18 Temmuz 2018

Sezai MATUR6 Temmuz 2018 , Cuma

Sezai MATUR

MESLEKTE 30 YIL

30 yılı aşmış gazetecilik mesleğim
Gazetecilik tutkumun nasıl başladığını çok hatırlamıyorum.
Lisede kararımı vermiştim gazetecilik okuyacaktım.
Üniversite sınavında bilinçli bir şekilde tercih ettim İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nu.
4 yıl bittiğinde hiç tereddüt etmeden Adapazarı’na geldim. 
Okulun bitmesine birkaç ay kala Yenigün Gazetesi’ne gitmiştim.
Şaban Mergül gazetenin başındaydı. “Okul bitince gel başla” demişti.
Okul bitip işe başlamak için gittiğimde gazetenin başında bu kez Semih Köprülü ve Hüseyin Komite  (her ikisine de rahmet diliyorum) vardı.
Hasırcılar’daki gazete binasında camla bölünmüş küçük odasında Semih Köprülü çok iyi karşılamış “hemen yarın başla” diyerek beni yüreklendirmişti.
Daha ikinci gün Hüseyin Komite’nin yönlendirmesiyle mutfak ve hal fiyatlarını karşılaştıran bir haberim “Mutfaktaki yangın” başlığıyla manşet olmuştu.
4 gün sonra sabah gazeteye gittiğimde, tatsız bir hava vardı.
Herkes ağlıyordu.  
Hüseyin Komite yanında çağırdı.
“Gazete satıldı. Biz gideceğiz. Yeni bir ekip gelecek. Necdet Güngörsün sadece senin kalmanı istedi. Biz çıktıktan sonra onlar gelecek. Sen bekle” dedi.
Ben ne olduğunu anlamaya çalışırken herkes masasını topladı ve gazeteyi terketti.
Çok geçmeden Güngörsün (rahmetle ve özlemle anıyorum)  ve ekibi geldi.
Müjgan Zaman, Müjdat Çetin ve Mustafa Öztunç, Güngörsün’ün ekibiydi.
Güngörsün ve Zaman çok destek oldular.
Ancak o ekiple 6 ay kadar çalışabildim.
Yeni bir gazete kurulacağı belirtilerek transfer teklifi geldi.
1989 yerel seçimleri öncesiydi.
Siyasi bir oluşumdu ama hem Yazı İşleri Müdürlüğü hem de yüksek bir maaş teklifine olumlu cevap verdim. Ancak bu gazete açılamadı. 6 ay kadar maaş aldık. Sonra kapının önüne konduk.
Askere gidene kadar Murat Uygun’un Sabah muhabirliğini, babası İlhan Uygun’un (rahmetle ve özlemle anıyorum) Cumhuriyet muhabirliğini yürüttüğü ÇEK 2 İşhanı’ndaki bürolarında çalıştım.
Burada meslek adına çok şey öğrendiğimi söyleyebilirim.
Askerlik dönüşü Engin Özkoç’la (Adapazarı Belediyesi Başkan Yardımcısıydı) karşılaştım.
Belediye bünyesinde radyo kurulacağını belirterek istersem orada çalışabileceğimi söyledi.
Güzel bir kadroyla Aralık 1992’den 1994 yerel seçimlerine kadar ART’de çalıştık.
Ünal Ozan’ın sağladığı özgür ortamda bağımsız radyo haberciliğinin en güzel örneklerini sunduğumuzu düşünüyorum o dönem.
Seçimler kaybedildi. Belediyede işten atılmalar, sürgünler başladı.
ART’de ilk sürgünü ben yedim.
Su servisinde sayaç okumaya verdiler.
Hiç itiraz etmeden aylarca Yenigün Mahallesi’nin sayaçlarını okudum.
Bir gün Funda Deryaoğlu yeni kurulan Kanal 54 yerel bir televizyon kanalını kendisinin de tanıdığı Aykut Yüksel ve Ayhan Aykus’un (rahmet diliyorum) almak istediklerini ve benimle tanışmak istediklerini söylediler.
Tanıştık ve hemen kanala gittik.
Maltepe’de bir çatı içinde son derece uygunsuz koşullar içinde yayın yapan Kanal 54’ü iki ortak kanalı satın aldılar.
Ancak orada yayın mümkün değildi.
Karaağaç Bulvarı’nda Ocak iş Merkezi’nde ofisler kiralayıp oraya taşıdık.
Kadroya ART’den arkadaşım Yalçın Akaltın öğretmenlik mesleğini bırakıp dahil oldu. Yeni arkadaşlarla takviye ederek güçlü bir kadro oluşturduk.
Patronlar tahminimizin çok üstündeki maliyetleri karşılayamadılar.
Çok zor şartlar altında çok güzel yayınlar yaptık.
Bir çok gece eve gitmeden televizyonda koltukta uyuduğumu hatırlıyorum.
Yapılan iyi işleri sürdürmek için paraya ihtiyaç vardı. 
Bunun için de yeni ortaklar alındı ve televizyon, ortaklardan Aydın Zengin’in Sakarya Caddesi’ndeki binasına taşındı.
Yeni yatırım yoktu ama patronların beklentisi çoktu.
Başımıza arkadaşları bir astsubay emeklisini getirince Yalçın Akaltın’la birlikte ceketlerimizi alıp ayrıldık.
SRT yeni kurulmuştu.
Haber Merkezi çok zayıftı.
Atilla Okumuş’la (Rahmetle ve özlemle anıyorum)  konuşup hemen SRT Haber Merkezi’nin başına geçtik.
Kısa sürede SRT, Sakarya’nın gündemini belirleyen bir kurum oldu.
1997’ye kadar bu böyle devam etti.
Ancak her zaman işler istediğiniz gibi yürümüyor. Ben de anlaşarak ayrıldım.
Bir süre NTV’nin Sakarya muhabirliğini yaptım.
Meslekte kendimi en verimsiz olarak gördüğüm dönem bu dönemdir.
1998 son baharında Atilla Okumuş, kapalı olan SRT’yi Halil İbrahim Balcı ile birlikte yeniden açacaklarını belirterek davet etti.
SRT’de ikinci dönem yeniden başladı. 3-4 aylık hazırlık dönemi sonrası TV’yi yeniden açtık.
Çok güzel bir kadro da kurduk.
Muhteşem bir açılışın ardından çok iyi işlere imza atarken eski cihazlar da sürekli sorun çıkartıyordu. Sanırım 2 ay kadar ana haber bültenini de ben sundum.
Bir akşam üstü arızalanan montaj seti yüzünden Okumuş’la tartıştık ve ben yine ceketimi alıp ayrılmak durumunda kaldım.
1999 seçimlerine çok az bir zaman kalmıştı. Adayların belirlendiği süreçti ve ben işsizdim.
Mimar arkadaşım Zübeyir Şahin, DSP’nin Serdivan Belediye Başkan adayı oldu.
Seçime kadar onun kampanyasına destek verdim.
Seçimden 3-4 ay sonra da deprem oldu. 
Depremden bir hafta kadar önce Yusuf Özkan (rahmetle anıyorum)  Necdet Güngörsün ekibiyle Adapazarı Gazetesi’nden ayrılarak yeni bir gazete kuracaklarını, kendisinin Turan Çatalbaş’la birlikte Adapazarı Gazetesi’ne geçeceklerini, beni de yanlarında görmek istediklerini söylemişti.
Ben de kabul ettim.   
Depremde Yusuf Özkan’ı kaybettik.
Güngörsün enkaz altında kaldı ve uzun süre hastanede tedavi görünce yeni gazete kurulması işi de askıya alındı.
İşsizdim, bir şey yapmam lazımdı.
SRT’de daha önce birlikte çalıştığım Tuncay Tütüncü ile Valilik meydanında küçük bir baraka gibi çay ocağı açtık.
2-3 ay kadar çaycılık yaptık.
Barakalar kaldırılınca yine işsizdim.

‘Seni arıyoruz, neredesin?’

2000 yılı Ocak ayıydı.
Oktay Sarı’nın büfeye uğradım.
“Seni arıyoruz, neredesin?” diye çıkıştı.
“Adapazarı Gazetesi ekibi ayrıldı. Turan Çatalbaş başladı. Ali Fuat Tepe seni de istiyor. Seni bekliyorlar” diye devam etti.
Gazete hala çadırdaydı. Adapazarı Belediyesi’nin önündeki çadıra gittim. Ali Fuat (rahmet diliyorum)  ve Turan “hemen başla” dediler.
Yazı İşleri Müdürü olarak göreve başlarken teknik servisteki bayan arkadaşların “Aaa bu bizim çaycı değil mi?” şeklindeki şaşkınlıklarını meslek hayatımda güzel bir anı olarak hatırlıyorum.
Adapazarı Gazetesi benim için yeniden bir okul oldu.
Orada çok şey öğrendim.
Deprem sonrası şehirde yaraların sarılmasına önemli katkılar verdiğimizi düşünüyorum.
Ve sanırım benim onuncu köyüm Yenihaber maceram Adapazarı Gazetesi’ndeyken başladı.
İşler iyi gitmiyordu.
Yeni bir gazete teklifi gelince uzun uzun düşündüm. Çünkü artık evliydim ve daha önceleri bir çok kez yaptığım gibi ceketimi alıp çıkmak lüksüm yoktu.
Her şeyi kafamda planladıktan sonra ayrıldım.
13 Aralık 2004’te başlayan Yenihaber’deki yolculuğumuz kesintisiz devam ediyor.
14 yıldır huzurla burada çalışıyorum.
2007 yılında Necdet Güngörsün’ün vefatı sonrası Sakarya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı seçildim. Son iki dönemdir Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yönetim Kurulu üyesiyim.
……………………..

Bulvar’da, Çark’ta yürümek
en büyük zenginliğim

Üniversiteyi bitirdikten sonra hiç tereddüt etmeden Sakarya’ya geldim.
30 yıldır herkesin gözü önünde gazetecilik yapıyorum.
Mesleğimi doğup büyüdüğüm bu şehirde yapmaktan hiç pişman değilim.
Yeniden doğsam bir kez daha seçme şansım olsa yine bu mesleği seçerdim.
Geriye dönüp baktığımda bu işi hep başım dik yaptığımı görüyorum.
Allah’a çok şükür ki hiç kimseye boyun eğmedim.
Birbirinden güzel iki evladım var.
Onlara yatlar, katlar bırakamayacağım.
Bırakabileceğim en güzel mirasın lekesiz bir isim olduğunu düşünüyorum.
Bunca yıl bu meslekte bulunup da Çark Caddesi’nde, Atatürk Bulvarı’nda saklanmadan göğsünü gere gere yürümek sanırım en büyük zenginlik.
30 yıldır hep doğru bildiklerimi yazdım.
Hep iyi patronlarım oldu.
Yine iyi patronlarım var.
Çok iyi dostluklar edindim.
30 yıl boşunca hiç tarafsızlık iddiasında bulunmadım.
Hep doğrudan yana, halktan yana, güçsüzden yana olmaya, şehrimin, ülkemin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmaya çalıştım.
Hiç mi hata yapmadım.
Tonlarca.
Farkına vardığımda hiç gocunmadan özür diledim.
Bu şehre hizmet edeni takdir ettim, zarar vereni de teşhir ettim, eleştirdim.
Çok dost biriktirdiğim gibi çok da düşmanım oldu.
Saldırılar, ölüm tehditleri, tazminat ve ceza davaları hiç geri adım attırmadı.
Hele Yenihaber’in ilk yıllarında rant hesaplarına çomak soktuğumuz çetelerin baskıları, saldırıları altında kaldık.
Önce Allah, sonra bizi seven ve inananların duaları korudu bizi.
30 yılın muhasebesini yaparken bugün bulunduğum nokta için Allah’a şükrediyorum.
Sağlığım izin verdiği sürece de bu meslekte bulunmak ve şehrimize hizmet etmek istiyorum.
30 yıl içinde bana destek olan herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum.
 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

ERSİN TARANOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLUR MU?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA