19 Kasım 2017

Cihan ERSÖZ6 Kasım 2017 , Pazartesi

Cihan ERSÖZ

Çorap ve iktidar

Teknolojik gelişmelere uyum sağlama durumu, ülkelerin tarihlerinde önemli bir yer tutar.
   Örneğin, matbaa Osmanlı’ya 200 yıl geç geldi.
   Bu gecikmeyi Çetin Altan gibi ‘mesleksiz toplum oluşumuz ve endüstri devrimi yapamamış olmamıza’ bağlayan da var, İlber Ortaylı gibi ‘okuma alışkanlığı gelişmediğinden matbaaya ihtiyaç duyulmadığı’ gerekçesine ilişkilendiren de…
   Olayın ekonomik sisteme bağı olduğu tezini güçlendiren çok örnek var.
   Haliç’te karşıdan karşıya yolcu taşıyan kayıkçılar, Galata Köprüsü’nün yapılmasını istemediler.
   Aynı şekilde Kanunî, Üçüncü Murat, Dördüncü Mehmet, Üçüncü Mustafa, İkinci Mahmut, Abdülmecit ve Abdülaziz,  Sakarya-Sapanca-Marmara kanal projesini 5 asır boyunca bir türlü yapamadılar. Nedeni tarih kayıtlarında ‘Sapanca ormanlarından getirilecek odunların mahrukatçıların kârını azalacağı endişesi’ olarak geçiyor.
   Osmanlı matbaayı çok geç kabullendi diyoruz ya… Gelin, Johann Gutenberg’in matbaayla ilk baskıyı yaptığı 1455’in 134 yıl sonrasına gidelim…
   İşte tam o tarihlerde İngiltere’yi yöneten 1. Elizabeth, halkın sokağa çıkarken örgülü başlık takması zorunluluğunu getiren bir kararname yayınlar. (başına çorap örme deyimi buradan mı geliyor!)
   Cambridge Üniversitesi’ndeki öğrenimini terk edip rahip olmak için memleketi Calverton’a dönen William Lee, alaca karanlıkta şişlerle başlık ören annesi ve kız kardeşini izlerken şöyle düşünür:
   “Eğer başlıklar iki örgü şişi ve bir sıra iplikle yapılıyorsa neden ipliği alan daha fazla örgü şişi olmasın?”
   Bu fikir makineyle tekstil üretiminin ilk kıvılcımı olur. Lee insanları el örgüsünün bitmez tükenmez zahmetinden kurtaracak bir makine yapmayı kafasına yerleştirmiştir bile...
   William Lee 1589’da örgü makinesini hazırlar. Başkalarının taklit etmesini engellemek adına bir patent almak için 1. Elizabeth’le görüşmek için Londra’ya gider. Hatırlı aracılar yardımıyla makineyi kurduğu kiralık binada Elizabeth’le buluşmayı başarır. Kraliçe makineyi görür ama tepkisi Lee’nin bütün hayallerini yıkar. Patent vermeyi kabul etmeyen I. Elizabeth der ki: “Hedefiniz çok yüksek Efendi Lee. Bir düşünün icadınızın zavallı kullarıma neler yapabileceğini. İşlerini ellerinden alarak mutlak surette yıkımın eşiğine getirir ve böylece hepsini dilenciye çevirir!”
   Lee şansını denemek için gittiği Fransa’dan da eli boş döner.
   Bu kez Elizabeth’in halefi I. James’ten patent ister; o da benzer gerekçelerle talebi reddeder. İkisi de çorap üretiminin makineleşmesi durumunda siyasal istikrarsızlık çıkacağını ve kraliyet gücünün tehdit altına gireceğini düşünmüştür.
   Aslına bakılırsa Elizabeth ve James’in patente karşı çıkmalarının nedeni makine yüzünden işsiz kalacak insanların geleceği değildir. Asıl neden bu icadın bir siyasal istikrarsızlık yaratıp iktidarlarını tehlikeye sokması ve onları siyaseten yerlerinden edebileceği korkusudur.
   Okuduğunuz yazıya kaynaklık eden Daron Acemoğlu ve James A. Robınson’ın ‘Ulusların Düşüşü’ kitabında bu durum ‘yaratıcı yıkım’ diye isimlendiriliyor.
   Gelişmiş ülkeler günümüzde yaratıcı yıkıma, robotların üretimde yer alması ve işsizliğin artması sonrası iktidarın yitirilmesi olarak bakıyor.
   Ülkemiz, yaratıcı yıkıma yol açabilecek yeniliklere oldukça uzak. İktidarı ilelebet sürdürme adına yapılanları da birlikte izliyoruz. Aynı yolda beraber yürünen büyükşehir belediye başkanları eften püften gerekçelerle kapının önüne konuluyor.
   Maalesef buna çıt çıkaran da olmuyor!
  
  


Bu yazı toplam 1 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 16 Kasım 2017 , Perşembe

yusuf bezir

Yenikent'e hastahaneye giderken gördüm, içim cız etti! Yazlık kavşağından S.Zaim Bulvarına girip, 100 metre gittikten sonra, sol da yeni düzenlenmiş yemyeşil yeşil alanın ortasına bir inşaat kondurmuşlar.Baktım bir derneğe ait. Yahu kardeşim, bu derneğimize verecek başka yer mi bulamadınız* Tuttunuz yeşili verdiniz.Hem de yeşilin tam ortasına hançer gibi sapladınız.Hani yeşil alanlar imara açılmazdı? Bizde gidip o yeşile bir dernek yapalım, izin verirmisiniz?Koca şehirde bir arsa bulamadınız da, o yemyeşil çimenin ciğerini deldiniz! Yapmayın, etmeyin, belediye idaresi bu değil. Basınımız da bunu görmekten aciz ve hepsi yapılan yanlışlara kör ve sağır! Hele partiler... Onlar nerede? CHP, MHP, SP, BBP VE diğerleri..

Tarih : 6 Kasım 2017 , Pazartesi

kadri birlent karaçaylı

Uzun çarşı onarımı için, malzeme deposu olarak Ağa cami ve Orhan cami meydanı kullanılmış.Aylardır her iki cami avlusu işgal altında. Ağa camiinde cami duvarlarına kadar dayanmış, cami her taraftan malzeme ile örtülmüş, işgal yanında, her iki cami çevresi kirletilmiş, moloz yığınına dönüştürülmüştür.Oysa, mevzuatta, müteahhidin şehir dışında deposu olur ve ihtiyaç oldukça oradan, doğrudan inşaata nakliye yapılır, şehir içinde, cami önleri, meydanlar, cadde ya da sokaklar , yani umuma ait kamu alanları işgal edilmez.Nasıl bir belediyecilik ise iki seneden beri her iki cami önü işgal edilmiş, görüntü ve çevre kirliliği oluşturulmuş ve halkın ortak yürüyüş alanları işgal edilmiştir.Sakarya belediyemizin kulakları çınlasın!

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 




 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA