24 Kasım 2017

Beytullah ÖNCE13 Kasım 2016 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Bir “Ah!” Masalı

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde mutlu mesut yaşayan bir kral varmış.
Her gün, ülkenin en yüksek tepesine kurduğu muhteşem sarayının camından, çok uzaklarda, neredeyse nokta kadar kalmış şehirlere bakar, ülkesindeki insanların da kendisi gibi mutlu mesut yaşadığını hayal edermiş.
Akşam olduğunda ise odasına geçer, sihirli aynasıyla konuşurmuş.
Her akşam aynı soruyu sorar, aynı cevabı alırmış.
Sualine aldığı cevap, onu daha da mutlu edermiş.
“Ayna, ayna; söyle bana, var mı benden güçlü bu dünyada?”
“Hayır, efendim; ne mümkün!”
Gel zaman git zaman derken, gün gelmiş, kral yaşlanmaya başlamış.
Yıllardır çıkmadığı sarayında, kendisine verilen güzel haberi dinleyerek, yaptıklarıyla gurur duyarmış.
Akşam olunca huzuruna çıkan soylular;
“Efendim, her şey emrettiğiniz gibi gidiyor. Bir dediğiniz iki edilmiyor. Her gün yeni yollar, çeşmeler yapılıyor, azgın ırmakların üzerine köprüler kuruluyor, nankörlük edenler de hak ettiği şekilde karşılığını buluyor.” şeklinde haberler veriyorlarmış.
Kral, duyduklarından hoşnut bir şekilde odasına çekiliyormuş ama aynanın tutumunda içten içe bir değişiklik sezinliyormuş.
Ayna sanki eskisi kadar hevesli cevaplar vermiyor gibiymiş.
“Ayna, ayna; söyle bana, var mı benden güçlü bu dünyada.”
“Hayır, efendim; sizden güçlü yok bu ülkede…” diye başlayan cevaplar, bir zaman sonra “Hayır, efendim; sizden güçlü yok bu civarda…” olmaya başlamış.
Arada “Bildiğim kadarıyla hayır” şeklinde cevaplar da almış.
Gün gelmiş, “Hayır, efendim de; kim bilir?” bile demiş ayna.
Bir yandan yaşlanan kral, diğer yandan da aynanın cevaplarıyla huysuzlaşıyormuş.
Günlerinin azaldığını hissetmeye başladığına mı yansın, aynanın neredeyse kendisini terslemeye başlamasına mı kızsın, bilemiyormuş.
Akşam huzuruna çıkanların dediklerine baksa, krallığının ilk günlerindeki kadar haşmetli olduğuna inanması ve mutluluğuna mutluluk katması gerekirmiş ama bir türlü o eski günlerdeki gibi neşelenemiyormuş.
Kralın huzursuzluğunun, huysuzluğunun günden güne arttığını gören saray ahalisi, bir yandan bire bin katarak anlattıklarının da artık yetersiz kaldığını görüp, telaşa kapılıyormuş.
“Ya kral bir gün hepimize küser de, huzurundan kovarsa?”
“Ya kral bir gün hepimize kızar da, uzaklara sürerse?”
“Ya kral bir gün hepimize öfkelenir de, zindanlara atarsa?”
Kaygıları arttıkça yalanlarındaki abartı artar, onlar abarttıkça kral daha da aksileşirmiş.
Ayna ise artık krala hiçten cevap vermemeye başlamış.
Kral hâlâ karşısına geçip “Ayna, ayna; söyle bana, var mı benden güçlü bu dünyada?” diye aynı soruyu defalarca sorarmış ama aynanın karşısında iki büklüm olmuş yaşlı görüntüsüne bakmaktan başka bir cevap alamazmış.
Mutsuz ve güçsüz kralın durumu düzeltmek için ne büyülerin iksirleri çare etmiş, ne hekimlerin ilaçları…
Kral huysuz, ahalisi kaygılı şekilde geçirmeye başlamışlar günlerini…
Ve sonra, saray koridorlarında bir fısıltı kulaktan kulağa yayılmış.
“Kral, bugün odasından hiç çıkmadı.”
“Kral, bu sabah yatağından da kalkmadı.”
“Kral, bu sabah gözlerini açmadı.”
Yıllarca sarayın içinde yaşamaya alışmış ahali, birbirine sormaya başlamış.
“Peki, ya kral gözlerini hiç açmazsa?”
Korkusundan dizlerinin bağlarının çözüldüğü kralın geldiği hale bakıp, yatağı başında ne yapacaklarını konuşurlarmış.
Bir sabah, kral, zar zor kalkmış yatağından.
Başucundakilerden, kendisini aynasının karşısına götürüp, bir sandalyeye oturtmalarını istemiş.
Bu istekten hiçbir şey anlamasalar da, kralın dediğini yapmışlar.
Yaşlı kralı aynanın karşısına oturttuklarında, gördüklerine inanamamışlar.
Aynada, kralın tahta çıktığı günkü hali durmuş; tüm ihtişamıyla yaşlı kralı seyrediyormuş. Kral, ağır ağır başını kaldırmış, aynada kendisini süzmüş ve yine, yıllardır yaptığı gibi seslenmiş:
“Ayna, ayna; söyle bana, var mı benden güçlü bu dünyada?”
Aldığı cevap ise şöyle olmuş:
“Siz isterdiniz ki hiç olmasın, ama var efendimiz, olmaz olur mu? Ama isterdim ki, gelip geçici şeyleri sormasaydınız yıllarca aynada gördüğünüz şu nefsinize. Şimdi şu halinize baksanız ya; bir zamanlar gücünüz herkesi titretirdi ama şimdi ellerinizin, dizlerinizin titremesine dahi söz geçiremiyorsunuz. Keşke, size huzur verecek şeyin güçle ilgisi olmadığını anlasaydınız da, güçten düştükçe kendi korkularınızın kölesi olmasaydınız. Ama artık çok geç. Görüyorsunuz; dermanınız, takatiniz hiç kalmadı ve son nefesinizi vermeye çok ama çok yakınsınız. Üzgünüm ki sizden geriye yalnızca, kendi sarayında korkusuna hapsolmuş güçlü kralın çaresizlik hikayesi kalacak.”
Aynanın karşısından son kez bir ses duyulmuş.
“Ah!”
Ama gerçekten de artık çok geçmiş.  
 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 


 

 



 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA