15 Temmuz’dan kâr umanlar

15 Temmuz 2016 tarihini neredeyse hepimiz yaşadık. Kimimiz şehit oldu kimimiz şahit.

Süreç sonunda pek çok kişi haklı yere bazıları da haksız yere ifade verdi. Tutuklananlar oldu. Tutuklanmayanlar da.

Bunlar arasından biriyle sohbet ediyoruz. Adam FETÖ üyesi olması hasebiyle gözaltına alındı. Tutuklu yargılandı. Neticesinde beraat etti.

Dedim “Nasıl hissediyorsun kendini?”

“Senden çok daha iyi olduğum garanti” dedi. Benden daha iyi olması mümkün mü? “Nasıl” dedim. “Bak kardeşim” dedi, “Ben içeri girdim. Devlet benim suçsuz olduğuma karar verdi. Dolayısıyla ben hiç yargılanmayan kişilerden çok daha akım.” Düşündük adam haklı. Pandemi sürecinde enfekte olan kişiler gibi yani. Yeniden koronavirüse yakalanması düşük ihtimal. Adam devam etti: “Yarın ola ki ötekiler gücü ele geçirirse ben gene haklıyım. Çünkü onlar yüzünden bedel ödeyen ve hapis yatan değerli bir kişiyim…”

Vay canına!

 Adam hapis yatarak neler elde etmiş ve dahası neler planlamış. Biz 15 Temmuz’da ve sonrasında ülkemizin bekası için mücadele ederken adamlar hapis yatarak bile bir kazanım elde etmişler.

Hani Barış Manço’nun bir parçasında olduğu gibi, “Süleyman hep başbakan, hep başbakan Süleyman…”

Ama “Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır…” Allah bu vatana tuzak kuranlara karşı bu vatanın evlatlarını diri kılsın. Allah bu ülkeye bir daha bu şekilde bir felaket yaşatmasın.

Her şeyi yaşayarak öğrendik

1990 ve öncesinde doğanlar neredeyse her şeyi yaşayarak öğrendi. Salgın hastalık sürecini halen öğreniyoruz. 15 Temmuz’da darbeyi yaşayarak öğrendik. Öncesinde ekonomik krizleri yaşamıştık. 1999’da depremi çok dramatik şekilde deneyimledik.

Gelecek nesillere her şeyi birinci ağızdan ve kendi deneyimlerimizle anlatmamıza imkan var. Keşke bu kadar deneyimli olmasaydık da hayatımız daha kaliteli geçseydi ama neyse. Allah bize de böyle bir ömrü nasip etti demek ki.

Okuma yazma bilmiyor muyuz?

Türkiye İstatistik Kurumu bir araştırma sonucu yayınladı. Buna göre Sakarya’da yüz kişiden 2’si (2.36 aslında) okuma yazma bilmiyor.

Sene iki bin yirmi. Adam okuma bilmezse sokağa çıkamaz. Ama ilimizde yüz kişiden ikisi okuma bilmiyor. Gerçi ilimizde yayınlanan gazetelerin okunma oranına, ulusal gazetelerin satış sayılarına bakarsanız, daha da ileri gidip sosyal medyadaki bakarsanız çok daha incitici verilere ulaşırsınız.

Sosyal medyada adam hiçbir imla kuralını, büyük küçük harfi yazamıyor. Ama Allah için küfredebiliyor. Sadece sosyal medyada biraz takılsanız gerçek okur yazar oranımızı görürsünüz. Okuma yazmaktan daha mühim tabi yazdığını anlatıp, okuduğunu anlayabilmek. Ama bizim o dediğim yere gelmemiz için öncelikle okur-yazar oranımızı yüzde yüze çekmemiz lazım.

Çünkü TÜİK verilerine göre ilimizdeki 20 bin kişi okur yazar değil. Eğer bir hesap hatası yapmadıysam bu sayı Taraklı ile Karapürçek’in nüfusunun toplamına eşit.

Umarım okur yazar oranımız bu kadar fire vermemiştir. Yoksa gerçekten halimiz içler acısı.

HECATİ: O değil de ne olacak bu Trabzonspor’un hali…

YORUM EKLE