18 Temmuz 2018

Beytullah ÖNCE15 Ekim 2017 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Eğitimde değişimin sistematikleşmesi sorunu

Eğitimde bir sistem sorunu var ve çözümü; hedeflerinden, sonuçlarına kadar tüm sürecin yeniden yapılandırılması.
Fakat eğitimde sürekli değişiklik yapmanın sistemin kendisine dönüştüğü bir vasatta, insanlara böyle bir teklifle gitmek de her geçen gün biraz daha güçleşiyor.
“Eğitimde değişiklik” anonsu öyle bir bıkkınlık yaratıyor ki artık, hiç kimse yeni bir değişime daha gidilmesine tahammül edemeyecek noktaya geldi.
Bana kalırsa bu hissiyatın oluşturulması da aslında eğitimdeki hâkim politikaya dâhil.
Biliyorsunuz; eğitimde bizatihi sistem değilse de eğitim sisteminin içeriğinde geçmişte de değişiklikler yapılırdı.
Bunlar, daha çok hükümet kuran siyasi partilerin tercihlerine göre yapılan değişikliklerdi.
Haliyle hükümet değişikliklerine ayarlı muhteviyatta değişim yaşanması, az çok anlaşılabiliyordu.
Yine de eski dönemde bunların daha sınırlı kaldığını da unutmamamız gerekiyor.
Yani köklü değişikliler günübirlik politik demeçlere bağımlı değildi.
“Yeni” sıfatının her şeyin önüne getirildiği son dönemde ise aynı iktidarın farklı bakanlarından tarafından değişiklik yapmak öyle bir sistematik hal aldı ki; artık gidişatın hızına yetişilemez oldu.
İsterseniz gelin, 2000’li yılların baş döndüren değişimiyle ilgili hafızalarımızı tazeleyelim:
Sürecin ilk bakanı, hızlı bir girişle, eğitim sisteminde yeniden yapılanma ihtiyacından bahsetti.
Özellikle de akademide toptan bir değişim istedi.
Tespitleri doğruydu ama kendisinin sunduğu çözüm, eğitimde gerçekten ihtiyaç duyulan zihniyet değişiminden, yapısal reformlardan ziyade eğitim sisteminde önceliği neoliberal anlayışa veren kısmi bir değişimdi.
Sistemden önce bakan değişti.
Yeni bakan da işe şu büyük tespitle başladı:
“Çocuklarımızın mevcut sistemi hak etmediği konusunda herkes hemfikir.”
Hakikaten de öyleydi; sonra kendisinden sık sık “eğitimde reform” terkibini duymaya başladık.
Müfredatın çağa uygun hale getirilmesinden bahsediyordu.
Müfredat için sekiz de ortak beceri belirlenmişti: eleştirel düşünme, problem çözme, bilimsel araştırma, yaratıcı düşünce, girişimcilik, iletişim, bilgi teknolojilerini kullanma, Türkçeyi güzel kullanma becerisi.
Araya sıkıştırılan girişimcilik, eğitimdeki piyasalaşma politikasının devamıydı.
Her şeyin önüne “yapısal” sıfatı getirilse de aslında gerçekten yapısal değişimin yaşandığı tek önemli husus da eğitim sisteminde özel sektörün önünü açacak kararlardı.
Çünkü reformlar, Avrupa Birliği ve Dünya Bankası gibi ortak yürütülen projelerin gerektirdiği şekilde hazırlanıyordu.
O dönemde müfredat değişti, liselerle ilgili bir sürü değişiklik yapıldı.
Liseye geçiş için Ortaöğretim Kurumları Seçme ve Yerleştirme Sınavı (OKS) geldi; üniversiteye giriş sınavında soru tarzları ve puanlama esasları yeniden belirlendi.
2009 yılına gelince bakan yeniden değişti.
Bu kez OKS kaldırıldı; yerine 6.,7. ve 8.sınıfın sonunda girilen Seviye Belirleme Sınavı (SBS) geldi.
Sonra bir kez daha bakan değişti.
Müfredattaki değişime bağlı olarak, farklı bir ölçme sınavının yapılmasına gereksinim duyulduğu dile getirilme başlandı ve SBS'ler de kademeli olarak kaldırıldı ve sadece ilköğretim 8’inci sınıflara uygulanır hale geldi.
2012’de eğitimde 4+4+4 sistemine geçildi.
Bu arada SBS gitti, TEOG geldi.
Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş (TEOG) ile dönem içi yapılan test dönemi başladı.
2013’te yine bakan değişti.
Yeni bakanın en önemli tespiti ise şu oldu: “Eğitim yazboz tahtası!”
Kendi dönemi de o tespiti haklı çıkardı, derken bakan yine değişti.
TEOG gitti, YGS, LYS de gitti.
Alt alta yazıp, tek seferde okuyunca insanın kafası allak bullak oluyor değil mi?
İşte bu halin, aslında çocuklarımızın başına gelen şey olduğunu düşününüz; o zaman sorunumuzun vahameti daha derinden anlaşılacaktır.

 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

ERSİN TARANOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLUR MU?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA