18 Haziran 2018

Beytullah ÖNCE27 Mayıs 2018 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Seçime mi gidiyoruz, savaşa mı giriyoruz?

Türkiye’de son yıllarda gündeme sık gelen “kutuplaşma” tartışması nedensiz değil.
Bunun bir risk, toplumsal barış ve huzur için büyük bir tehdit olduğunu söylerken; soyut bir kaygıdan bahsetmiyorum.
Yaşadığımız çok somut olaylar var.
Üstelik bunu sadece bugünün meselesi olarak da düşünemeyiz.
Geçmişten gelen acılar var.
Onlarca ve hatta yüzlerce yıllar içinde birikmiş anlaşmazlıklar var.
Haliyle, bu kadar geniş bu coğrafyada, sosyal ve kültürel açıdan zengin bir çeşitlilik taşıyan bu ülkede, siyasal sistemin toplumdaki farklılıkları daha fazla dikkate alması gerekir.
Buradaki dikkatin odağında ise kesinlikle ayrıştırma, kamplaştırma, kutuplaştırma olmamalıdır; lakin oluyor.
Egemen siyaset, olmaması gereken ne varsa önümüze koyuyor.
Özellikle seçim süreçlerinde, toplumsal grupları kendi potasında eritmek ya da kendi sandığında biriktirmek istedikçe; partiler adına yapılan ince hesaplar, toplum adına kötü faturalar ortaya çıkmasına neden oluyor.
Bunun, yarına ne bırakacağı konusunda daha önce de kaygılarımı paylaşmıştım.
Gelin görün ki, ders almadıkça dertlerimizin arttığı şu vasatta, bundan sonraki günlerin ne getireceğini düşünmek dahi istemiyorum.
Neden böyle söylediğimi merak ediyorsanız, seçime doğru ilerledikçe, yükselen seslere kulak verin; silah sesi daha duyacaksanız.
Meseleyi halk ile, millet ile, toplum ile tanımlamıyorsanız, yürüttüğünüz siyasetten ne hayır gelir?
İktidarda olmak, iktidarda kalmak ya da iktidara gelmek için, yönetimine talip olunan toplumun geleceğini riske atıyorsanız; toplumun farklılıklarıyla bir arada yaşama iradesini fesada uğratıyorsanız; sandıkları oylarınızla patlasanız ne çıkar, Meclis’i doldursanız ne çıkar,
saltanatınızı kursanız ne çıkar?
Seçime gittiğimiz neden unutuluyor?
Sandığa gitmek nasıl savaşa gitmek gibi gösterilebiliyor?
Bakın, bu kapıyı yönetenler bir kez açtı mı, ardından ne gelebileceğini kim kestirebilir?
İktidarı bir seçimden sonrakine selametle teslim edilecek ortak bir emanet kabul etmesi gerekenler, emanetin sahibi gibi davranırsa; üstelik emanet sahiplerinden bir kısmını diğer kısmına düşmanmış gibi gösterirse; buradan nasıl bir tablo ortaya çıkar?
İnsan onurunu çiğneyen fiillerin, yalanın, iftiranın, hakaretin, karalamanın, kışkırtmanın, gerçeği çarpıtmanın, provokasyonun, şiddetin, darbın hüküm sürdüğü bir vasatta kazanılmış bir seçimden, kime, ne hayır gelir?
“Yapmayın, etmeyin, vebali ağırdır!” dedikçe, toplum inadına inadına birbirine karşı konuşlandırılırsa, sandıktan sonra insanlık adına geriye ne kalır?
Türkiye tarihinin böylesi kriz durumlarında ne tür kara günler yaşadığı unutuldu mu?
Etnik, mezhebi ya da politik görüş farklılıklarının kutuplaştırılması neticesinde hangi çatışmaların, saldırıların, suikastların ve hatta katliamların geldiği gerçekten mi hiç akıllarda değil!
Eğer siz toplumsal bünyeyi hırpalarsanız, dermansız, takatsiz bırakırsanız; sağlıklı düşünmesini ve davranmasını engelleyecek kadar hastalığa yol açarsanız; sızlanmanın bir anlamı kalır mı?
Başınız sıkıştığında “dış güçler” diyebilirsiniz ama siz kendi içinizde güçlü değilseniz; zaten başka bir dışa gerek kalır mı?
Biz bize yeterken, biz birbirimizi boğazlayacak, bıçaklayacak ve daha fenası kurşunlayacak hale geliyorsak; dış güçlerin müdahale etmesine gerek var mı?
Kendi içinde çözülmüş, kendi içinde çatışmacı bir ruha bürünmüş, kendi içinde anlayışı ve sabrı kalmamış bir ülkeden yarına ne kalacağını eğer doğru düşünüp, gereğini bugünden yapmaya başlamazsak; pişman olmak için çok geç kalmış sayılacağız.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA