18 Haziran 2018

Serdar ÇAKAN19 Nisan 2018 , Perşembe

Serdar ÇAKAN

Erken Seçim mi? İyi misiniz?

Dün hiç kimseye sürpriz olmayan bir açıklama ile erken seçim “muhabbeti” yeniden başladı. Yazıyı hazırlarken Ankara’da siyasi trafik yoğundu. Kararı beklemeye gerek görmedim. Çünkü bu filmi daha önceden defalarca görmüştük. Yine de sayın Bahçeli’nin teklifini duyunca aklıma gelen ilk cümleler şöyle oldu:

“Dumanlı dumanlı, oy bizim eller,
  Oturup ağlasam, delidir derler.”

Gelecek nasıl olacak, onu Allah (cc) bilir. Ama insan, düşünmek, denemek ve güzeli yaşamak almak için çabalar. Seçim söz konusu olunca partilerin kendi durumlarına bakmaksızın, konuya balıklama atlaması belki de bu insani durumun gereğidir.
“Bu sefer ben kazanacağım” düşüncesi kulağa hoş geliyor fakat “nasıl olacak” sorusunun cevaplanamaması bir o kadar da merak uyandırıyor.
Son 16 yıldır, “futbol, 22 kişinin dikdörtgen bir sahada bir topun peşinde koştuğu fakat sonunda mutlaka Almanların kazandığı bir oyundur” önermesi benzeri “Türkiye’de seçim, her partinin seçim döneminde rahatlıkla atıp tuttuğu fakat sonunda mutlaka AKP’nin kazandığı bir oyundur” noktasındayız.
Neden?
Çünkü muhalefet partileri, kurumsal olarak rasyonel değiller. Ayrıca yetkin değiller.
Seçim elbet olacaktır. Erken veya zamanında… Ancak geçmişte defalarca kaybetmişlerin yeniden pehlivanlığa soyunuyor olmaları normal değildir. Benim şahsi düşüncem: milyonlarca insanı etkileyen her ciddi işte olduğu gibi kaybedenin, kaybettikten sonra evine geri dönmesi gerektiğidir.
Fakat her sistemi problemli güzel ülkem Türkiye’mde mağlup siyasetçiyi yer yarılsa, göndermezsiniz. Sebepleri vardır:
Birincisi malum, siyasi partiler kanunudur. Lider, delegeyi seçer, delege lideri seçer, lider ekibi seçer, devran döner, havanda su dövülür. Vekalet sistemi ile demokratik olması beklenen parti organizasyonları vesayet sistemi ile şahsi mülke dönüşür.
İkincisi, meslek olarak kendine siyasetçiliği seçenlerin, küçücük dünyalarındaki konfordan vazgeçerek vatandaşın içinde debelendiği acımasız dünyaya dahil olmayı asla tercih etmemeleridir. Öyle ki; bazen “küçük olsun bizim olsun” mottosu bile az gelir de “her ne olursa olsun bizim olsun” söylemine tutsak olunur.
Üçüncüsü, konuşurken mangalda kül bırakmayan seçmenin (bizlerin) sıra oy kullanmaya, kabine girip irade göstermeye geldiğinde araba farı görmüş kedi gibi bir hale bürünüp, “elim gitmiyor” psikozuna bürünüyor olmasıdır.
Seçim olsun. Fark etmez! Yeter ki önceki seçim dönemlerinde olduğu gibi ekonomik durum daha da kötüye gitmesin. Seçim yapacağız derken, zaten yolunmuş tüylerimiz biraz daha dökülmesin!

***
Yeni olduğu ve seçimlere ilk defa gireceği için İYİ Parti organizasyonunu bu eleştirilerin dışında tutuyorum. Sayın Akşener, iddialı olma hakkına sahiptir. Şansı da oldukça yüksektir.
Başarabilirse kendi söylemi ile İYİ olur. Başaramazsa, ifadeleri bellidir. Gereğini yapacaktır. 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA