25 Haziran 2018

Sezai MATUR9 Mart 2018 , Cuma

Sezai MATUR

Yara bakımı üzerinden koparılan fırtına

SEAH’ın Altınova’daki ek binasında hizmet veren yarım bakım ünitesi o binaya Toyotasa Hastanesi kapanınca geçici olarak Doğumevi’ne taşındı.
Bu arada, o ünitede görev yapan Kalp Damar Cerrahı, asli görevine çekildi.
6 yataklı yeni servise, 6 ayrı branşta uzman ve hoca görevlendirildi.
Bu arada kamuoyunda yara bakım ünitesinin kapatıldığı yönünde bir algı yaratılmaya çalışıldı.
Altınova’da yara tedavisi açısından memnuniyet yaratan uygulamaların son bulacağı şeklinde bir hava yaratılmaya çalışıldı.
Önceki gün  SEAH yönetimi, bu konuyla ilgili detaylı bir açıklama yayınladı.
Açıklamaya göre daha önce yara bakım ünitesinde bir tek kalp damar cerrahı çalışırken şimdi 6 uzman çalışacak.
Geçici olarak Doğumevi’nde bulunan servis kısa süre içinde Merkez kampüse taşınacak.
Şimdiden merkez kampüste yara bakım polikliniği de hizmet vermeye başladı.
Yapılanların iyi niyetli ve makul bir düzenleme olduğu görülüyor.
Bu süreç devam ederken bazı hasta yakınları bazı doktorlara yönelik şiddet gösterilerinde bulunmuşlar.
Sakarya’ya hizmetten başka bir derdi olmayan bu doktorların bir süredir içinde bulundukları ruh halini düşünün.
Bir de bunlara sanki yara tedavisi gerektiren tüm hastalar açıkta bırakılmış gibi bir hava estirilince tam anlamıyla bir moral çöküntüsü yaşanmış.
Bu havanın kısa sürede yatışması gerektiğine inanıyorum.


Sinirime dokunuyor

Türk ordusu bir süredir Afrin’de bir mücadele veriyor.
Suriye’deki terörist unsurları temizlemek adına başlatılan mücadelede Mehmetçikler’imiz şehit düştü…
Bundan sonra da şehitlerimiz olabilir.
Bu ara Gar Meydanı’ndan geçerken bizim Mehmetçikler’imizin yaşıtları Suriyeli gençleri görünce sinirlerim tavan yapıyor.
Orada birbirleriyle şakalaşıp, selfiler çektirirken bizim çocuklarımız, kardeşlerimiz onların vatanında şehit düşüyor.
Bugüne kadar Suriyeliler başta olmak üzere diğer ülkelerden gelen sığınmacılara karşı hep anlayışla yaklaşmaya çalıştım.
Benim atalarım da savaş nedeniyle Kafkasya’dan Anadolu topraklarına göç ettikleri için onları daha iyi anladığımı sanıyordum.
Ama şimdilerde askerlik çağındaki Suriyeli gençleri görünce bizim bayrağı sarılı şehitlerimiz aklıma geliyor.
Bunları yazıyorum ama yanlış anlaşılmaktan da endişeliyim.
Suriye’den zorunluluktan dolayı ülkemize sığınan, çocuk, kadın ve yaşlılara kimsenin diyeceği bir şey yok.
Askerlik çağındakiler...
Onlarla ilgili sizin de fikirlerinizi merak ediyorum…


Çam ağacının hikayesi

Zamanlardan eski zamanlarda, büyük bir ormanda bir çam ağacı varmış.
Hani şu yaprakları diken diken olan ama güzel kokan çamdan.
Yalnız bu çam ağacı halinden hiç memnun değilmiş. “Öteki ağaçların ne güzel kocaman kocaman yaprakları var. Benimkiler ise diken diken, kuşlar bile konmaya korkar,” diyormuş. Öteki ağaçlardan bir ayrıcalığım olsa ormandaki ağaçlar ve hayvanlar beni fark etseler ne iyi olur.”
Masal bu ya Orman Perisi ağacın isteğini duymuş. Gelmiş sormuş, “Söyle bakalım nasıl yapraklar istersin?” demiş.
Çam ağacı da, “Ah! Şöyle pırıl pırıl parlasın, cam gibi parlak olsun. Uzaklardan görülsün.” Demiş.
Peri değneğini oynatmış ve bizim çam baştan aşağı kristal yapraklarla donanmış.
Işıl ışıl olmuş bir anda.
Çevredekiler hayran kalmışlar.
Ağacın keyfine diyecek yokmuş, ama uzun sürmemiş bu keyif.
Bir gece fırtına çıkmış.
Rüzgarın şiddeti ile birbirine çarpan yaprakların hepsi kırılmış.
Tabii o yılı öyle yapraksız geçirmiş ağaç.
Ertesi yıl peri yine gelmiş.
Olanları görünce bu kez gümüşten yapraklar vermiş ağaca.
Ağaç gene pırıl pırıl olmuş herkes ona imreniyormuş.
Ama gümüşten yaprağı olduğunu duyan gelmiş bir yaprak almış. Kısa zamanda ağaç gene çıplak kalmış.
Üçüncü gelişinde ağaç, Periye, “Ne olur yapraklarım gerçek yaprağa benzesin ama güzel koksun.” Demiş. Peri de bir koku vermiş çama, ormanın taa öteki ucundan duyulmuş.
Keçiler, kuşlar hepsi almış kokuyu.
Gelip yemişler bu güzel kokulu yaprakları.
Gene yapraksız geçirmiş koca kışı bizim çam ağacı.
Ağaç sonunda gösterişten vazgeçmiş.
Periye son kez yalvarmış.
Eski yapraklarını istemiş. “Diken diken olsunlar ama üstümde dursunlar,” demiş.
Peri de sihirli değneğini sallamış ve eski yapraklarını vermiş.
Ama çamın son dileğini tam olarak vermiş. “Çamın yaprakları hep üstünde kalacak.” Demiş.
O gün bugün de çamlar yapraklarını dökmeden kışı geçirirler.

Alıntıdır

Günün sözü
Hayat yokuşunu tırmanırken rastladığınız insanlara iyi davranın; inişte yine onlara rastlayacaksınız çünkü.
Marcus Tullius Cicero


Bu yazı toplam 1 defa okundu.
UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

ERSİN TARANOĞLU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKAN ADAYI OLUR MU?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA