11 Yıldır Aynı Meydanda!

Dün, Sakarya, ülkemizin sivil mücadele tarihi açısından önemli bir anına şahitlik etti.
10 yıl önce, 17 eylül 2005 yılında, Sakarya Başörtüsü Platformu olarak başlayan haftalık cumartesi eylemlerinde 11. yıla girildi.
11 yıl, 523. hafta boyunca kesintisiz devam eden bu eylemlilik hali, sadece ülkemiz için değil dünya için de eşine az rastlanan bir örneklik teşkil ediyor.
Platform, kurulduğunda merkezine başörtüsü yasağını alsa da, adaleti ve özgürlüğü herkes için talep eden bir tavır ortaya koymuştu.
İlk günden bugüne sadece başörtüsü yasağına değil, her türlü haksızlığa, ayrımcılığa karşı hakkaniyetten ve adaletten yana durmayı şiar edindi.
“28 Şubat bin yıl sürecekse direniş de bin yıl sürecek” diyerek meydanlarda durmayı tercih etti.
Darbe senaryoları, yargı darbeleri, toplumsal çatışmalar karşısında, doğru bildiğini söylemekten çekinmedi.
Başörtüsü yasağına karşı başlayan eylemlerin amacını çok iyi tarif etti ve şöyle dedi:
“Bizler “Başörtüsü”nü diğer insanlara inancımızı zorla kabul ettirmek, herkes bizim takımın taraftarı olsun, herkes bizim dediğimiz gibi oturup kalksın, iç dediğimizi içsin, içme dediğimizi içmesin diye savunmuyoruz.
Başörtüsü ne adaletsiz bir ahlakçılığın ne de kör bir muhafazakarlığın sembolüdür.
Başörtüsü insanlar arasında adaleti hakim kılmak, insanlara tevhidi ulaştırmak ve onları her türlü iktidarın köleleştirici politikalarından özgür kılmak çabasının sembolüdür.
Başörtüsü iktidarın değil, iktidarı denetleyenlerin/denetlemesi gerekenlerin sembolüdür.”
Bu sözler, özellikle toplumun kutuplaştırılarak birbirine karşı konuşlandırılmak istendiği siyasetleri boşa çıkarmaya yönelik önemli bir iddia içeriyordu.
Geride kalan 10 yıl boyunca köprünün altından çok sular aktı.
Ülkede ve dünyada çok şey değişti.
Ve bir o kadar da değişmeyen şeyler oldu.
Platform, bu süreçte salt “değişim”in tek başına büyülü bir kelime olamayacağına dikkat çekti.
Bu sebeple de değişimin mahiyetini sorgulamaktan çekinmedi.
Israrla zihniyetin değişmesi gerektiğini, ülkeyi yönetenlerin kimliğinden bağımsız olarak yönetim mekanizmalarının ne şekilde kurulduğunun sorgulanması çağrısını yineledi.
Meseleyi sadece bir yasak, bir hak ihlali değil, topyekün bir sistem analizi olarak ele aldı.
Bu sebeple de geride kalan yıllar boyunca, ısrarla aynı mesajları verdi.
Yine bu süreçte eylemlerin haftalık olarak devam etmesinin, diğer illere de yayılmasını sağlayabileceğini düşündü.
Böylece ulusal ölçekte bir sivil direnme kültürünün oluşmasına zemin hazırlanacaktı.
Nitekim bir ara bu 11 ile kadar yayıldı.
Partilere ya da cemaatlere dayanmak yerine, tamamen yerel imkânlarla dayanışmanın ve halkın doğrudan katılımının sağlanması amaç edinildi.
Ve yine halkın tüm kesimlerine düşünce ve inançları ne olursa olsun ötekileştirmeden, Müslümanca bir bakış açısı ile bakabilmenin hassasiyeti taşındı.
Bu doğrultu üzerinde; sürekli, İslami duruşunu yitirmeyen ve tam anlamıyla bağımsız bir siyasal pratiğin direnişe dönüştürülebileceği tezi platformun temel iddiasını oluşturdu.
Bugün, yasak kalktı şüphesiz ama hâlâ çözümü bekleyen bir çok siyasi, iktisadi ve toplumsal sorunumuz var.
Bu yüzden platform da ismini, daha genel bir zeminde mücadele ettiğini göstermek açısından değiştirdi ve yoluna artık Sakarya Adalet ve Özgürlükler Platformu çatısı altında devam ediyor.
Her cumartesi günü, saat 12.30’da, Bulvar AKM önünde buluşan insanlar, hak ve adalet için, barış ve kardeşlik için Müslümanca bir tavır sergiliyor.
Zor zamanda, doğru bildiğini, kınayıcıların kınamasından korkmadan söylemeye devam ediyor.
Yolları açık olsun.
Allah yardımcıları olsun.

YORUM EKLE