerinin) çıkarlarına hizmet edecek bir dış politikanın aracı olarak mı kullanıyor?
Cevap gayet açık. Batının ikiyüzlülüğü  gayet net. Fakat bunu söyledikten sonra şunu da söylemek gerekir ki; Batı'nın ikiyüzlülüğü, demokrasinin, insan haklarının, basın özgürlüğünün vb. ilkelerin öneminden bir şey götürmüyor. Yazının başında da dediğim gibi, bunlar Batı'nın değil, tüm insanlığın değerleridir.

"Zararlı" gıda ürünlerinin reklamlarının yasaklanması

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), yüksek kalorili yiyecek ve içeceklerin reklamını yasaklama kararı aldı. Bu yasak kapsamında; cips, kola, çikolata, şeker, meyve suları, enerji içecekleri ve gazlı içeceklerin reklamının yapılması kısıtlanacak. Sağlık Bakanlığı'nın hazırlayacağı kırmızı listeye giren tüm yiyecek ve içeceklerin reklamları yayından kaldırılacak ve bir daha yayınlanmayacak.
Sorunlar yasaklarla çözülemez. Devletlerin varlık sebebi itibariyle bir takım yasaklar koyması oldukça normal. Mesela; insanların mal ve can güvenliğini sağlamakla yükümlü olan devletlerin hırsızlığı ve adam öldürmeyi yasaklamasını kimse yadırgamaz. Fakat; devletlerin kuruluş amaçlarından uzaklaşıp kendilerine farklı amaçlar ve ulvi görevler yüklemesi sonucunda toplumsal hayata daha fazla hakim olmak amacıyla yasakların sayısı oldukça artmıştır. Devletin, kendi varlık amacından uzaklaşıp yasaklar listesini şişirmesinin en son örneği olarak RTÜK'ün bu kararını ele alabiliriz. Devlet, bu kararı alırken kendini vatandaşın dadısı yerine koymuş ve onun için hangisinin doğru hangisinin yanlış, hangisinin sağlıklı hangisinin sağlıksız olacağına karar verme hakkını kendinde bulabilmiştir. Oysaki bu kararı gerek özgürlükler açısından, gerek de ekonomik açıdan ele aldığımızda yanlışlığını görebiliriz.
Ekonomik açıdan Türkiye'deki gerek yerli gerek uluslararası markaların yoğunlaştığı alanlardan biri gıda. Cips, kola, çikolata bu pastanın önemli parçalarını oluşturuyor. Hem bu markaların reklam yapıp ürününü pazarlama ihtiyacı, hem de radyo ve televizyon kanallarının bu markalardan gelecek olan reklam payına olan ihtiyacı bu karar alınırken ne kadar düşünüldü? Özgürlükler açısından düşünecek olursak; Türkiye'de üretimine izin verilen, satışı yapılan ve (en azından şimdilik) herhangi bir kısıtlamaya maruz kalmayan bu ürünlerin pazarlanmasındaki en önemli aşama olan reklam hakkını kısıtlamak girişimcilik özgürlüğüne balta vuran bir karardır. Ayrıca, karar alıcıların sandığı gibi radyo ve televizyonlarda bu ürünlerin reklamları yayınlanmadığı zaman; bu reklamlar Youtube gibi sosyal medya platformlarında kendine yer bulur. İletişim çağında bir ürünün reklamını yasaklamakla bir yere varılamaz.

Dipnot: Yasaklardan bahsetmişken; malum, Kütüphane Haftası'nın içerisindeyiz. "Özgür kütüphane" sloganı ile Dünya'nın her noktasında insanların bilgiye ulaşımını sağlayan wikipedia'ya hâlâ ülkemizde erişim engeli var.  Bu erişim engelinin bir an önce kalkması dileğiyle...


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA