16 Aralık 2017

Beytullah ÖNCE3 Aralık 2017 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Bizi Kurtaracak Olan Siyaset

Bizi kurtaracak olan şey…
Sanırım bu cümlenin devamına dair hepimizin kendince fikirleri var.
“Bizi ‘asıl’ kurtaracak olan şey…” diye başlayan bir cümle için de yeterince tamamlayıcımız var.
Siz, kendi cümlelerinizi nasıl tanımlıyorsunuz bilemem ama bana kalırsa, bizi asıl kurtaracak olan işte o şeyin ya da şeylerin ne olduğu konusundaki ortak paydamızın ne kadar büyük olduğudur.
Şayet bir toplum olarak varlığımızı sağlıklı bir şekilde koruyup, var kalmaya devam edeceksek; öncelikle bizi bir toplum olarak bir arada tutacak olan şeyler üzerinde geniş bir mutabakat sağlamamız gerekiyor.
Türkiye gibi dilde, inançta, inançsızlıkta, kültürde, ideolojide ve tüm bunların şekillendirdiği hayat tarzında, dünya görüşünde bu kadar çokluğun, farklılığın ve çeşitliliğin olduğu bir ülkede, işte o mutabakatı sağlamaktır asıl siyaset.
Bu büyük siyasetin ise şahsi, cemaatsel ya da partisel çıkarların merkeze alınmasıyla kurulamayacağı iyi anlaşılmalıdır.
Yine bu noktada; insan adına, kamu adına, insanlık uğruna mevcut dünya sisteminin köleleştiren, yozlaştıran, yoksullaştıran ve insanı metalaştırarak hiçleştiren çarklarına karşı koymak; tek tek kişilerin ya da küçük küçük grupların direnci ile kazanılamayacak bir mücadele olduğu da görülmelidir.
Mezkur bakış açısı nasıl kazanılabilir?
İnsanlığın, yeryüzünü insanlar için cehennemi bir çukura dönüştüren her türlü sistemden kurtularak, gerçekten insanca yaşamın sürüldüğü bir noktaya çıkışı, öncelikle içine hapsolduğumuz şu ifsad edici dünya sistemini dert etmekle başlayabilir.
Mevcut düzenin rahatından nemalananların, elbette ortada dert edecek bir şey olmadığını düşünmesini şaşırmayalım.
Fakat derdi, pastadan kendisine pay almak değil; kurulan sofranın kendisiyle olanlar, mevzuyu zaten daha fazla uzatmadan anlayacaktır.
İşte bizi kurtaracak olan şeylerden biri de; birbirini anlamak için birbirine kulak veren insanlar arasındaki kanalların güçlendirilmesidir.
Bu, öncelikle sözün, düşüncenin özgürce ifade edilebildiği bir vasatı gerektirir.
İnsanların sözlerinden, farklı görüşlerinden ya da anlayışlarından dolayı mahkum edilmediği, hedef alınmadığı, cezalandırılmak istenmediği bir vasat; hepimiz için elzemdir.
Böyle bir zeminde yükselecek doğru bir söz, hakikatin insanlar tarafından fark edilebilmesi için işaret fişeği vazifesi gören bir söylem; doğru bir siyasete dönüştüğünde ve bu tür bir siyaset, toplum tarafından kuşatıcı bir şekilde kabullenildiğinde; yaşadığımız sorunların çözümüne giden yolda bir adım daha ileri gitmiş sayılacağız.
Küçük siyasetlerin, şahsi hesapların, zümre çıkarlarının, güç odaklarının savaşımının öne çıktığı her durum ise sadece insanlığın içinde bulunduğu krizden çıkış sürecini uzatacaktır.
O halde gerek yerel gerekse küresel bazda yaşanıldığını düşündüğüm krizlerinden çıkış için hazırlayacağımız her senaryo için, rollerin eşit oranda herkese dağıtılması gerektiğini de anlamış olmalıyız.
Tekil kahramanlıklarla ya da kişi, zümre, parti tabanlı karşı koyuşlarla kazanabilecek bir mücadele ortada yok.
Zamanın insanlığın aleyhine işlediği bir vasatta, olmayacağın peşinde harcayacak kadar çok zamanımız da yok.
Mevcudun sorun, çözümün ise şart olduğu konusunda hem fikirsek; diğer ikincil tartışmalara boğulmadan sorunlarımıza birlikte çare arayacağımız zeminleri inşa etmeliyiz.
İşte o zaman, Türkiye gibi her açıdan farklılıklarla dolu bir ülkede dahi, bu farklılıkları birbirimizi kırmak için değil zenginleştirmek için vesile kılmanın türlü yolunu bulabilmemiz mümkün.
Söz konusu imkân, bugün layıkıyla değerlendirilmek istenmiyorsa yahut bu imkân bugün kasıtlı olarak bir imkansızlığa doğru sürüklenmek isteniyorsa; sorun, Türkiye’nin kendi toplumsallığını esenlik içinde kurmasından kendi çıkarlarının zedeleneceğini düşünenlerin yaptıkları küçük siyasi hesaplardır.
Şayet, kendisi, günü kurtarmaya dönük hamleler yaparken, bizi olan bitenler karşısında üç maymunu oynamaya davet edenlerin tuzağına düşersek; o zaman o küçük hesapların başımıza ne tür büyük işler açabileceğini de pekâlâ göreceğiz.
Bizi kurtaracak olan siyaset; işte o tuzaklara karşı hepimizi teyakkuzda tuttuğu kadar, doğru istikameti göstererek bizi barış, adalet, hakkaniyet, liyakat ve ehliyet içinde, özgürce, haklarımızla birlikte kardeşçe yaşatabilecek sivil bir mücadelenin içinden çıkacaktır; benlik davası güdenlerin, çıkar kavgası verenlerin ya da asabiyetle hareket edenlerin bataklığından değil…


 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 


 

 



 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA