23 Temmuz 2017

Ömer ALİKILIÇ8 Kasım 2016 , Salı

Ömer ALİKILIÇ

Hayalden gerçeğe

İçinde bir tutam hüzün, bir tutam huzur, bir tutam sessizlik ve çılgın bir özgürlük olan, ucu bucağı olmayan, bir hayal dünyasının tam ortasında dikiliyorum. Etrafımda, sarı yapraklı ağaçlar, sonbahar melodisi çalıyor, ılık ılık esen rüzgar, o melodiye şiir ile eşlik ediyor. Hemen önümde, karnını doyuracak, rızık arayan kuşlar var, az ileride de, göz göze duran, masum aşıklar.  Biraz sonra, üstüme düşüyor kızıl bir akşam güneşi ve hayal bu ya, yürüyorum ellerim cebimde, bastığım yaprakların, hüzün veren, hışırtı  sesi ile birlikte… 
Hayal dünyasında, geziniyorum öyle avare avare. Akılda, akıla kurşun sıkan düşünceler, yürekte, susmak bilmeyen, hevesler, özlemler, sevgiler ve aşklarla, yürüyorum gerçeğe çok uzak olsam da. Biraz ileride, bir bank görüyor ve oturuveriyorum en sessiz halimle. Çok geçmeden, orta yaşlı bir amca, gelip oturuyor yanıma. Konuşmaya başlıyor  ordan burdan. Bazen aşk diyor, bazen meşk. Kimi zaman, “gülü, korkusuzca kokla’’ diye cesaret veriyor, kimi zaman ise, “gülün, dikeni de var ha dikkat et, bir yerine batarsa, canın yanar’’ diyip, bütün cesaretimi paramparça ediyor. Yaşlı amca, hayal dünyasının yerlisi olsa da, dilinden düşürdüğü sözler, gerçek hayata aitti.
Yaşlı amcanın sohbeti hoşuma gitse de, hayal dünyasında biraz daha dolaşmak için, izin isteyip kalkıyorum yanından. Ve yeniden yürümeye başlıyorum. Yürüyorum, bir çocuğun, annesine sarıldığı an, yaşadığı sevinç ile. Yürüyorum, bir kulun, secdeye vardığı an, hissettiği o eşsiz huzur ile. Ve yürüyorum, gerçek hayatta tatmadığım, hiç bir zaman tadamayacağım, çılgın bir özgürlük ile…
Bir çay bahçesine oturuyorum daha sonra. Bir çay söylüyorum kendime. Hayat kadar boş bir kağıt, yüreğim kadar dolu bir kalem koyuyorum masanın üstüne. Bir kaç dakika sonra, çayım geliyor ve çayımdan bir yudum alıp, yazmaya başlayacakken, yan  masaya, yeni doğmuş bebekleri ile, bir çift oturuyor. Bebeğin güzelliği ve huzur veren masum yüzü, beni benden alıyor. Adını soruyorum, “zümra’’ diyorlar tebessüm ederek. O an şöyle bir dörtlük düşüyor yüreğin en mutlu yerinden.

“zaman, senin için akmaya başlıyor.
Üstüne ilk güneş, tam şimdi doğuyor.
Mutluluk getiren hayat, acı da getirir, hüzün de.
Rahat ol ve rıza göster yazılan kadere.
Allah seninle olacak, sen Allah ile olduğun sürece.’’
Bu güzel aileye veda edip, ayrılıyorum yanlarından. Bir kaç adım sonra da, gerçek hayatin eşiğine geliyor ve oturuyorum, her oturuşumda yüreğimi yakan arabama. Gerçek dünyaya bakıyorum şöyle göz ucu ile. Yine çok acı var dünyada. Yine çok göz diken var huzura. Herkes  aynı, her şey ayni. Bu kadar aynı kalan dünyaya inat, farklı şeyler söyleme zamanı 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 


 


 

 


 




 



Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA