24 Kasım 2017

Opr. Dr. Bülent HAZER31 Mart 2016 , Perşembe

Opr. Dr. Bülent HAZER

İstismar

Çocuklar, toplumun geleceği, en değerli varlıkları. Bir çiçek gibi korunmalı.
Peki biz onlara nasıl bir dünya sunuyoruz.
Hergün heryerden ölüm haberlerinin geldiği, sevgi dilinin kaybolduğu, nefretin ve öfkenin hakim olduğu, yalanın, hırsızlığın normalleştirildiği, herkesin huzursuz olduğu, gücü ele geçirenin güçsüzü ezdiği bir ortamda büyüyen çocuğa hangi güzel duyguyu, davranışı anlatabiliriz?
Son günlerde gündemde olan çocuk istismarı diye yumuşattığımız, söyleyemediğimiz  çirkin olayları sadece yetişkinler mi duyuyor veya görüyor?
Çocuklar internette, haberlerde, gazetelerde duymuyorlar mı, görmüyorlar mı?
Çocuk istismarı ne demek diye sormuyorlar mı anne babalarına? Peki onlar ne diyor ? 
Nasıl anlatmaya çalışırsak çalışalım, onlara güvenli huzurlu bir hayat vermesi gereken bizleri vicdanımızda aklayacak mı bu cevaplar?
Bunları yapanlar kadar, bu ortamları oluşturanlar, seyredenler, görevini yapmayanlar  sorgulanmayacak mı?
Yıllarca farklı mekanlarda onlarca çocuğun mağdur olduğu bu aşağılık olayda sadece yapan kişiyi cezalandırmak, toplumdaki ahlaki çöküntüyü, gidişattaki vahameti gidermeye ve düzeltmeye yeter mi?
Evet bu mahluk bence tek bir nefes bile almamalı.
Fakat sistemi, kurumları, sorumluları da sorgulamalı ve aksaklıkları  düzeltmeliyiz. Olayı o mahlukun şahsına indirgemek resmin bütününü görmeyi engeller, sorun çok daha büyük.
Toplum olarak hiçbir şeye tepki vermiyoruz, en acı olayın etkisi iki gün sürmüyor.
Bu kadar acı ve gözyaşı varken  işadamları toplantısında fıkralar anlatılıyor, fakirin karanfiliyle dalga geçilip gülünebiliyor,siyasiler gür sesleriyle bir anda gündemi değiştirebiliyor .
Unutuyoruz, umursamıyoruz. Küçük hesaplarla günü kurtarmaya çalışırken geleceğimizi kaybediyoruz.
Devlet,  vatandaşlarının can ve mal güvenliğini kişi ayırt etmeden sağlarken, kurumları da aynı özenle denetlemek zorundadır.
Tüm yaşadıklarımız göstermektedir ki her kurumda adı ne olursa olsun bu tip acı olaylar olabilmektedir.
Hiçbir yapıya ve kuruma ayrıcalık göstermeden sorumlular bulunup cezalandırılmalı, sıkı denetime tabi tutulmalıdır.
Yetkililer de herkesten daha fazla duyarlı olmak, o çocukların acısını ve çaresizliğini en derinden hissetmek zorunda.
O minik kalplerde açılan yaraları sarmak ve onları topluma kazandırmak zorundayız.  
Elbette ki böyle olaylar bütün kurumu bağlamaz ama onların sorumluluklarını da ortadan kaldırmaz, yöneticilerin ve toplumu oluşturan bireylerin sorumluluğunu kaldırmadığı gibi.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 


 


 

 



 



Site İçi Arama

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA