19 Haziran 2018

Mustafa TOPKARA9 Nisan 2018 , Pazartesi

Mustafa TOPKARA

BAĞLANMA KORKUSU NASIL AŞILIR?

Bağlanma korkusunun nasıl aşılacağını anlamak için,

öncelikle bağlanma korkusunun genel özelliklerinin bilinmesi gerek.

Bunu bilmeden sorunun nasıl çözümleneceğini bilemezsiniz.

Sorunu çözmeye dönük tüm stratejiler ya daha baştan çökecek ya da bir iki adım sonra iflas edecektir.

Bağlanma korkusunun “çözümünü engelleyen” belli başlı karakteristik özellikler şunlardır:

 

  1. Bağlanma korkusu, yüzeyde “iki” farklı alanla kendini gösterir; “karşısındakinin bağlanmasına karşı kaygı” geliştirme ve “ilişkinin daha koyulaştığı anlamına gelen durumsal değişiklikler”. Bağlanma korkusu yaşayan kişi kendisinin bağlanacağını, ayrılık zamanı geldiğinde de ayrılık acısı çekeceğini düşündüğü için bağlanmaktan “kaçınmaz” (böyle düşünür). Karşısındakine karşı “Suçluluk ve Kaygı”temel sorunudur.
  2. Bağlanma korkusu olanlar “bağ geliştirmeyeceklerini düşündükleri kişileri seçeler”. “Bağlanmak istemiyorum” deseler de bağlanmayı isterler. Sorun istememeleri değil, bundan korkmalarıdır. Bu nedenle korkmalarına rağmen ilişki yaşamaktan “geri durmazlar”. Ya daha baştan karşısındakine duygu hissetmedikleri kişileri seçerler ve zihinlerinde bu ilişkinin geçici olduğu, bunu birgün bitireceklerini düşünürler. Ya karşısındakinin ilişkide olmadığı, kendisinin aşık olduğunu hissettiği, bu ilişkideki duygularının gerçek duygu olduğunu düşündükleri kişileri seçerler. Ya da ilişkinin oluşmasını engelleyecek coğrafi, kültürel, sosyal, engellerin olduğu kişileri seçerler... Bu üç durumda da kaygı giderici düzenekler vardır; birincisinde daha baştan ayrılık masadadır, karşı tarafa bu husus sürekli hissettirilir, böylece bir yandan ilişki yaşanırken diğer yandan kaygı dindirilir. Ikincisinde karşısındaki bağlı değildir, bu durum rahatsız edici olsa da kişinin kaygısını dindirir. Üçüncüsünde ilişkiyi engelleyen başkaca engeller söz konusudur, engel varolduğu sürece kaygı dinmektedir.   
  3. Bağlanma korkusu bugünün sorunu değil, ilk insandan beri varolan bir sorundur. Bugünün farkı, bugün bunun bir “sorun” olduğunun düşünülmesidir.
  4. Bağlanma korkusu kişi tarafından olağan gündelik akışta “hissedilmez”. Bağlayıcı bir süreç başlattığı düşünülen durumlar ve karşıdakinin geleceğe dair plan yaptığını hissetmek kişiyi tedirgin eder, bu anlarda korku ortaya çıkar. Genel bir duygu durumu değildir.
  5. Bağlanma korkusu olanlar çoğu zaman bunu reddederler. Sorunun karşısındakilerinin aşırı bağlanması, aşırı sevmeleri olduğunu düşünürler. Bağlanma korkuları olduğunu “kabul edenlerse” bunu bilişsel düzeyde kabul ederler ancak duygusal açıdan kabul etmezler. Bağlanma korkusu ilişki yaşarken kabul edilmez, çoğu zaman ilişki yokken ya da ayrılık sonrasında suçluluk duygusuyla birlikte kabul edilir.
  6. Bağlanma korkusu olanların bu sorunu “reddetmelerinin” altında yatan temel düşüncelerden biri; sorunun korku değil karşısındakine yeterli duygu hissedilmemesi olduğu düşüncesidir. Oysa bu manüplatif bir düşüncedir. Başlangıçta aşık olan herkes, karşısındakinin ilişkiye bağlandığını hissettiğinde kaygıyla birlikte aşkı da kaybeder. Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Aşık olunduğunu düşünüp ilişkiye bağlanan herkeste yaşanan hayal kırıklığının nedeni budur.
  7. Bağlanma korkusunu yenmeye dönük tüm adımlar kişide korku yaratır, bu nedenle tavsiyelere direnç gösterirler. Adım atıyormuş gibi görünen durumlar kişinin suçluluğunu dindirmekten öteye gitmez.
  8. Bağlanma korkusunun savunma mekanizmaları çocukluk döneminde geliştirilir. Yani kişilik yapısının önemli bir parçasıdır. Bu nedenle bağlanma sorununun çözümünde mesafe alınması, kişinin en yakın ilişkisinden en dıştaki ilişkilerine kadar bir değişim sürecini başlatır. Çözüm süreci kişiyi değişime zorlar, güvenlik alanını sarsar. Direnç güvenli olduğu düşünülen bu alanine değişimi nedeniyledir.
  9. Bağ, bir duygu değil zihnin bir algılama biçimidir. Bu başlığı sonraki yazıya bırakıyorum…
  10. Bağlanma korkusu bağlanma sürecinde kişinin kaygı yaşaması, gerilmesi, huzursuz olması değildir. Bağlanma kaygısını korkudan ayıran, kişinin endişeyi gördüğü anda geri çekilmesidir. Yani stress yaratacak süreci hiç deneyimlemeden uzaklaşılmasıdır.
  11. Bağlanma korkusunu anlamaya dönük çaba sonuçsuzdur. “Neden korkuyyorsun?” sorusunun cevabı yoktur. Gelen cevaplar yorum içeren, muğlak ifadelerdir. Kişi bu soruyu düşünemez, düşünmeye kalkarsa içinde boşluk oluşur, hiçbir şey hissetmez. Bu nedenle kişinin bağlanma korkusunun arkasında sanki başka bir endişe varmış ve o endişe ortaya çıkartılırsa bu korku da ortadan kalkarmış düşüncesi, gerçekliği olmayan bir zandır.

 

Haftaya sorunun çözüm süreci hakkındaki düşüncemi paylaşacağım…

Iyi pazarlar…

 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA