19 Temmuz 2018

Mustafa TOPKARA8 Temmuz 2018 , Pazar

Mustafa TOPKARA

EĞİTİM ŞART MI?

Arkadaşım üniversite sınavı öncesi, sınav için yazı yayınlayıp yaınlamayacağımı sorduğunda
“Yazı istediler, ama artık bu değirmene su taşımayacağım” demiştim.
Ne demek istediğimin üzerinde durmamıştık.

Lakin bu cümleleri kurarken zihnimde
“Üniversite sınavını kazansalar ne olacak?
Ne değişecek hayatlarında?
Genç işsizlik yüzde 25’i geçmiş, 30’lara el sallıyor.
Üniversite mezunu olan her 5 gençten 1’I işsiz.
Iş bulanların pek çoğu aldıkları ücretten memnun değil.
Gençlerin pek çoğunun iş umudu olarak gördüğü devlet kapısı
3-4 bin TL maaş demek.
Tüm eğitim hayatı, üniversite, bu maaşı alabilmek için mi?
Özel okullar, kolejler, özel üniversiteler, harcanan dünya kadar para,
Öğrenciierin harcadığı onca emek, kaybedilen zaman, enerji,
ayda 3-4 bin TL maaş alabilmek için mi?
Bu mu hayat!
Ben bu değirmene su taşımak için yazmayacağım artık”
düşünceleri dolanıyordu…

***

Rüzgar anaokuluna başladı.
Okula yazokuluyla eğlenerek alışsın diye düşündük.
Havuz, sinema, parklar, geziler vs…
Aslında anaokulu yaşı 1 yıl sonra,
Bu yıl hazırlık gibiymiş.
Anaokulu ilk okula hazırlık diye düşünürsek,
bu da hazırlığın hazırlığı!
Üçüncü haftadayız..
Tüm gün boyunca zihnimin bir kenarı hep onunla meşgul.
İstemeyerek okula gitmesi, beni geriyor!
“Ne gerek var” diye düşünüyorum.
“Ben de okula giderken sıkılırdım, muhtemel ki sıkılıyordur.
Dokuzdan beşe kadar o kadar uzun süre 4,5 yaşında bir çocuk bunalır, ne gerek var, otursun evde” diye düşünüyorum.
İçimdeki diğer ses beni dürtüyor, “Rüzgar sadece okula girene kadar sıkıntılı, bıraktıktan beş dakika sonra herşey normale dönüyor, ortama uyum sağlıyor, oynuyor ve hatta mutlu görünüyor fotoğraflarından,
çocuğun gelişmesi lazım, sosyal ortama girmesi lazım,
psikososyal açıdan gelişmesi lazım” diyor.
Diğer sesim “başlıycam psikososyal gelişmesine, ben köyde büyüdüm, ne anaokuluna gittim, ne de spikososyal gelişimimle ilgili kaygı duyan oldu,
Öylece büyüdüm işte, nedir bu kadar terane!” diyor.
“Saçamala!” diyor diğer sesim, “Çocuk evde kalarak seninle ne öğrenebilir, arkadaşlık etmeyi, kime güvenip kime güveneceğini ancak sosyal ortamda öğrenebilir,
üstelik yarın sen olmayacaksın, Rüzgar’ın senin olmadığın zamanlara hazırlanması lazım” diyor.
“Ne alaka!” diyor diğer sesim, “ben ona onun hayatı boyunca asgari şartları sağlayacak bir imkan bırakırım, bunun için kaygılanmasına gerek yok, başka çocuğum da yok, gerek yok bunun için endişe duyup hayat içinde zorlanmasına.
Kazanmayı öğrendiğinde, iyi bir mesleği olduğunda, ya da çok para kazanmayı öğrendiğinde mutlu mu olacak?
Kendince kendi hayatında başarılı olduğunu düşünüyorsun,
peki mutlu musun sen?
Çevrende mutlu insan görüyor musun?
Ne yaparsan yap, içinde dinmeyen bir sızı.
Çevrendeki herkese baktığında gördüğün, o bitmek bilmeyen yaşam kaygısı!
Eğitim görse, sosyalleşse, iyi bir mesleği olsa, çok para kazansa, kimseye ihtiyaç duymasa, aşık olsa, evlense, çocukları olsa ne olacak, ne değişecek?
Daha konforlu bir hayatı olduğunda mutlu mu olacak?”
Itiraz ediyor iç sesim, “peki sen bugün geldiğin noktadan öncesine dönmek ister misin?
Bundan 10 sene önceki zihin ve  ruh durumunda olmak ister misin? Bundan 10 sene önceki sosyo-ekonomik şartlarda yaşamak ister misin,
gerçekten hayattan aldığın lezzet, hayata dair duyduğun kaygı anlamında hiçbir fark olmadı mı geçen on yılda?
***
Üç haftadır böyleyim.
Bu iki ses arasında sıkışıp kalıyorum sık sık.
Bazen bir kaç dakika bazen bir kaç saat süren bu iç konuşmalarım şöyle sonlanıyor:

Rüzgar okula giderken “üzülmese”,
Direnç göstermese,
Okula “isteyerek” gitmiş olsa
Rüzgarın anaokuluna gitmesini ister misin?
Elbette!
***
İyi pazarlar…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

ERSİN TARANOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLUR MU?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA