Nefrete değil, sevgiye, olana değil zamanlamaya dikkat!!! yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Nefrete değil, sevgiye, olana değil zamanlamaya dikkat!!!8 Ocak 2019, Salı

Başlık kadar, derdim de, anlatacaklarım da, uzun bugün. Dertliyiz zira. Canım ülkem de dertli, yüzde yüz bu ülkeye ait, bayrağa, ezana, özgürlüğe aşık olan, gönlüm de dertli. Belki kara bulut zinciri bu yaşananlar, belki şafak sökümün bir adım öncesi, ya da belki de, çetin olacak bir imtihanın parçası. Ama tarihe geçecek, bu tarihe dair, yazılacak çok şey var…
Bizler her zaman, iyilik, güzellik, mutluluk ve neşe isteriz hayatımızda. Şeytanin biricik kankası olan, nefse uyup, her zaman, büyük başarılara imza atmak, her zaman, her insan tarafından taktir edilip, alkış almak isteriz. Fakat biz ne kadar, sevgi’den hoşlanıp, her zaman, bir tutam sevgi’ye muhtaç olsak ta, sevgi, şahsen bu aralar nefret’ten daha tehlikeli benim gözüme.
Ülkenin siyasi gündemine, ülkenin sosyal hayatına, insanların dillerinden düşürdüğü cümlelere, söylemlere baktığım vakit, sevgi mi daha tehlikeli, yoksa bize karşı duyulan öfke, kin, nefret mi daha tehlikeli bilmiyor, bilemiyorum.
Evet Türkiye, adı yerel, özü genel olan, çok kritik, çok önemli bir seçime gidiyor. Açıkça ifade edeyim ki; sıradan bir yerel seçimlere, üst perdeden önem vermek, seçim sürecinde, belediyeciliği, yapılan, yapılacak yolları, çevre düzenini, çevrenin, engelsiz ya da engelli her insanın, fiziki koşullarına, uygun olup, olmadığını konuşmak yerine, Türkiye’nin bekasını konuşmak, bana da saçma geliyor. Ancak bu seçim, özellikle de İstanbul ve Ankara açısından, zor ve kritik bir seçim olacak. Eğer bu iki büyükşehir, muhalefetin eline geçecek olursa, ki bence, böyle bir tehlike de var, o zaman Türkiye, 1 Nisan sabahı, şaka gibi bir ülkeye uyanacak.
Muhalif takım, yerel seçimlere giderken, ülkede büyük devrimler yapan, İslam dünyasını ayağa kaldıran Erdoğan’a saldırıyor, saldıracaklar. Metin Akpınar’mış, Müjdat Gezen’miş, yok CHP’miş, HDP’miş, bunlar zaten saldırmak için yaşıyor, seçime giderken de, üst perdeden saldıracaklar. Bu durum çok doğal ve hatta olması gereken bir durum. Adamlar Erdoğan’ı devirip, dünyaya boyun eğen, İslam’dan uzak, 29 Ekim Cumhuriyet Bayram’larında, tangolu, şampanyalı balolar düzenleyen, laik bir Türkiye istiyorlar. Böyle laik bir Türkiye için, ellerinden gelen her şeyi yapıyor, yapacak ve bence yapmalılar. Ama benim çözemediğim, zaman, bu kadar tehlikeli iken, yanlış hareketlerle, muhalefete, gollük pas verilmesi.
Örneğin, 2018 yılının son haftasında, ak parti Sakarya milletvekili Kenan Sofuoğlu’nun, meclis odasında danışmanlarının fotoğrafını çekip, üstüne, ‘’Emirerlerim’’ yazarak, sosyal medyada paylaşması, muhalefetin ekmeğine, adeta yağ, bal, kaymak sürdü. Yetmedi, bu paylaşım ile birlikte, yüreğinde, Türkiye derdi olmadığını gösterdi. Yetmedi, Kenan bey, gazi meclise, milletin emireri olmaya değil de, kendine, emireri seçmeye gittiğini gösterdi. Ve yine yetmedi, Kenan bey, bu paylaşım ile birlikte, kimliğinde ‘’ak parti’’ yazıyor olsa da, özünde ‘’AKP’li’’ olduğunu gözler önüne serdi. Tüm bunlar yetmezmiş gibi, milletin karşısına çıkıp, adam gibi özür dilemek yerine, ‘’ben bu konuyu, milletin vicdanına bırakıyorum.’’ gibi, abuk sabuk açıklamayla da, hatasının üstüne tüy dikti.
Yazık… yemin ediyorum, gerçekten çok ama çok yazık… içinde benim de olduğum bir grup, Erdoğan önderliğinde, yeni bir uyanış, diriliş dönemi başladığına inanıyor, bir grup, hem de büyük bir grup ise; bu dirilişi takmayıp, tabiri caizse, ‘’ben çorbama bakarım’’ deyip, geldiği makamı, sadece kendine yontuyor. Ama bunlar, bu özel milletin gözünden, asla kaçmıyor. Ve bunlar, ak parti ve millet arasına dev duvar örüyor, bu duvar da, aydınlık yarınları siyaha boyuyor.
Bu yüzden, muhalefete kızalım, laf sokalım ve bazen küfür de edelim. Ancak çuvaldızı, arada sırada kendimize batırmayı, ihmal etmeyelim. Her ne kadar, 29 Aralık günü, İstanbul adaylarının ilan edildiği törende, İstanbul büyükşehir başkan adayı Binali Yıldırım konuşurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, sahne arkasında, taburede oturup, ‘’ben hala Erdoğan’ım’’ mesajını verse de, ak partiye bir kibir temizliği şart bence.
Kısacası Akpınar ve Gezen’in konuşmaları ve sarf ettikleri skandal cümleler, zamanlama açısından, elbette önemli ve tehlikeli. Ama beni asıl korkutan ve bence asıl tehlike, Sofuoğlu gibi, sözde ak partili, özde AKP’li olanlar. Evet Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın hatırı, bu ülke için, çok büyük olabilir. Amaaa son zamanlarda, haddinden fazla zorlanan bu milletin sabrı da, her an taşabilir.