11 Aralık 2016

Beytullah ÖNCE11 Aralık 2016 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Eğitimin Çöküşü

Eğitim sistemiyle ilgili bugüne kadar birçok eleştiri yapıldı, yapılıyor.
Şahsen, sistemin ideolojik kodlarıyla ilgili temelden yürütülmesi gereken tartışmaları daha çok önemsemekle birlikte; okul sistemi içindeki çocuklarımızın nasıl bir eğitim-öğretim gördükleriyle ilgili konuları da hepten bir kenara bırakamayız.
Bu haftaki eğitim tartışmalarının gündemi PISA 2015 sonuçları oldu.
Söz konusu sınav dünya genelinde uygulanan ve öğrencilerin fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen en önemli sınavlardan biri.
15 yaş grubundaki öğrencilerin girdiği sınavda Türkiye, önceki yıllara göre ciddi bir gerileme yaşadı.
Öyle ki 2003'ten beri yükselen puanlar son uygulanan sınavda düşerek, 12 yıl önceki sonuçların bile altında kaldı.
Ülke sıralamasında, 70 ülke içinde fende 52'inci, matematikte 49'uncu ve okumada 50’inci sırada kalan Türkiye’nin aldığı bu sonuç, haliyle öğrencilerin öğrenememe problemini bir kez daha ortaya çıkardı.
Her ne kadar bakanlık yöneticileri; sorunu, meslek liselerine katılımın ortalamaları düşürmesi şeklinde izah etse de, istatistik ile söylenen şey eğitsel değil politik bir mevzudan ibaret.
Çünkü PISA Projesi’ne katılacak olan okul ve öğrencilerin seçim işlemi, tesadüfi yöntemle Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla belirleniyor ve diğer ülkelerde olduğu gibi, 15 yaş grubu öğrencilerin bulunduğu tüm okul türlerinden öğrenciler seçiliyor.
Diğer ülkelerdeki okul türlerine denk gelecek şekilde bizim Anadolu, fen ve meslek lisesi öğrencilerimize denk öğrenim gören öğrenciler PISA sınavına katılıyor.
Bunun için savunmacılığı bırakıp, sonuçlardan ne tür dersler çıkarabileceğimize odaklanmamız gerekiyor.
Bugüne kadar eğitime ayrılan kaynağın, derslik ve öğretmen sayısının artışıyla ilgili yürütülen tartışmalar, eğitim-öğretim süreçlerindeki niceliksel ya da mekânsal konulara odaklanıyordu.
Nitekim bu alanlarda harcamaların geçmiş yıllara göre arttığı da doğrudur.
Ama demek ki, mevzu sadece kaynak meselesi değilmiş.
Gerçi, bu harcamaların genel toplamdaki oranının hala düşük olduğu da unutulmamalı.
Türkiye’deki insanların ortalama olarak gelir durumu kötü ve bu sebeple eğitime ayırdıkları bütçe oldukça sınırlı.
O halde iktisadi sorunların eğitsel sorunlarla ilişkisini de incelemek gerekiyor.
PISA’daki tablo da aynı ihtiyaca işaret ediyor.
Eğitime dair tartışmaların bunun çok daha ötesine geçmesi, derinine inmesi gerektiğini sarih biçimde göstermiş oluyor.
Biz, bugün yine mevcut tartışma konusu üzerinden devam edip, PISA’nın ortaya koyduğu tabloya biraz daha yakından bakalım.
Bu tabloda, özellikle üst düzey öğrenme becerilerinin ölçüldüğü sorularda başarı gösteren öğrenci oranının düşüklüğü dikkat çekici.
Fen, matematik ve okuma becerilerinin en az birinde ileri düzeyde performans gösteren öğrenci oranı, sınavı uygulayan OECD ülkelerinde yüzde 15,3 iken; ülkemizde bu oran sadece 1,6 kalıyor.
Bakanlıktan yapılan açıklamada fen liselerinin başarısına gönderme yapıldı ama sonuçlar iyi incelenenince fen alanında da en üst düzeyde bilgi ve becerilerini uygulayabilen maalesef hiç öğrenci yok!
Sınavda düşük düzey performans gösteren öğrencilerin ülkelere göre oranı yüzde 13 iken, Türkiye'de bu oran yüzde 31,2’e çıkıyor.
Ortalamalara bakıldığında, Türkiye’deki öğrencilerin PISA’da düşük düzey performans gösteren bir kategoriye yığıldığı anlaşılıyor.
Bu da ilk ve ortaokul eğitimi almış lise öğrencilerinin, maalesef matematikte dört işlem ya da sözel olarak okuma-yazma gibi temel becerilerin ötesinde bir öğrenmelerinin olmadığı anlamına geliyor.
Bunun ne kadar kötü bir durum olduğunun farkında mıyız?
Çocuklarımız, ana okulu, ilk ve ortaokulda dokuz yıl öğrenim görüp, en temel sayısal yada sözel yeteneklerden mahrum kalıyorlar.
TEOG sınavına harıl harıl öğrenci hazırlanıyor fakat bu çocuklar PISA ile kıyas edildiğinde 6 üzerinden 2-3 puanlık seviyede sorularla ve bunlara uygun bir öğretim süreciyle yetiştiriliyorlar.
Ezber, öğrenmenin bir aşaması fakat Türkiye’deki eğitim sistemindeki öğrenci öğrenmelerinin ortalaması alındığında, sonuç sadece bu aşamadan ibaret kalıyor.
Biraz daha derinden sorgulasak, bilgi düzeyinde dahi o kadar sorunla karşılaşacağız ki, toplumun geleceğine dair karamsarlığa kapılmamak elde değil.
Bu konuya nasipse biraz daha devam edeceğim.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 

 




 



Anket Sorusu Diğer Anketler

ATATÜRK STADI'NIN YERİNE NE YAPILSIN?

PUAN DURUMU


altın

SAKARYA NAMAZ VAKİTLERİ


Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA