21 Kasım 2017

Sezai MATUR4 Kasım 2017 , Cumartesi

Sezai MATUR

Hoca Ahmet Yesevi’nin diyarından…

Kazakistan…
Hoca Ahmet Yesevi’nin doğup büyüdüğü ve de İslam dininin Türk diyarlarına yayılmasına aracılık eden gönül erlerini yetiştirdiği topraklar…
18 milyon nüfusa ve 2 milyon 700 bin metrekare büyüklüğe sahip bir ülke.
Toprak büyüklüğü açısından dünyanın 9’uncu büyük ülkesi.
Ancak nüfus yoğunluğunun oldukça düşük olduğu bir şehir.
Kazakistan, Türk cumhuriyetlerinde Sovyetler Birliği döneminden bu yana koltuğunu koruyan tek lider olan Nur Sultan Nazarbayev tarafından yönetiliyor.
O eski bir mühendis.
Çalıştığı madendeki işçi ayaklanmalarıyla siyasete girdi.
Oradan da Gorbaçev döneminde Sovyetlerin en önemli ikinci adamı oldu.  Sovyetler dönemindeki gücünü, Kazakistan’ın bağımsızlık protokolünü imzaladığı 1991’den bu yana devam ettiriyor.
Nur Sultan Nazarbayev’in önerisiyle her yıl bir Türk devletinin bir şehri, o yıl için Türk Dünyası’nın kültür başkenti ilan ediliyor.
Biz de 2017 Kültür Başkenti ilan edilen Kazakistan’ın şehirlerinden biri olan Türkistan’da Türk Dünyası 3. Gazeteciler Şurası’nı gerçekleştirdik.
Kazakistan’a Almaata havaalanından giriş yaptık.
Kısa bir süre öncesine kadar ülkenin başkenti olan Almaata’nın yerine Astana adıyla yeni bir başkent kurulmuş.
Başkent her şeyiyle sıfırdan kurulan Astana son dönemde Suriye sorununa çözüm arayan toplantılarla öne çıkan bir ülke.
Almaata yaklaşık 2 milyon nüfuslu bir şehir.
Adı elmadan geliyor.
Caddeler, sokaklar  tüm Sovyet şehirlerinde olduğu gibi cetvelle çizilmiş gibi…
Şehir parklar, meydanlarla dolu.
Her biri inanılmaz büyüklükte parklar ve meydanlar şehre nefes aldırıyor.
Yol kıyıları ağaçlarla dolu.
Ağaçlar ibreli değil, yapraklı.
Artık sonbahar nedeniyle yapraklar sararmaya başlasa da şehrin yeşil dokusu insanı müthiş büyülüyor.
Dökülen yaprakları sürekli temizleyen görevliler dikkat çekiyor.
Caddeler adeta pırıl pırıl.
Toplu ulaşım traleybüsler ve otobüslerle sağlanıyor.
Ancak her biri eski ve dökülüyor. 
Trafikte bırakın dolmuşu minibüs bile yok.
Lüks jipler ve eski dökük arabalar yanyana.
Burada gelir dağılımının adil olmadığını gösteriyor.
Bir de bisiklet kullanımını yaygınlaştırmak için şehrin bir çok noktasına konulan ortak kullanım bisikletleri dikkatimi çekti.
Ancak bisiklet kullanan yok denecek kadar azdı.



…………….


Zafer Günü kutlamaları

Almaata gezimiz sırasında Müzik Müzesi ziyareti programımızdaydı.
Dombra başta olmak üzere farklı bir çok müzik aletinin sergilendiği müzede çapı neredeyse benim boyum kadar olan bir davul benim çok ilgimi çekti.


Yanlış değilse bu davul savaşlarda kullanılıyormuş.
Müze ziyaretinin ardından müzenin bulunduğu meydanda ilginç bir anma programına tanıklık ettik.
İkinci Dünya Savaşı sırasında işgalci Nazi ordularına karşı kazanılan zaferin yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa eski askerler ve gaziler katılmıştı.
Çok güzel bir meydanda, gaziler sırayla anıta çiçek bıraktılar.
Askeri bandonun eşliğinde marşlar söylediler.
Kazak askerlerinin, gazilerin arasında fotoğraflar çektirdik.
Tercümanlar aracılığıyla sohbet ettik.
Türkiye’den gittiğimizi duyunca çok mutlu oldular.
Kazaklar’ın kullandığı dille ve bizim kullandığımız dil arasında çok farklılıklar var.
İlk etapta anlaşmak zor.
Ancak biraz dikkatli dinlediğinizde birbirinizi karşılıklı anlayabiliyorsunuz.
Biz de o meydanda tanıştığımız Kazaklar’la zor da anlaşmayı, konuşmayı başardık.



Ahmet Yesevi türbesi

Ahmet Yesevi Kazakistan’ın Çimkent şehri yakınlarındaki Sayram kasabasında dünyaya gelmiş, tarihte bilinen ilk Türk mutasavvıfıdır.
Şair de olan Ahmet Yesevi  Yesevîlik adı verilen tasavvufî akımının önderidir.
İnsanları dinî ve ahlâkî yönden yetiştiren Hoca Ahmet Yesevî, tasavvufî düşüncelerini Türkçe ve sade şiirler ile anlatmış, hikmet adı verilen bu şiirler Dîvân-ı Hikmet’te toplanmıştır.
Ahmet Yesevi’nin türbesi Timur tarafından yaptırılmış.
Türbe çok uzaktan sizi etkilemeye başlıyor.
Çevresi ziyaretçilerle dolu.
Özellikle ilkokul öğrencileri gelmiş.
Beyaz kurdeleleri, tertemiz yüzleriyle kız çocukları,  pırıl pırıl bakan erkek çocukları Ahmet Yesevi’nin türbesini ziyarete gelmişler.
Türbenin giriş kısmında Yesevi’nin medrese olarak kullandığı bölüm var.
Ortasında dev bir kazan. 
7 farklı madenden özel bir yöntemle dökülen kazandan gelenlere su ikram edilirmiş.
Uzun yıllar başka ülkelerde olan bu büyük kazan yeniden ilk bulunduğu alana getirilmiş.
Türbe ve medrese TİKA tarafından yenilenmiş.
Medresenin mutfağında yemek pişirilen kazanlar olduğu gibi duruyor.
Ayrıca yemeğin servis edildiği dev kaplar da ilk günkü gibi muhafaza edilmiş.
Kütüphanesi, çilehaneleriyle gerçekten görülmeye değer bir yer burası.
Hoca Ahmet Yesevi’nin çok uzun yıllar toprak altında yaşamını sürdürdüğü bölüm o gün ziyarete kapalı olduğu için göremedik ama mutlaka görülmeli.
Adapazarı’nda adını taşıyan bir cadde olan Ahmet Yesevi için Fatiha okuyup türbeden ayrılıyoruz.


….

Çok uzaklarda bir Türk üniversitesi

Türkiye Cumhuriyeti, Türkistan’a Ahmet Yesevi Üniversitesi’ni kazandırmış.
Üniversitenin tüm binalarını Türkiye inşa etmiş. Yaklaşık 6 bin öğrencisi olan üniversitede ağırlıklı olarak Türkiye’den hocalar var.
Kazakistan’ın en önemli üniversitesi.
Üniversitenin Rektör Vekili Türk: Prof. Dr. Mehmet Kutalmış. 
Türk dünyasına gönül vermiş bir bilim adamı.
Kazak öğrenciler çoğunlukta ama Türkiye’den de çok sayıda öğrenci var.
Kampüste dolaşırken sanki Türkiye’de bir üniversite kampüsünde gibi hissediyorsunuz kendinizi.
Burada Türk dünyasından gazetelerin yer aldığı bir sergi açıldı.
Ayrıca Türk Dünyası Gazeteciler Şurası da burada gerçekleştirildi.
Hiç yabancılık çekmediğimiz üniversitenin salonunda, Türk dünyasının basını için önemli kararlar alındı, mesajlar verildi.


….

Ülkenin üçüncü  büyük kenti: Çimkent

Kazakistan’ın ikinci büyük kenti Çimkent.
Almaata’dan uçağımız iki saat rötar yaptı.
Havaalanında saatlerce beklemek durumunda kaldık.
Bir milyona yakın nüfusu var.
Almaata’da olduğu gibi burada da  yeni bina yok denecek kadar az.
Hep Sovyet döneminden kalma birbirine benzeyen apartmanlar.
4-5 katlı çoğu 1+1 dairelerin bulunduğu binalarda insanlar yaşamlarını sürdürüyor.
Gündüz sokaklarda neredeyse insan görmek mümkün değil.
Ama akşamları şehir geceleri hareketli.
Şehirde bulunduğumuz iki akşam da yemeğimizi iki Türk lokantasında yedik.
Biri Ankara, biri İstanbul.
Her ikisi de gerçekten güzel yerlerdi.
Burada da toplu ulaşım
….

Gezinin amacı

Yönetim Kurulu üyesi olarak görev yaptığım Türkiye Gazeteciler Federasyonu önderliğinde Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı ve Türk Dünyası Gazeteciler Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nın üçüncüsüne katılmak üzere Kazakistan’a gittik.
Ardından Türkiye Gazeteciler Federasyonu 54. Başkanlar Konseyi toplantısını Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te gerçekleştirdi.
Türkler’in ata yurtları olan bu iki ülkeden izlenimlerimizi sizlere iki gün süreyle anlatmak istiyorum.
Türkiye Gazeteciler Federasyonu ve Gazeteciler Cemiyetleri Basın Vakfı’nın Genel Başkanlığı’nı yürüten Yılmaz Karaca’nın yoğun gayretleriyle gerçekleştirilen iki programdan ve iki ülkede gördüklerimi anlatacağım.


Türkiye’nin dört bir yanından cemiyet başkanlarının yanısıra Avrupa’dan, Orta Asya’dan meslektaşlarımız da toplantılara ve geziye katıldılar.
Gezi heyetinde Sakarya’da bir süre gazetecilik yaptıktan sonra Brüksel’e yerleşen ve mesleğini burada icra eden hemşerimiz Yusuf Çınal ile Sabah Gazetesi’nin köşe yazarı Yavuz Donat da vardı.  
Türk Dünyası Gazeteciler Şurası’nın ilki 2014 yılında Eskişehir’de, ikincisi 2016 yılında Tataristan’ın başkenti Kazan’da gerçekleştirilmişti. Üçüncü toplantı için Türk Dünyası 2017 yılı başkenti seçilen Türkistan’tan tercih edilmişti.


Türkistan Hoca Ahmet Yesevi’nin medresesinin ve türbesinin bulunduğu şehir.
Burada Türkiye Cumhuriyeti, Ahmet Yesevi Üniversitesi’ni kurmuş.
Türk Dünyası 3. Gazeteciler Şurası da bu üniversitede gerçekleştirildi.
Ahmet Yesevi Üniversitesi’nin bir benzeri de Kırgızistan’da kurulmuş.
Manas Üniversitesi…
Her iki üniversite Türkiye Cumhuriyeti’nin iki Türk devletine kazandırdığı en büyük değer olmuşlar.
Oraları gezerken gerçekten gelecek adına umutlandık.
2 gün sürmesini planladığım yazımda iki ülkede gördüklerimi anlattıktan sonra iki ülkenin karşılaştırmasını yapacağım.
Bugün Kazakistan’la başlayalım…


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 


 

 



 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA