19 Nisan 2017

Ömer ALİKILIÇ22 Kasım 2016 , Salı

Ömer ALİKILIÇ

Tezat hayat

 Bir gün başlarken, bir gün silinip gidiyor ömürden. Hayat, hiç bir zaman bırakmıyor insanın peşini. Bir gün huzur yaşatıyor, bir gün keder. Bir gün koyu çaresizlik yaşatan hayat, bir gün bir mucize olup, gülüveriyor bize. Böyle bir hayat yaşarken, ikileme düşüyor insan çoğu zaman. İnsanın akılından geçen düşünceler, dilinden düşen cümleler, umut ettikleri, yüreğine, “unut’’ dedikleri, sürekli tezat ile dans ediyor.
Öyle günler oluyor ki hayatımızda, gözler, öyle olaylar görüyor, kulaklar öyle cümleler duyuyor ki, insan, içinde yaşadığı dünyayı ve kendini bile, tanıyamaz hale geliyor. Son zamanlarda, özellikle de, 15 temmuz darbe girişiminden sonra, hem çok renkli, hem de oldukça renksiz bir hayat yaşıyoruz. Her birimiz, renk attık birden bire. Siyaha düşmanken, sırf beyazın özünde, kendimize yer bulamadığımız için, siyah ile dost olmayı, şeref biliyoruz, şerefimizi satar şekilde…
Neden bilmiyorum, az okuyor, ama durmadan yazıyoruz. Huzur istiyor, ama öfke, kin, nefret kusturmak için, ülkemin midesine parmak salmayı, büyük şeref biliyoruz. Dün, dağdaki yaratıklara söverken, bugün, onların şerefi olmayan, “kan’’ davasını savunuyoruz. Dilimiz ile teröre lanet okuyoruz, ama kalemi, terörü ve teröristleri, “masum’’ göstermek için oynatmaya çekinmiyoruz. Gereken yapıldığı zaman da, “özgür basın’’ diye, slogan atıyoruz. Evet, kalem tutan eller, her şeyi yazar, kendi fikrine ters gelen fikirleri, en cesur, en özgür şekilde eleştirir. Buna da kimse bir şey demez, diyemez. Ancak kalem tutan ellerden, silah tutan ellere övgü cümleleri düşerse, onun adı özgürlük değil, hainliktir...
Neden bilmiyorum, hayatımızda, özümüzde, çok şey değişti. Yaşanan son on, on beş yılda, bütün ipler koptu sanki. Bir ayrılık rüzgarı esti ve ayırdı bizi “biz’’den. Ayrılık rüzgarı, düşüncelerimizi batıya attı, duygularımızı doğuya. İnançlarımızı kuzeye savurdu, yaptıklarımızı güneye. Rüzgar, dostluğu, kardeşliği ve beraberliği bizden alırken, nefreti getirdi. Düşmanlığı, kutuplaşmayı, sabırsızlığı, sevgisizliği de getirdi, saygısızlığı da. Devlete, hayata, yazılan kadere isyanı da getirdi, kişisel ego yüzünden, ilişkilere aşksızlığı da getirdi.
Oysa, dik durabilirdik değişen zaman karşısında. Zamana uymak yerine, zaman bize uymalıydı. “ben böyleyim’’ demeliydik modern zamana. “benim inancım, bana bunu söylüyor’’ demeliydik. Yada hala diyebiliriz. İsyan edeceksek, hepimizi tek tip yapan, modern zamana isyan edelim.
Yaşadıklarımız ile söylediklerimizin arasinda, “tezat’’ diye bir şey olmasın artık. İnsan konuşurken, ilk önce aynaya bakıp konuşacak. Herkes kendisine, vatana, millete, hayata ve insanliğa, “ben ne katıyorum’’ sorusunu sorup, öyle konuşacak. Sonra da, ne “tezat’’ kalacak hayatimizda, ne de gereksiz yere edilen isyanlar. 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 


 

 




 



Anket Sorusu Diğer Anketler

ANAYASA REFERANDUMUNDA HANGİ OYU KULLANACAKSINIZ?

PUAN DURUMU


altın

SAKARYA NAMAZ VAKİTLERİ


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA