Söz değil artık öz lazım yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Söz değil artık öz lazım4 Aralık 2018, Salı

Sebebini bir türlü çözemiyor olsam da, garip bir Araf yaşıyorum son zamanlarda. Söylediğimiz hak cümleler ne kadar hayatımızda, savunduğumuz hak davasını ne kadar idrak edebiliyor, söze gelince, deli gibi sahip çıkıp, deli gibi sarılmaya çalıştığımız İslam’ı dahi, ne kadar hayatımızın içinde yaşatabiliyoruz ve ‘’son kale’’ dediğimiz, Türkiye ve onun milleti, ne kadar Müslüman olup, ne kadar Müslüman gibi yaşıyor bilmiyor, bilemiyorum.
Yalan yok. Elimde tuttuğum kalem, garip bir şekilde hüzünlü bugün. Kalemim için mutlu desem, yalan olur, mutsuz desem de, sayfalara düşündüğü, hayat dolu, huzur kokan cümlelere, inkar edilmiş olur. Ancak, ne vakit “görmek” adına etrafa bakmaya kalksam, secdeye kapanıp, saatler boyunca şükür edilecek noktalar gördüğüm gibi, şikayet edilecek, öfkelenip isyankar olunacak noktalar da görüyorum.
Çünkü İslam’ın son kalesi övündüğümüz ülkede, İslam’a aykırı birçok şey var. Öfke var mesela. Şiddet var. ‘’imza şart değil’’ deyip, zinayı meşru kılan var. İsyan var. Çan sesi yok belki ama İslam ülkesi Türkiye’de Noel telaşı, milli kimliği ile piyango ve çam ağaçları ile süslenmiş, sayısiz AVM var. Kabul, her şey bir anda olmuyor. Kabul, 20 yıl, 30, 40 yıl öncesine göre, İslam rüzgarı ülke genelinde daha güçlü esiyor. Gelecek zaman için umudum, elbette ki var. Ancak ben, ne bu ülkeyi gerçek bir İslam ülkesi olarak görüyorum, nede bu milleti gerçek bir Müslüman…
Önce çuvaldızı kendime batırıp, kendimde olan çelişkilere baktığım vakit, yüzüm kızarıyor, İslam’a dair yazdığım tüm cümleler benden davacı oluyor ve hem inancım, imanımdan, hem de sabrım için, beni tebrik eden insanlardan dehşet bir şekilde utanıyorum. Zira Müslüman yüreğimden, zaman zaman sabır yerine, öfke çıkıyor. Dilimden şükür değil de, küfür çıkıyor, Allah’ımı inciten, dünyaya dair nefret cümleleri çıkıyor, hayatıma razı olsam da, bazen hayatıma dair isyan çıkıyor. İşte o an aynadaki Müslüman’ın yüzüne ne şekilde bakacağımı bilmiyorum.
Kendimi bir kenara koyup, çevreye geniş bir şekilde baktığım vakit te, pek farklı bir fotoğraf çıkmıyor karşıma. Bir defa gençlik, her geçen gün, kendi özünden biraz daha uzaklaşıyor. Ağızlarından çıkan cümlelerinde, saygı yok gençliğin dilinde. Sevgi yok. Allah sözü yok. Peygamber öğüdü, Kur’an-ı Kerim’e ait tek bir ayet yok. Öte yandan başörtü özgürlüğün var ama ortalıkta gerçek bir tesettür yok. İslam’a sahip çıkan çok, İslam’ı, gerçek bir İslam gibi yaşayan yok. Batıya ağız dolusu söven, batıdan şiddet ile nefret eden çok, ama batıya özenmekten bir kalemde vazgeçen, tek bir insan yok. Osmanlı’ya hayran olan, Osmanlı torunu olduğu için, deliler gibi gurur duyan çok, ama Osmanlı olan, Osmanlı gibi cesur davranan yok. 
Ama artık somut bir şeyler yapılmalı. 100 yıl sonra yeniden dirilen bu millet, daha da canlanmalı. Kur’an’dan daha çok söz edilmeli. Camiiler dolup, tesettür, gerçek kimliğine geri dönmeli. Ya da ne bileyim, yılbaşı telaşı idam edilip, süslenen çam ağaçlarına balta vurulmalı. Ve artık Türkiye, sadece sözde değil, özünde de, İslam ülkesi olmalı.