3 Kasım 2016

Serdar ÇAKAN3 Kasım 2016 , Perşembe

Serdar ÇAKAN

Benim Güzel Sakarya’m!

Yazılarımı, genelde Salı günü akşamı taslak olarak hazırlarım. Çarşamba günü sabahı tekrar ele alır, son haline getiririm. Öğle saatlerinde gazeteye mail atarak süreci bitiririm. Böylelikle sizler Perşembe günü okursunuz.
Bu hafta için Sakaryalıların kendi şehirlerine olan bağlarının kopukluğun şehrin kültürel ve ekonomik yapısına verdiği zararları yazmaya karar vermiş ve taslağı Salı gecesinden bu şekilde hazırlamışken; bir de baktım ki gazetemizin genel yayın müdürü Sayın Sezai Matur dünkü (Çarşamba) yazısında tam da bu konuya değinmiş ve açıkçası fikrimdekileri en güzle haliyle anlatıvermiş.
Sayın Matur, bu konuyu fırsat buldukça işliyor. Biz ise genel siyasete odaklanmaktan ve gündemi yakalamaya çalışmaktan olsa gerek “bu önemli konuya” hakkı olduğu kadar eğilemiyoruz.
Öyleyse bu hafta bir iki paragraf da biz yazarak devam edelim.
***
Yusuf Has Hacip şöyle söyler: “Yurt kılıçla alınır, kalem ile tutulur!” Yurt dediğimiz; memleket! Biz Türklerde memleket hem ülkemizdir hem de doğup büyüdüğümüz şehirdir. İster tümden gelin ister tüme varın fark etmez! Bizim için Türkiye ne ise Sakarya da odur!
Dedelerimiz kılıçla geri aldılar da bizler kalem ile tutabiliyor muyuz? Bilgi, kültür, erdem üretebiliyor muyuz? Şehre sahip çıkabiliyor muyuz? Şehirli (medeni) olabiliyor muyuz?
Benim şehrim, nüfus yoğunluğu, üniversitesi, turistlik yerleri, sanayi bölgeleri, ihracat yapabilen yerli ve yabancı şirketleri, verimli tarım arazileri ve gayrimenkul piyasası hesaba katıldığında hiç de azımsanacak bir ölçekte değildir.
Düşünün, doksan bine yakın öğrencisi bulanan bir üniversitesi, 15 Temmuz Şehitler Fen Lisesi ile birlikte dört adet fen lisesi olan bir şehir!
Ancak eski tarihlere oranla adından övgüyle bahsedilen bir şehir olmaktan çok uzakta... Çünkü son yıllarda kendi içinde yetiştirdiği ve ülkenin genelinde etkili ve başarı olabilen insanlara sahip değil.
Çok değil, yirmi sene önce, Türk Ekonomisine ve Türk Kültürüne katkı sağlayan sanayicileri, sporcuları, sanatçıları, politikacıları, yazarları vardı. Artık yok!
Onun yerine Fetö’cü generalleri, üniversite görevlileri (hoca demek abesle iştigal olur), iş adamları var!
Hiç kimse kusurumuza bakmasın! Buna yozlaşma denir. “Düşmüşlük” denir!
***
Problemin büyüyerek devam etmesinde yöneticiler kadar bizlerin de hataları olduğunu düşünüyorum. Benim de içinde bulunduğum yaş kuşağı, bu şehre asla sahip çıkmadı. Kendini kurtarmanın derdine düştü.
İmkân bulunca büyükşehirlere göçtü. Kazancını oralarda değerlendirdi. Burada kalanlar da yıllarca her hafta sonu İzmit’e, İstanbul’a taşındı. Hala taşınıyor! Esnaflara sorun, anlatsın. Hafta içi ciroları, hafta sonu cirolarından yüksektir. Akşam saat dokuzdan sonrası ve Pazar günleri neredeyse ölüdür.
Ben, kamu kuruluşlarının ve belediyelerin bir şeyler yapacağına inananlardan değilim. Bir şehri kendi insanları geliştirir, büyütür, yüceltir.
Gençler, çocuklarımız… Belki onlar bu güzel şehri yeterince severler de memleket dediklerinde akıllarına Sakarya da gelir.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 

 




 



Anket Sorusu Diğer Anketler

ATATÜRK STADI'NIN YERİNE NE YAPILSIN?

PUAN DURUMU


altın

SAKARYA NAMAZ VAKİTLERİ


Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA