CHP'nin önde gelen isimleri Engin Arapoğlu'na seçim değerlendirdi.
'Seçimden sonra CHP'de neler oluyor?' yazı dizimizin bugün üçüncü bölümünde üç önemli isim CHP'deki gelişmeleri anlattı. Milletvekili adayı Aydoğan Sezer, CHP'nin projelerinin gerçekçiliği konusunda halkı ikna edemediğini belirterek ciddi bir özeleştiride bulundu.
CHP'nin ağır toplarından Şaban Koludra ise seçim sürecinde partililerin daha verimli kullanılması halinde başarının daha da aratabileceği yönünde değerlendirme yaptı. Vacit Öktem de yemin krizi ve sonrasında yaşananlara değindi…
'Seçimde halkı
ikna edemedik'
CHP'nin çok sağlam projelerle halkın karşısına çıktığını söyleyen 3. sıra milletvekili adayı Aydoğan Sezer, "Ancak vatandaşımız projelerimizi inandırıcı bulmadı, hayal gibi gördü. Bizler de onları ikna edemedik" dedi
- Seçim sonuçlarını değerlendirdiğimizde partiyi başarılı görebilir miyiz?
Aydoğan SEZER: Sakarya'da başarılıyız diyebiliriz. Çünkü 30 yılı aşkın bir süredir milletvekili çıkaramıyorduk, hatta ilde 4. partiydik. Daha çok milletvekili çıkarmayı da arzu ederdik ama olmadı. Türkiye genelinde de yüzde 30-32 arasında bir oy beklentim vardı. Zaten bu beklenti gerçekleşseydi Sakarya'dan da iki milletvekili çıkarırdık. Tek tesellimiz oy artışı bakımından Türkiye'nin en başarılı illeri arasında olmamızdır. Partimiz Sakarya'da da, Türkiye'de de belli bir ivme kazanmıştır.
- Arzu edilen oy oranına neden ulaşılamadı sizce, CHP'nin hataları nelerdi?
Aydoğan SEZER: CHP bu dönem toplumun karşısına çok sağlam projelerle çıktı. Sadece soyut kavramlarla değil somut çözüm önerileriyle çıkıldı halkın karşısına. Bu projelerin geri dönüşümünü seçim gezilerinde de aldık aslında. Gittiğimiz köylerde, mahallelerde; her yerde çok iyi karşılandık. Vatandaş dinledi, soru sordu, özellikle mazotun 1.5 TL olacağı ve aile sigortası konularıyla yakından ilgilendiler. Projelerimizi nasıl gerçekleştireceğimizi anlattık ama inanmadılar, hayal gibi gördüler. Bu tip çalışmalar hemen oya tahvil olmaz, bir dahaki seçimlerde katkısı daha fazla olur. Ayrıca parti örgütlerini daha nitelikli hale getirir ve projeleri daha iyi anlatırsak başarımız da artacaktır diye düşünüyorum.
- Kimi partililer de faturayı Parti Meclisi'ne kestiler ve kurultayı toplamak için kolları sıvadılar. Bu kampanyaya ilimizden imza koyan kurultay delegeleri de oldu. Tüm bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Aydoğan SEZER: Seçimlerin hemen ardından gerçekleşen böylesi bir girişimi kesinlikle doğru bulmadım hatta imza veren arkadaşları da eleştirdim. Bu tip kampanyalar halk nezdinde de partimize puan kaybettiriyor. Vatandaş, "CHP'den bir şey olmaz, bunlar hep birbirini yiyor, kongreler partisi oldular" benzeri eleştiriler getiriyor bizlere. İmza atanlar partiye dinamit koymuş ve gelişmesini engellemiştir. Bu kişilere karşı mücadelemi parti içinde devam ettireceğim. Her şeyin yeri ve zaman vardır. Arkadaşlarımız da bu anlayışla hareket etmeli, parti disiplinini terk etmemeliydiler. Zaten yeterli imzayı da toplayamadılar.
- Sinan Aygün, Turhan Tayan, Mehmet Haberal gibi sağ tandaslı adaylar da listelerde yer buldu. Kimi bazı söylem ve eylemler de partinin ekseninin kaydığı yönünde değerlendirildi. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir?
Aydoğan SEZER: Sağ tandanslı kişilerin aday gösterilmesini ben de eleştiriyorum. Bizim parti sosyal demokrattır. Sosyal demokrat olmayanların aday gösterilmesi bize katkı sağlamaz. Ama yönetimin bir tercidir, daha önceki yönetimler de aynı yola başvurmuştur. CHP içindeki insanların bu konuda eleştiri hakkı vardır ama eleştiri amacı partiyi yıkmak ve hedef almak da olmamalıdır. Parti tüzüğünde ve politikalarında; söylemlerde ve eylemlerde bir değişiklik olmadığı için partinin ekseninin kaydığı eleştirisine ise katılmıyorum.
Partililer verimli
kullanılabilirdi!
İl eski Başkanı Şaban Koludra, seçim sürecinin iyi yönetilemediğini söyleyerek, “Yönetim sahaya adam sürme, partilileri verimli kullanma hususunda yetersiz kaldı, partililerimizin görev tanımı yapılamadı. Bunu yapsaydık daha fazla vekil çıkarma şansımız olabilirdi” dedi
- Türkiye geneli ve Sakarya'da alınan oy oranına baktığımızda CHP bu seçimden başarıyla çıktı diyebilir miyiz?
Şaban KOLUDRA: 1980 sonrasında yapılan seçimlerde partimizin arzulanan sonuçları alamadığı bir gerçek. CHP Türkiye genelinde ana muhalefetken Sakarya'da ise 3, 4 veya 5. sırada yer alırdı, bu son seçimde ise partimiz ikinci oldu. Oransal olarak bir önceki seçimdeki 9.2'lik oranı yüzde 16'ya çıkarmışız ve bunun sonucunda bir milletvekilliği elde etmişiz. Böyle bakınca Sakarya'da başarılıyız. Türkiye geneli oyumuz ise beklentilerin üzerinde değil. Mantıksal olarak baktığımızda ise yine başarılıyız. Vatandaş üzerinde devletin baskısı yoğunken biz kısıtlı imkanlarla iddiamıza taban bulmaya çalıştık ve oy oranımızda artış sağladık.Vatandaşın gördüğü baskılar karşısında bu sonuç başarıdır. Bugün Türkiye 81 vilayetle anılıyor; bu vilayetlerin üçte birinde seçmen ya mahalli, ya etnik, ya dinsel ya da iktidar etkisi kaygısıyla oy kullanıyor. Seçmen özgür düşüncesiyle oyunu kullandı inancında değilim ben, bu açıdan bakıldığında da başarılıyız.
- Önder Sav ve ekibinin seçimin hemen ardından kurultayı toplamak için delegelerden imza toplamasını nasıl karşılıyorsunuz? Ayrıca ilimizdeki bazı kurultay delegelerinin bu kampanyaya imza vermesini örgüte bir ihanet olarak mı görüyorsunuz?
Şaban KOLUDRA: Şu an Önder Sav'ın başını çektiği ve Deniz Baykal'ın kısmen desteklediği kurultay talebi, daha çok onların döneminde partinin yönetim kurullarındayken şimdi dışarıda kalmış insanların yeniden o yerleri alması adınadır ve bu kişisel ve de bencil bir taleptir. Bu talebe imza vermek ise ihanet değildir. Ben ne dersem o olur anlayışı yanlıştır, hepiniz adına ben karar vereyim, bunu yapmazsanız ihanet edersiniz değerlendirmesi doğru değildir. Yalnızca arkadaşlarımızın imza vermesi erken olmuştur. Çoğunluğun temsilcisi olarak seçildiler kendileri. Doğrusu ilin hemen erken davranıp danışma kurulu ve kendi kurullarını toplayıp bir değerlendirme yapması, bu toplantılardan sonra karar verilmesiydi. Kişisel davranmış, acele etmişlerdir. Doğru veya yanlış yaptılar demiyorum. Şu aşamada partinin demokratik olmayan, beklentilerimizle örtüşmeyen, mevcut yönetimlerin baskıcı tutumlarıyla uygulamaya sokulmuş maddeleri içeren tüzüğünün değişmesine ihtiyaç vardır.
- Meclis'te yemin etmeme kararı ve akabinde sağlanan mutabakat sonrası gösterilen tavır değişikliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şaban KOLUDRA: Türkiye'de kişilerin keyfine ve ön beyanlarına göre ve de hukuksuz işleyen sürecin karşısında birilerinin bir dakika bu böyle olmaz deme gereği vardı. Bu, muhalefet etmedir. Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Seçimden önce Başbakan, “Onlar seçilseler de buraya gelecekler mi acaba” diyerek sanki bazı şeylerin daha önceden planlandığı izlenimini vermişti zaten. Siz YSK'nın seçilmesine engel görmediği insanlara yasama hakkını kullandırmazsanız, CHP de tepki göstermekte haklıdır. Yapılan karşıt tavır dikkat çekme adına doğrudur. Bu tavır çok uzun sürmeden de noktalanmıştır.
- Liste farklı olsaydı Sakarya'da daha fazla milletvekili çıkarılabilir miydi?
Şaban KOLUDRA: Kıstas eldeki somut sonuçtur. Sakarya 1994'ten beri yerel anlamda da genel anlamda da aynı zihniyet tarafından yönetiliyor. Türkiye'nin yaşadığı krizlerin dışında Sakarya 1999 depremi sonrası büyük sorunlar yaşamış bir ildir. Böyle bakıldığında muhalefetin seçimden daha güçlü çıkması lazımdı ama olmadı. Daha daha iyi bir sonuç olabilirdi. Çoğu insan gibi ben de daha iyi bir liste olabilirdi inancındayım. Herkesin ben daha iyiyim deme hakkı var ama bizim değil seçmenin söyleyeceği önemliydi. Alanda seçim çalışmalarında da bulunduk, farklı liste beklentilerine de şahit olduk. Ama bu tek etken değildi. Kemal Kılıçdaroğlu farklı bir enerjiyle çalışma sahasına girdi. Bizim çalışma alanında rakibimiz olan AKP ciddi anlamda güce sahip. Bunun karşısında yöneticiler sahip olduğu tüm gücü kullanmalıydı. Yönetim sahaya adam sürme, partilileri verimli kullanma hususunda yetersiz kaldı, partililerimizin görev tanımı yapılamadı, bunu yapsaydık daha fazla vekil çıkarma şansımız olabilirdi.
Tacizler beni yaralıyor!
Mecliste yaşanan yemin krizine değinen eski İlçe Başkanı Vacit Öktem, “Başbakan'ın 'Dik duramadılar' türü tacizleri karşısında eziliyorum. Bunlar beni yaralıyor. Yöneticiler oturup bu durumu değerlendirmeliler.” dedi
- CHP neden iktidar olamadı? Seçimden alınan neticeyi başarı olarak görebilir miyiz?
Vacit ÖKTEM: Türkiye genelinde elde edilen oyun başarı olduğu söylenemez. CHP çıtayı çok yüksek tuttu, en az yüzde 30 gibi rakamlardan bahsediliyordu ama yüzde 26 çıktı. Bazı yerlerde başarılıdır parti. Örneğin Sakarya'da başarılıdır. 34 senedir milletvekili çıkarılamamış yerden milletvekili çıkarmak bir başarıdır. Kemal Kılıçdaroğlu doğru olarak birtakım söylem değişikliklerine gitti. CHP kamuoyunda proje üretmeyen, sadece eleştirmesini bilen bir parti olarak gösteriliyordu ve muhalefette de laiklik gibi, cumhuriyet gibi ilkeler ortaya konuyordu. Tabii ki bu ilkeler ortaya konulacak ama bunun yanı sıra geniş halk kitlelerine hitap edilmeliydi. Bu sefer halk kitlelerine yönelik de söylem ve projeler üretildi ama inandırıcı olamadı. Yani anlaşılmaz bir şey bu. Ülkenin büyük bir bölümünün ekonomik anlamda sıkıntılı olduğunu düşünürsek, Kılıçdaroğlu çıktı dedi ki, "Ben iktidara geldiğim ilk dört ayda her yoksul aileye ayda 600 TL maaş bağlayacağım. Emeklinin İntibak Yasası'nı düzelteceğim. Mazotu köylüye 1.5 TL'ye vereceğim. 2-B alanlarını köylüye ücretsiz vereceğim. Ve tüm bu söylediklerimi iktidarın ilk 4 ayında gerçekleştiremezsem istifa ederim" dedi. Buna rağmen eğer halk gene CHP'ye yüzde 26 oy veriyorsa burada bir yanlışlık var demektir. Ben onu şuna bağlıyorum: Çoğu insan benim düşünceme katılmıyor ama halkımızın çoğunun dine olan bağlılığı AKP tarafından yoğun bir şekilde kullanıyor. AKP sanki İslamiyet'i savunan, Müslümanları savunan tek partiymiş gibi milletimiz AKP'ye daha fazla itimat ediyor ama onun dışında kendi sorunlarını ve ülke sorunlarını hiçbir zaman sorgulamıyor.
- Parti Meclisi değişmelidir deniliyor. Kurultay toplanmak isteniyor. Cılız da olsa genel başkan değişmeli diyen bile var…
Vacit ÖKTEM: Ben o girişimlerin hiçbirini doğru bulmuyorum. Çünkü seçimden yeni çıkmış bir parti var. Şu ya da bu şekilde genel başkan çok çalıştı, gidilemez denilen yerlere gitti, 81 ili dolaştı. Seçimlerden 6 ay önce genel başkanlığa gelmiş birisinden bundan daha fazla bir performans beklemek doğru değil. Onun için Kılıçdaroğlu'nun izleyeceği politikaya zaman tanımak lazım. CHP de bu kongreler, kurultaylar partisi imajından bir önce sıyrılmalıdır. Daha öne Deniz Baykal'ın yaptıklarını da gördük. Ben partide istikrardan yanayım.
- CHP yemin etmeyeceğim, milletvekillerim tutuklu dedi, sonrasında ise bir mutabakat metnine dayandırılarak bu tavırdan vazgeçildi? Doğru bir eylem miydi bu?
Vacit ÖKTEM: Bence çok yanlış bir eylemdi. Daha başka bir politika geliştirilebilirdi. Aceleyle verilmiş, sonrası düşünülmemiş bir karar izlenimi veriyor bu tutum. Ben CHP'nin bu konuda kamuoyu nezdinde de zor durumda kaldığını düşünüyorum. Bu karar alınmamalıydı, alındıysa da arkasında durulmalıydı. Yemin etmeyi sağlayan mutabakata bakıyoruz, "Hapisteki milletvekilleri" için hiçbir şey yok. Ne bileyim işte CMK'nın şu maddesi değiştirilecek, Anayasa'nın şu maddesi değiştirilerek, milli iradenin temsili sağlanacak diye açık, somut, net bir ifade yok, sadece genel kavramlar ifade edilmiş. Ve bu da yemine temel oluşturmuş. Açık söyleyeyim sıkılıyorum, eziliyorum, Başbakan'ın "Tükürdüklerini yalayacaklar, dik duramadılar, düştükleri kuyudan kendileri çıksın" türü tacizleri karşısında eziliyorum. Bunlar beni yaralıyor. Kimsenin, hele benim yöneticilerimin beni yaralayıcı davranışlarda bulunmamaları lazım. Oturup bu durumu değerlendirmeliler diye düşünüyorum.