18 Haziran 2018

Beytullah ÖNCE8 Nisan 2018 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Vebaldir

Olan olduğuyla, ölen öldüğüyle kalır.
Olağan ya da olağanüstü fark etmez, halimiz budur.
Ne olandan ders alırız ne ölümden.
Eskişehir’de, bir üniversitede, göz göre göre gelen katliamdan sonra olacak olan da bu; değişmeyecek.
Kıyılan dört can için taziyeler yayınlanacak.
Kınama mesajları geçilecek, gereğinin derhal yapılacağı açıklanacak.
Belki cenazelerde tabuta omuz verilecek.
Derin bir üzüntü hali yansıyacak ekranlarımıza.
Sonra perde kapanacak, sahne toplanacak ve herkes rolü bırakıp, gerçeklere dönecek.
Ateş düştüğü yeri yakacak, gerisi yine yalan olacak.
Ölenin öldüğüyle kalmaması için katilin yargılanmasının yeterli olduğunu düşünenler çıkacak.
Fiil belli, zanlı malum, suç kati, cezası belli, dava kapandı!
Bu kadarla mı kalır; muhtemelen.
Peki bu kadar mı?
Kesinlikle değil!
Son sahnede dört masum, vurulmuş önümüzde yatıyor.
Üstelik şahitlerin anlatımına bakarsak; bu trajedinin epey kötü bir geçmişi daha var, ilmek ilmek örülen hikayesi...
Ve bu hikâyede sorulacak çok soru var, sorgulanacak çok şey, çok sorumlu...
Katliamın son günahı, tetiği çekenin boynuna; fakat vebali?
Hikâyeyi başa alalım, farklı tanıkların söylediklerine bakalım ve sahne sahne ilerleyelim.
Başka bir üniversiteden geçici süreyle gelmiş bir araştırma görevlisi.
Üstelik yurtdışındaki doktorasını yarım bırakmış ama dönüşünde hâlâ akademik çalışmalara devam etmenin bir kılıfını uydurmuş.
Hak etmediği halde yer tutmuş; haliyle bir başkasının da hakkını gasp etmiş.
Kimse bunu sorgulamamış.
Sonra hak etmediği halde süreç devam etmiş; Eskişehir’e gönderilmiş.
Ne derslerin hakkını vermiş, ne de yeterli olduğunu ispatlayabilmiş ama bir şekilde yerini korumaya da devam edebilmiş.
Çevreye rahatsızlık vermeye başlamış, bazı hocaları da buna göz yummamış ve hakkında işlemler başlatmış.
Peki sonra ne olmuş?
15 Temmuz kalkışması yaşanmış, darbe engellenmiş; darbeci yapı tasfiye edilmeye başlanmış.
Etrafta “hain” sıfatları uçuşmaya başlamış; en üst perdeden ihbar çağrıları yapılması istenmiş.
Güven duygusuna dar darbe vurulmuş, paranoya haf safhada ve böyle puslu bir ortamda, çakallık için de gün doğmuş.
Malum zanlı da fırsatı kaçırmamış ve ayağına basan ne kadar insan varsa, haklarında iftira atmaya başlamış.
Sorun yaşadığı kim varsa suçlamış, asılsızca ihbar etmiş, yetmemiş; iktidar vekillerine kadar yetişmiş, dilediğini de almış.
Tepeden talimatla, suçlunun iftira attıkları kurbana dönüşmüş.
İftira attığı hocalar göz altına alınmış, üzerlerine atılan yaftadan aklanana kadar hapis yatmış, ihraç olmuş, hayatları kararmış.
Hakkı korumayı bilmeyince, adaletin temelleri dinamitlenince, yargı hukuka değil politik konjonktüre göre hükmedince, her şeyin çivisi çıkmış.
Ama gün gelmiş, gerçek de gün yüzüne çıkmış; çünkü böyle bir huyu vardır.
Peki sonra iftiracı eleman hakkında, cinayet günü gelene kadar gerçekten ne yapılmış, hangi tedbir alınmış?
Aslında hiçbir şey.
Ya mağdur ettikleri?
Bir buçuk yıl boyunca çırpınan, haklarında ihbarı yapan kişinin fitnesini durdurmaya çalışan insanlara kim sahip çıkmış?
Maalesef hiç kimse!
Suçlanan masumiyetini ispat ettiği halde mağduriyetini gidermeye çalışan dursun; asıl suçlunun yaptıkları yanına kâr kalmış, ta ki bardak taşana kadar.
Oysa yaptıkları yanına koyulmasa, iftirayla insanlar göz alına pekâlâ alınabilirken iftiracı ortaya çıktığında dışarıda bırakılmasa, belki hikayenin gidişatı değişirdi; değiştirilmedi.
Bıçağın kemiğe dayandığı yere kadar harekete geçilmemiş, geçildiğinde ise zaten çok geç kalınmış.
Sonrası malum; katliam; yitip giden dört masum can.
Peki şimdi bu hikâyede, ihbar düzenini teşvik etmek, sırf bir insan hakkında ihbar geldi diye başka somut karine olmadan o insanı hapsetmek, bir iftirayla ihbar edilip hakkında dava açıldı diye o insanı ihraç etmek şeklinde cereyan eden olayların vebali yok mudur?
Çakalın çakallık yapacağının bilindiği bir ortamı daha puslu hale getirmenin sorumluluğu yok mudur?
Vardır elbet ama kim üzerine alır ki…
Peki ne olacak?
Ne yazık ki olan olduğuyla, ölen öldüğüyle kalacak.

 

 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA