22 Eylül 2017

Mustafa Ali AYKOL28 Ekim 2016 , Cuma

Mustafa Ali AYKOL

Devlet kapitalizmi nedir? Devlet kapitalizmi budur!

Kapitalizm, özel mülkiyeti savunan, serbest ticareti ön plana çıkaran bir ekonomik sistemdir. Hakkında bir çok (negatif ya da pozitif yönde) efsaneler üretilen kapitalizm, piyasa düşmanı, katı devletçi ideolojiler tarafından modern çağın günah keçisi ilan edilmiştir. Açlıktan susuzluğa, yoksulluktan evsizliğe kadar her türlü olumsuzluğun tek sebebi olarak suçlanan kapitalizm, aslında kendisine atfedilen birçok olumsuz yargının ne sebebi ne de bir sonucu olma özelliğini taşır. Bu yüzden kapitalizmin ne olduğu kadar ne olmadığının da önemi vardır.

Kapitalizmin genel hatları ile iki farklı çeşidi vardır; serbest piyasa kapitalizmi ve devlet kapitalizmi. Devlet kapitalizmi, devletin özel teşebbüsün/üretimin üzerinde siyasi ve ekonomik kontrol uyguladığı bir sistemdir. Serbest piyasa kapitalizmi ise, piyasa organlarına devletin müdahalesinin olmadığı ya da minimal seviyede olduğu bir sistemdir.

Devlet kapitalizmi ile serbest piyasa kapitalizmi sık sık birbirlerine karıştırılan kavramlardır. "Kapitalizm" adına yapılan eleştirilerin çoğu devlet kapitalizmi ile ilgiliyken, serbest piyasa kapitalizmi ile arasındaki fark belirtilmediği sürece kavram sürekli olarak şeytanileştirilmekte ve kötülenmektedir. Bu genelde bilinçsiz olarak, bazen ise bilerek ve isteyerek yapılmaktadır. Çünkü "kapitalizm" kelimesi zaten toplumda olumsuz çağrışımlara sahiptir ve bu kavrama 'çakmak', bu kavram üzerine düşünüp yazmaktan çok daha kolaydır.
Devlet kapitalizminin Türkiye'de somut olarak bir çok örneği bulunmakta.  Karma ekonomi dediğimiz devletçi ve piyasacı uygulamaların bir arada bulunduğu, devletçi dinamiklerin her zaman piyasaya ağır bastığı, bürokrasinin her zaman sivil toplumdan üstün ve güçlü olduğu, bunun yanında sivil toplumun bir türlü gelişemediği bir ülke Türkiye.

  Devlet kapitalizminin hayatımızdaki somut örnekleri ve olumsuz sonuçları üzerine odaklanacak olursak önümüze  basit bir örnek gelmektedir; servis araçlarına S plaka zorunluluğunun getirilmesi. Bu örnek üzerinden devlet kapitalizminin ne olduğu ve neden sonuçlarının olumsuz olduğu/olacağı üzerinde duralım.
Türkiye'nin bir çok şehrinde servis araçlarına, taksilere, minibüslere vs. standart plaka uygulanıyor. Sakarya'da 3 yıl önce hayata geçirilmesi planlanan fakat sonradan vazgeçilen okul servisleri için "S" plaka uygulamasının hayata geçmesi ile birlikte bir takım problemler de doğdu. Bu uygulamanın hayata geçip servis araçlarının plakalarının sınırlanması sonucunda bir çok servis şoförü ve ulaşım firması zarara uğradı. Belirli sayıda çıkartılan "S" plakaya sahip olabilen "ayrıcalıklı" insanlar bu plakalar için 7.500 lira ödeme yaptı. Diğer şehirlerde 2.500-5.000 liraya satışa çıkan benzeri plakaların şimdiki değerlerinin 180.000'e ulaştığı görülüyor. Yani bu plakalardan kapan, kazanıyor. Tam bir rant kapısı. Peki ya bu plakalara sahip olamayanlar?

Servis araçlarına hiç yoktan 7.500 lira fazladan masraf getiren bu uygulama ile birlikte servis fiyatlarında da gözle görülür bir yükselme yaşanması beklendi. Mantıklı olan da buydu. Fakat Büyükşehir Belediyesi bu işe -veliler için- el koyarak kilometre başına kaç lira servis ücreti alınabileceğini açıkladı. Kendilerine hem "S" plaka yükü yüklenen, hem de öğrencilerden toplayacağı parayı kendi gider ve ihtiyaçlarına göre değil de devletin belirlediği rakamlara göre alan servis şoförleri durumdan son derece rahatsız oldu. Ayrıca hem "S" plaka uygulaması hem de servis ücretlerinin devlet müdahalesi ile belirlenmesi sonucunda rekabet ortamı zarar gördü ve velilerin kalite/fiyat tercihi yapma imkanı ortadan kaldırılmış oldu.

Devlet kapitalizminin örneklerini günlük hayatımızın bir çok anından  artırabiliriz. Devletin ekonomiye müdahale etmemesi, günümüz modern devletler çağında elbette bir ütopyadan daha fazlası değil. Devletin varlığı, başlı başına ekonomiye müdahaleyi doğuran bir etken. Bu yüzden, günümüzdeki en liberal-kapitalist ülkelerde bile az da olsa karma ekonomi mevcut. Burada önemli olan, devletin yetkilerinin ve görevlerinin kısıtlanarak, ekonomi başta olmak üzere bir çok mekanizmanın olabildiğince serbest (kendi haline) bırakılmasıdır.

  
 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 


 


 

 



 

 




 



 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA