22 Eylül 2017

Mustafa TOPKARA31 Ekim 2016 , Pazartesi

Mustafa TOPKARA

MÜZİK DEĞİŞTİĞİNDE DANS DA DEĞİŞİR

Afrika atasözü mü Japon deyişi mi olduğu belli olmayan bu cümle,

evliliklerin kuruluşu ve devamı, karşı cins ilişkilerinin seyri hakkında derinlikli bir bakış açısı sunar.

Müzik değiştiğinde dans da değişir.

Yani..

İlişkiyi başlatan zemin değiştiğinde, ilişkinin duygusal ve davranışsal seyri de değişir.

Bu durum, Murpy yasasının söylediği “bir şey olacaksa olur” kanunu kadar kaçınılmazdır.

Her bağlanmanın kaderinin ayrılık olması kadar somut bir gerçekliktir, ilişkinin zeminin değiştiğinde ilişkinin de seyrinin değişmesi.

***

Erol Afşar’a takılmıştım bir zaman,

“25 sene önce nasıl düşünüyorsan hala aynı şekilde düşünüyorsun, insan hiç mi değişmez” diye.

Buradan yola çıkarak, 25 senedir aynı kadın ya da erkekle evli olmaya bir eleştiri getirilebilir mi?

Getirilememesi bir tuhaflığın olmadığını göstermez bence.

Ben 4 evlilik yaptım ve bakarım.

Annem ve babam 48’inci yıllarına girdiler evliliklerinde.

Garipliğin ben de mi yoksa onlar da mı olduğu tartışması,

Neyin doğru olduğu anlamında bir gerçekliğe götürmese de bizi,

bence ufuk açıcıdır.

48 yıllık bir evliliği

“arkadaş hiç mi değişmez insan, hiç mi gelişmez” açısından tartışabiliriz.

Evliliğin başlangıç zamanlarındaki süreçleri eleştirerek bugünkü kararlarını çalışan pek çok çift tanıdım.

Kadın ya da erkek farketmez pek çok kişiden,

“20 yaşındaydım evlendiğimde” diyerek başlayan ve o dönem ki karar verme aşamalarını çocuksu bularak küçümsemeye çalışan ve asıl doğru kararın bugünkü kişilik durumu ve bakış açısının olduğunu söyleyen,

pek çok açıklama duydum.

Duymuşsunuzdur, duyuyorsunuzdur siz de.

Uzun evliliklerde ve ilişkilerde müzik pekçok kez değişir.

Uzun ilişkiler olmasına bile gerek yok.

Şehir değişiklikleri, kişilerin ilişkiye başlarken hayatlarında başka ilişkilerin olup olmaması, yakınların kaybı, ekonomik değişiklikler, iş değişiklikleri, statü değişimi, fiziksel hastalıklar, olumlu ya da olumsuz fiziksel değişimler, çocuk  ve daha pek çok etken,

O İlişkide müziğin değiştiğini gösterir.

Her bir değişimin ilişkinin başlangıç motivasyonu üzerinde bir etkisi vardır.

Duygusal motivasyonu etkileyen bu süreçler,

Ilişkide çiftin evli olup olmamasına gore bir etkiye sahip olur demek, anlamsız bir çıkarım değildir.

Flört döneminde meydana gelen değişimler ilişkileri yapısını ve seyrini değiştirme anlamında daha güçlü bir etkiye sahipken,

evlilikler için aynı şeyi söylemek zor.

Uzun süren bir evlilikte müziğin değiştiğini gösteren pek çok olay olmasına ragmen,

dans değişmez çoğu zaman.

Bu durum müzik ve dans arasında bir anomali yaratır.

Mesele ahengin bozulmasının ötesinde bir sorundur.

Horon çalarken vals yapmanız,

sadece bir ahenk sorunu değildir.

Görüntüyü ve kulağı tırmalayan bir durumun ötesinde,

gerçekliğin ters yüz edilişidir.

Bir dans salonunun ortasındasınız,

vals çalıyor ve bir çift ortada horon tepiyor.

Ne düşünür, ne hissedersiniz?

Belki de iyi bir şeydir 48 yıl aynı kişiyle yaşamak.

Belki de değildir.

Bağlanmayı istesem de bundan tırım tırım endişe duyan ve kaçan benim gibi birinin  açısından çok sıkıntılı bir durum bu.

48 yıl biriyle evli kalmak mı?

Tövbe tövbe!..

***

Pazar sabah kahvaltısı.

Babamın ilginç hikayelerinden biri geldi yine..

“Adamın birinin büyük bir koyun sürüsü vardır.

Sürüye bekçilik eden de pek çok köpeği.

Köpeklerin başında da onları koordine eden bir çoban köpeği.

Sürüyü köpeklere çok iyi koruttuğu için bu baş köpeğe bir koyun kesip ziyafet vermeyi düşünür adam.

Koyunlardan birini köpeğe adar.

Lakin ahdini yerine getiremeden kısa sure içinde ölür köpek.

Ahdettiği koyunu satamaz adadığı için.

Kesemez de.

Koyun kesilmediği ve satılmadığı için çoğalır da çoğalır lakin onun doğurduklarını da satamaz ve kesemez ahdinden dolayı.

Koyunun üredikçe ürer ve sürünün neredeyse tamamı bu koyundan üremiş olur.

Adam kara kara düşünür sorununa, çözüm bulamaz.

Gel zaman git zaman aklına kadı’ya gitmek gelir.

Gidip ona sorayım bana bir çözüm bulsun diye düşünür.

Gider kadı’ya ve durumunu anlatır.

Kadı düşünür, taşınır, bir kaç kitap karıştırır.

Sonrasında adamı karşısına alıp, hükmünü açıklar.

“Sen koyunları bana getir, koyunlar bizim uhdemize geçsin” der.

Adam sevinir.

Kurtulmuştur dertten.

Geriye dönüp kapıdan çıkacakken, kuşku düşer aklına.

Kadı’ya döner ve sorar

“Kadı effendi, bizim kopek sizin neyiniz olur!?” “

 

 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 


 


 

 



 

 




 



 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA