19 Haziran 2018

Beytullah ÖNCE7 Ocak 2018 , Pazar

Beytullah ÖNCE

Yeni yıl, yeni bir dönemin dönemeci olur mu?

Bahtsız bir coğrafyada yaşıyoruz.
Tarih boyunca büyük yıkımlara sahne olmuş topraklardayız.
Son iki yüzyıllık süreçte ise birçok dramatik olay yaşanmış.
Acılar hâlâ taze; her gün de yenileri ekleniyor.
Haliyle insan sormadan edemiyor; bunca acı ne uğruna?
Neyin kahrını çekiyoruz, niye?
Dönüp bakınca vardığım nokta şu oluyor:
Başımıza gelenlerin çoğu, kendi yapıp etmelerimiz.
“Her ağacın kurdu, kendinden olur” derler; insanlığın kurdu da yine kendinden…
Bitmeyen bir kısır döngü, Habil ile Kabil’den beri, aynı, değişmiyor.
İnsanlık kendini tüketiyor, üstelik sadece kendiyle de sınırlı kalmıyor; yaşadığı çevreyi, doğayı, tüm dünyayı ve hatta erişebildiği her alanı kirletiyor, bitiriyor.
İnsanlığın hırsları, yeryüzünü fesada uğratıyor.
En büyük ifsad ise hırsların örgütlü hale gelmesiyle yaşanıyor.
Hırsın, kötülüğün düzene dönüşmesi, insanların ezilmesine, sömürülmesine, her gün daha büyük acılar çekmesine yol açıyor.
Bu açıdan da talihsiz topraklardayız.
Dışarıdan yaşadığımız müdahaleler, operasyonlar, savaşlar ve işgaller kadar kendi içimizde hüküm süren düzenler de sorunlarımıza, acılarımıza dahil.
Bu hali değiştirmeden de, yaşadıklarımızın, acılarımızın son bulması bana kalırsa mümkün değil.
O halde önceliği, içimize, özümüze yöneltmeliyiz.
Buradaki özü, kişinin değil de kişilerin de içine doğup, büyüdüğü, içinde şekillendiği düzene yönelik değerlendiriyorum.
Kültürel ve siyasal alanda hâkim olan zihniyetlere, o zihniyetlerin örgütlediği düzenlere bakıp, buradaki öze dikkat etmemiz gerektiği düşüncesindeyim.
Bizi yöneten akıl, üzerimizde yönetsel bir düzen kurmuş siyasal alan üzerinde kafa yormadan, oradaki özü değiştirmeden, bizi rahatsız eden bu durumdan çıkış yolu bulamayız.
Memleketin haline bakın, çevre ülkelere bakın, bölgemize bakın; göreceğiniz şey, sorun sarmallarından başka nedir?
Her yerde ocaklara ateş düşmüştür ve bu ateş hepimizi yakmaktadır.
Komşusundaki ateşe bakıp da, kendi evine sıçramadığı için şükreden varsa, gaflettedir.
Yanıyorsak, hep beraber yanıyoruz demektir.
Yangını söndüreceksek, hep birlikte söndürmemiz gerekir.
Gelin görün ki böyle olmuyor işte.
Küresel düzenin efendilerinin bir zaman çizdiği sınırlar, akıllarımızı da sınırlandırmış.
Hepimiz aynı insanlık ailesinden olduğumuz halde, aramıza çekilen sınırlar bizi sanki karşı karşıyaymış gibi göstermiş.
Bu tuzağa düşmüşüz ve bu halimiz, bizi yeni acılara sürüklüyor.
Çünkü tüm o tarihsel tecrübelere rağmen, gün yüzü göremiyorsak, geçmişten ders almayıp, aynı hatalara düşmekten kurtulamayan egemen siyasetler, bizi küresel güçlerin hedefi haline getiriyor.
Bu tuzağa düşmemek, örneğin Amerikan emperyalizminin bölgemize yönelik sinsi oyunlarını bozmak, öncelikle Ortadoğu halklarını esenlik içinde yaşatacak büyük bir barış ve adaletin tesisi ile mümkündür.
Bu talep, her gün daha yüksek sesle dile getirilirken; toplumsal taleplerin, protestoların, itiraz ve isyanların güç kullanarak bastırılamayacağı unutulmamalıdır.
Bu tür bir yöntem, bir kenarda bekleyen leşçil sırtlanlardan başkasına yaramaz!
İnsanlar, her gün daha fazla oranda adaleti arzuluyor, özgürlüğü istiyor.
Şüphesiz adalet ve özgürlük talebini manipüle etmek, bunun üzerinde başka hesaplar görmek isteyenler de vardır; hele ki söz konusu bu coğrafya ise.
İşte bizi bu halden çıkaracak olan, bölgedeki her gelişmeyi kolayca “dış güçler” etiketiyle yaftalamadan önce, içerimizde olan bitenlerle yüzleşmektir.
Çünkü Ortadoğu’da iseniz, çatışma ortamı arzulayan güçlerin her zaman var olacağını her zaman hesaba katarsınız.
Burada asıl soru bana kalırsa şudur:
Bölgedeki “iç güçler”in politikaları gerçekte kime, neye hizmet etmektedir?
Eğer halka ve adalete değilse, o zaman dışarıdan müdahaleye gerek kalmaz, zaten bünyede yeterince sorun ve zaaf var demektir.
Bizi bu açmazdan kurtaracak olan şey, bence toplumun güçlendirilmesidir; insanları hırsların kurbanı olmaktan, acılara boğmaktan kurtaracak özün bulup, geliştirilmesidir.
Bunun için adalet, herkes için, her alanda tesis edilmelidir.
Ümit ederim bu yıl, böyle bir döneme giden yolun dönemeci olur.


Bu yazı toplam 1 defa okundu.

Sizden Gelenler

Tarih : 16 Ocak 2018 , Salı

serdivanlı

Eyyy Serdivan Belediye başkanımız! O köprünün adı, bin yıldır 'TARİHİ BEŞKÖPRÜ' Siz ona ne diye başka İSİM VERİYOR, BAŞKA İSİMLE ANIYORSUNUZ? Sakarya iline, nehrine sangarius diyormuyuz? İdtanbula neden eski başka isim demeyoz. Neden gavurca öne çıkıyor? Oköprü, asına da mahalle kurulan TARİHİ BEŞKÖPRÜ'dür.Dilimize sahip çıkınız! Bağlar caddesine bakınız! Lütfen ama.Sevgimizi heder etmeyiniz!'

UYARI: Sitemizde yayınlanan yazarlara ait yazılar, yazarların görüşüdür ve yazarları sorumludur. SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Yorumda yasal sorumluluk yorum yapan kişiye aittir ve SAKARYA YENİHABER GAZETESİ sorumlu değildir. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında yorum gönderen muhataplarına dava açılabilmektedir. Yorum şikayet konusu olduğunda ,yazılı talep halinde adli makamlara bu yorumların IP adresleri verilmektedir.

GAZETE SAYFALARI

GAZETE ARŞİVİ

Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNDE HANGİ PARTİYE OY VERECEKSİNİZ?

PUAN DURUMU


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA SAKARYA HABERLERİ Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARIİZMİR YOGA