Kötüyse herkes için kötülük, haksızlıksa herkese haksızlık! yazısını arkadaşına e-posta gönder

Adınız :
Kimden : Kime :
Mesajınız :

Kötüyse herkes için kötülük, haksızlıksa herkese haksızlık!7 Şubat 2019, Perşembe

Bir olay ya da durum karşısında, olayın ya da durumun ne olduğunu, niye olduğunu, nasıl olduğunu, kimin başına geldiğini merak eder, buna göre tepki veririz.
Kimimiz olayın ne olduğuyla, nedenleriyle, sonuçlarıyla daha çok ilgilenir, tepkisi ona göre şekillenir, kimimiz ise tepkisini, yaşanan olayın muhataplarına göre gösterir.
İlki, daha ilkesel bir tutuma; ikincisi ise konjonktürel hareketlere yol açar.
Olayın kendisiyle daha çok ilgilenenler, durumu anlamaya, sorunu tahlil etmeye ve buna göre doğru bir tavır geliştirmeye itina gösterirken; olayın taraflarını öğrenip salt buna göre pozisyon almaya çalışanlar öncelikle çıkarlarını gözetmektedir.
İlkeli bir tepki vermek; kişinin kendi çıkarlarından vazgeçmeyle sonuçlanabilirken, konjonktüre göre tarafgirlik yapanlar; çıkarlarını muhafaza etme adına ne ilke ne de değer tanır.
Bugün memleketin olağanlaşan haline baktığımda, yaşadığımız olaylar karşısında verilen tepkilerin gerçeğin, doğrunun, adaletin ya da hakikatin kendisine göre değil, olayların taraflarının kim olduğuna göre şekillendiğini görüyor ve üzülüyorum.
Çünkü bir şeyin doğruluğunun ya da yanlışlığının, iyiliğinin ya da kötülüğünün, haklılığın ya da haksızlığının, o şeyin karşısındaki kişilere göre değişebileceğine inanmıyorum.
Benim başıma geldiğinde yanlış bulduğum bir şey, başkasının başına geldiğinde doğru olmaz.
Bana yapıldığında kötülük saydığım bir şey, başkasına yapılınca iyiliğe dönüşmez.
Beni haksızlığa uğratan bir şey, bir başkasına uygulandığında haklı bir gerekçeye kavuşmaz.
Eğer aksini düşünüyorsak, başımıza gelenler karşısında gösterdiğimiz tepki ilkesel değil koşullu olacaktır.
Bu durum, bugün güçlü olanların bize yaptığında kötülük bellediğimiz şeyi; yarın, güç bize geçtiğinde, bizim de başkasına yapabileceğimizi gösterir, yahut dün bizim başımıza geldiğinde haksızlık saydığımız şeyleri; bugün bizden saymadığımız başkalarına yapıldığı için aklayabileceğimizi…
Ne kötü değil mi?
Kendi canımızı acıtan bir şeyi, başkasına hak görebilmek…
Kendimiz için sorun saydığımız bir şeyi, başkasına çözüm diye sunabilmek…
Kendimize hak gördüğümüz bir şeyi, başkasından katiyetle sakınabilmek…
Memleket ahalisini bu ikiyüzlülük nasıl yozlaştırıyor, keşke görüp de anlayabilsek!
Birbirimizi, tarafgirliklerimizle hırpalarken, çarkların aslında hepimizi öğüttüğünü fark edebilsek…
Günübirlik çıkarlarımız uğruna çiğnediğimiz ilkelerin ve değerlerin yokluğunda aldığımız halin, nasıl bir felaket olduğu gerçeğiyle yüzleşebilsek!
Belki o zaman, olayların sonuçlarının kendi aleyhimize gelişeceğini bilsek de, doğruyu üstün tutarak, haklı tepkileri gösterebilirdik.
Karşı karşıya kaldığımız sorunlara bakarken, kimden yana durursak ne fayda sağlayacağımızı değil, neyi savunursak hakkın yerini bulmasına destek olacağımızı düşünürdük.
Durumlar ya da olaylar karşındaki tavrımız, tarafların makamına, mevkiine, gücüne ya da iktidarına göre değişmezdi.
Kötüyü herkes için kötülük bellerdik, haksızlığı herkes için haksızlık sayardık.
Hak bildiğimiz söz, doğru saydığımız tepki, tarafların kim olduğuna göre şekillenmezdi.
İşte o zaman, konjonktürel çıkarların ve kazançların peşine düşmek yerine, hakkın, adaletin, iyiliğin ve güzelliğin ardından giderdik.
Peki gidiyor muyuz?
Hayır tabi ki!
O halde bundan bize hayır gelir mi?
Gören göz için gerçek ortada, görmek istemeyene ise ne desek beyhude zaten…