18 Temmuz 2018

Ömer EMECAN30 Aralık 2017 , Cumartesi

Ömer EMECAN

Sakarya Anadolu Lisesi'ndeydik

Sakarya’nın en eski ve en başarılı liselerinden, Sakarya Anadolu Lisesi’nin, beyefendi müdürü, sevgili Yalçın Sevindik Bey aradı:                                                                                   
“Okulumuzda bir edebiyat etkinliği düzenlemek istiyoruz. Öğrencilerimizle birlikte bir Söyleşi yapar mısınız?” Diye sordu.                                                                                            
Bir şair için, bundan daha güzel bir teklif olabilir miydi?                                                           
Tereddütsüz kabul ettik.                                                                                              
Sonrasında muhatabımız, Edebiyat öğretmeni Sayın Mehmet Dede idi.                                     
28 Aralık 2017 Perşembe günü okulda olacaktık.                                                                       
Okula girişte, Yalçın Sevindik Müdürüm güler yüzlü bir şekilde karşıladı bizi.                               
Hemen Edebiyat öğretmeni Mehmet Dede beyi aradı.                                                              
Ondan aldığımız cevap, Konferans Salonunu dolduran öğrencilerle birlikte, her şeyin hazır olduğu şeklinde idi.                                                                                                            
İkram edilen çayı içer içmez, hemen konferans salonuna çıktık.                                                     
Gerisi, Rüyalar âlemi gibiydi.                                                                                     
Öğrencilerden Fatma Betül Yüksel’in mükemmel sunumuyla gerçekleştirilen programda, özgeçmişimizi İrem Bahçeci okudu.                                                                                           
Berra Ersüz adlı öğrenci, şair Cevdet Altay Bey’in kitabına yazdığımız önsözümüzü okudu arkadaşlarına.                                                                                                                   
Sonrasında Damla Dilara Külünk ‘Çanakkale’ şiirimizi, Yüsra Özdemir ‘Ansızın’, şiirimizi, Emir Talha Diker de ‘ Bir Zafer Günü’ adlı şiirimizi seslendirdiler.                                     
Sonrasında sahne bizimdi.                                                                                                    
Her şiirin, şairi tarafından sebil edilmiş bir pınar ya da tadına bakılmayı bekleyen bir yol üstü meyvesi gibi olduğunu söyledik.                                                                                        
Tadına bakılan yol üstü meyvesinin, beğenilmesi halinde, geriye dönüşte yine aranıp tadına bakılmak isteneceğinden söz ettik.                                                                                    
Tıpkı beğenilen şiirlerin tekrar okunacağı ve şairinin aranacağı gibi, dedik.                                            Şiirin, bir damla suya benzediğini ama içinde okyanusları barındırdığını dile getirdik. Ardından da sorumuzu sorduk: “Peki o zaman şair kimdir?”                                          
Ve cevabımızı verdik: “Şair, bir damla suyun içine okyanusları sığdırabilen kimsedir!”                                                                                                                                
Daha sonra şiir gibi, resim yapmanın ve bir şarkı ya da türküyü en güzel şekilde seslendirmenin, bir yetenek işi olduğunu vurguladık.                                                                          
Bu yeteneğe sahip olan insanlara Sanatçı dendiğini dile getirdik. Aklımız erdiğince dilimiz döndüğünce kültürden de bahsetmeye çalıştık. Kültür kavramının içine giren Atasözlerimizi de unutmadık.                                                                                          
Atasözlerimizden verdiğimiz örnek: “Düşman içeride olursa, kapı kilit tutmaz oğul”, sözü idi. Bu sözü 15 Temmuz Hain kalkışmasıyla irtibatlandırdık. Ancak, “Şairler aykırı insanlardır” diyerek, telefonla boş ol, demeyi doğru bulmadığımızı da şöyle izaha çalıştık. Kadınlara anne gözüyle bakılırsa, “Cennet anaların ayağı altındadır”  Hadis- i Şerifini gerekçe gösterdik.                                                                                                        
Doğru dürüst, adam gibi tek bir evlat yetiştiren hiçbir anne, Allah-u Zülcelâl Hazretleri tarafından, ateşle muhatap edilmeyecektir, dedik.                                                                                
En sonunda da “Annemi İstiyorum” adlı şiirimizi seslendirdik.                                             
Teşekkürler Sakarya Anadolu Lisesi.                                                                                     
Rüya gibi bir gündü.                                                                                                     
Başarılarınızın devamını dilerim.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

ERSİN TARANOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLUR MU?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA