Bu da hekime şiddet yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Bu da hekime şiddet5 Aralık 2018, Çarşamba

Gündemde yine hekimlik mesleğiyle alakalı bir haber söz konusu. Basına yansıdığı şekliyle sezaryen doğum sırasında karnında bant unutulan bir kadının bu nedenle yeni hamileliğini sonlandırmak zorunda kaldığı şeklinde haber yapılmıştı.
Anladığım kadarıyla kadın gebelik rutin kontrollerinde “amniyotik bant” teşhisiyle detaylı ultrasona gönderiliyor, sonrasında da, rahimde bebeğin etrafındaki zar kalıntılarının bebeğe dolaşmasıyla ilgili sendromun Söz konusu olması sebebiyle gebeliğin sonlandırılması mecburiyeti doğuyor.
Gerçek anlamıyla Amniotik Band Sendromu bebeğin içinde yüzdüğü amniyon sıvısı adı verilen sıvıdan yoksun rahim bölgelerinde plasenta (bebek ile rahim arasında kan yoluyla besin alış verişini sağlayan yapı- bebeğin eşi) ve amniotik zar (bebeğin çevresini saran kese) kalıntılarının bebeğe yapışması ya da dolaşması ile oluşan ve bebekte fiziksel sakatlıklara neden olabilen bir durumu ifade etmektedir.
Hasta ve avukatı da amniyotik bant sebebiyle bebeğini kaybettiği için daha önceki sezaryen ameliyatını yapan doktor tarafından ameliyat sırasında karnında bant adı verilen yabancı cismin unutulduğunu, bununda müvekkilinin ve bebeğinin hayatını tehlikeye attığını, fiziki ve manevi acılara yol açtığını ifade etmiş, daha önce ameliyatı gerçekleştiren hekim aleyhine suçlayıcı ifadeler kullanmışlardır.
Tabii ki hekim camiası olaya büyük tepki gösterdi. Artık insanlar karnı ağrısa tazminat için doktordan biliyorlar. Riskli meslekler grubunun başında yer alan hekimlik mesleği doktorlar tarafından özen yükümlülüğünün had safhada olması sebebiyle artık cesaret edilemeyen riskli işlerden el çekmeye döndü.
Ben bunun uzun vadede genel olarak topluma kaybettireceği kanısındayım. Bir avukat olarak tabii ki fahiş hataların, olmaması gereken ihmallerin göz ardı edilmesi değil demek istediğim. Ama bu haber gösteriyor ki herkes açık arıyor.
Tazminatlar hukuki hakkımızdır. Bu hakkı kullanalım kullanmasına da böyle uyduruk haberlerle, sürekli açık aradığımızı bağıra bağıra yapmayalım bu işi.
Maalesef hekime yönelik şiddetten çok, hekim kusuru medyada daha çok ilgi çekiyor. Bu nedenle oradaki medya mensupları da haberin tıbbi alt yapısını incelemeden sadece sansasyona yönelik bir duyguyla balıklama atlıyorlar bu tür haberlere. Bu haberciliğin çok kötü bir örneği. Ve bence bu da bir psikolojik şiddet. Bu da bir baskı. Bu da bir açığı kollama.
Toplumda herkes araştırma haberin aslına ulaşma gibi bir nosyona sahip değil. Okur geçer. Aklında hekim hatası olarak yer alır. Bu haber yalan mıymış, doğru muymuş bakmaz. Dolayısıyla biraz çamur at izi kalsın durumu söz konusu. Haber yapılacaksa ya da yapılan hata sebebiyle tazminat yoluna gidilecekse gerçek, elle tutulur ihmaller, hatalar, dikkatsizlikler üzerinde durulmalı.
Türk Tabipler Birliği de bu konuyla ilgili açıklamasını yaparak kulaktan dolma bilgilerle araştırma yapılmadan hekimlik mesleğini karalamaya yönelik yapılan bu basın açıklaması dolayısıyla dava hakkını kullanacağını açıkladı.