21 Eylül 2017

Serdar ÇAKAN8 Aralık 2016 , Perşembe

Serdar ÇAKAN

Yangın!

Mesela; komşunuzun evinde, dükkanında yangın çıksa!

Ertesi gün neler yapmanız beklenir?

Mülkünüzde bir inceleme yapmanız ve ihtiyaca binaen yeterli sayıda yangın tüpü alıp gerekli noktalara koymanız, elektrikçi çağırıp tesisatı kontrol ettirmeniz, gerekirse yenilemeniz, arızalı olduğunu düşündüğünüz makineleri tamirciye götürmeniz veya değiştirmeniz…

Elbette içinizde yaşadığınız kaybetme korkusuna bağlı olarak sigorta yaptırmanız!

Bunları daha önce yapmış iseniz basit bir kontrol mekanizması çalıştırarak durumu tekrar değerlendirmeniz yeterli olacaktır.

Efendim! Dua mı dediniz? Elbette dua edecek ve kazalardan, belalardan Allah (cc)’a sığınacağız. Yalnız bunu kendimiz için olduğu kadar komşunuz için de isteyeceğiz, öyle değil mi?

Dinsiz ilim, ilimsiz din tartışması yapmak istemiyoruz. Dünyanın bir düzeni var. Sadece insanlar için temel olgu; neden – sonuç ilişkisidir. 

Neden – sonuç ilişkisi, aklın çalıştırılabilmesi için gerekli olan yegâne kuraldır. “Ol deyince oldurur” elbet! Ama o zaman “akıllılar” ile “akılsızlar” arasında fark kalmaz, imtihan sırrı idrak edilemez.

***

Üşüdüğü zaman kazak giyen, yağmur yağdığında şemsiye kullanan, depremde altında kalmamak için iki katlı evde oturmayı tercih eden bir arkadaşımız, tedbirli davranmak, ihtiyatlı olmak konusu üzerine yaptığımız bir sohbette şöyle demişti yıllar önce: “Allah (cc)’a imanımız var ama itimadımız yok!”

Yani; olacaksa olur, fazla debelenmeyin!

Belki de haklıdır ama biz yine emir olunduğu üzere aklını kullananlardan olmayı tercih edelim. 

Milliyetçiliğin, siyasal İslam’a figüran yapıldığı günleri yaşarken bir de üstüne ekonomik çalkantılar ile boğuşuyor olduğumuzu görüyor, üzülüyoruz. Türk Lirası hızla değer kaybediyor. Bir yerde mutlaka duracaktır. Hatta değer kazandığı günler de gelecektir. Duamız, vereceği hasarın tamir edilebilir bir ölçüde kalmasıdır.

Peki ya tedbir?

Ekonomi uzmanları, liranın değer kaybına sebep olan unsurları sıralıyorlar: Sermaye birikimi yetersizliği, teknik ve teknolojik zayıflık, üretim kapasitesi düşüklüğü ve/veya var olan kapasitenin atıl kalması…

Özetle, sermaye olmadığı için borç para (veya ürün) ile iş yapıyoruz, kendi teknolojimiz olmadığı için maliyetli çalışıyoruz, para kazandıracak seviyede üretip, satamadığımız için sürekli bıçak sırtında yaşıyoruz… 

Türk ticari hayatının özeti budur!

***

Komşudaki yangın ile başlamıştık, öyle bitirelim.

Yıllardır petrol fiyatları nedeniyle Rusya’da, dış borçlanma nedeniyle Yunanistan’da, ambargo nedeniyle İran’da yangın var. Irak ve Suriye, savaş nedeniyle zaten yangın yeri… 

Atalarımızın, “komşu komşunun külüne muhtaçtır” demek ile bunu kastetmediklerinden eminiz!

 

Tamam biliyoruz! Batık devletler için sigorta yok ama vakti zamanında en azından birkaç yangın tüpü alıp, lazım gelen yerlere koyamaz mıydınız?

 


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara

Site İçi Arama


 


 


 

 



 

 




 



 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

SAKARYA'NIN EN BÜYÜK SORUNU NEDİR?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA