1984'te oluyor da 2020'de neden olmasın

George Orwell muhteşem romanı 1984’de Okyanusya ülkesinin mutlak hâkimi olan bir yöneticisi vardır: Büyük Birader… “Büyük Birader”in gücünün iki kaynağı vardır: Birincisi, tüm yurttaşları izleyen ve gözetleyen bir takip sistemi kurması, ikincisi de tarih kitaplarını sürekli yeniden yazdırmasıdır…  
Epeydir düşünüyorum, bizde de tarih kitapları neden yeniden yazılmasın…  Resmi tarih kaldırılıp atılmalı, “gerçek tarih” yeniden yazılmalı…  Çok şükür “Ak Tarih”i kaleme alacak ilim adamları da yetişti…
Gerçek tarihi anlatan kitaplarda;
Osmanlı döneminde eğitim; Osmanlı'da okuma yazma oranı %95'di. Erkeklerde %98'e ulaşan okuma yazma oranı kadınlarda %92'ye düşüyordu. Halkın %53'ü iki yabancı dil bilirdi... Üniversite mezunlarının oranı %59'du. İstanbul Darülfünunu Dünyanın en büyük üniversitesiydi… İstanbul'da, Selanik'de, İzmir'de, Bursa'da, Edirne'de, Urfa'da, Hatay'da, Konya'da, Kayseri'de üniversiteler vardı… Said-i Nursi Nurs'da dünyanın en büyük İlahiyat Üniversitesini kurmuştu, Burada yalnız Müslümanlar değil Hristiyanlar da eğitim görürdü. Papalardan iki tanesi buradan mezundu… Cümleleri ile anlatılmalı, bunları doğrulayacak belgeler ve fotoğraflar üretilerek doğruluk algısı güçlendirilmeli…
Kültür ve bilim hayatı; Dünyanın en büyük kütüphanesi İstanbul'da idi, Bursa, Selanik ve Üsküp'teki kütüphaneler dünyanın en büyük 20 kütüphanesi arasındaydı... 1920'ye kadar her yıl asgari iki Nobel ödülünü Osmanlı'da yetişmiş bilim adamları alırdı... İstanbul'da dünyanın en büyük matbaası vardı. Ülkedeki matbaaların mürekkep ihtiyacı için 3 mürekkep fabrikası kurulmuştu... İstanbul'da basılan gazeteler tüm İslam Dünyasına satılırdı. Tirajı 2 milyonu geçen gazeteler vardı... Gazetelerin kâğıt ihtiyacı için Afrika’dan her gün bir vapur dolusu ağaç gelir, bunlar İzmit’teki kâğıt fabrikalarında işlenirdi... Osmanlıca dünyanın bütün büyük üniversitelerinde 2. dil olarak okutulurdu… Savaş sanayi çok gelişmişti, 2 uçak fabrikamız, 3 top fabrikamız vardı, denizaltı üretimine başlamıştık, eğer Osmanlı yıkılmasaydı mutlaka Atom bombasını da biz bulacaktık... Şeklinde açık, anlaşılır ve akıcı cümlelerle ifade edilmeli… Bu konularda televizyonlarda açık oturumlar düzenlenmeli, kitapların inandırıcılığı güçlendirilmeli…
Ah o Atatürk!...
Bizi bu gelişmişlikten mahrum etti...
Bugüne kadar saklanan bilgiler gün ışığına kavuşturulmalı…
Ve bu doğrularla çelişen tüm kitaplar yakılmalı...
Ve bunları yapmanın artık vakti geldi...
Diyanet İşleri Başkanlığı koltuğunda İslam dini kadar Hristiyan teolojisine de hâkim Abant toplantılarının müdavimi Ali Erbaş’ın oturuyor olması bir şanstır. Evet şanstır. Ayasofya hutbesinde sergilediği derin tarih ilminden Türkiye olarak mutlaka yaralanmalıyız. Değerli hoca efendilerin rahleyi tedrisinden geçmiş Mustafa Armağan, Ahmet Akgündüz, Ekrem Buğra Ekinci, Yavuz Bahadıroğlu gibi derin ilim sahipleri de Türk Tarih Kurumu yönetimine atandı mı iş tamamdır… 
Yeni tarih kitaplarında, büyük tarih âlimi Kadir Mısıroğlu’nun belirttiği “Shakespeare İngiliz değildir, aslı adı Şeyh Pir'dir ve gizli Müslümandır", “Hz Hüseyin’in katlinde Hz. Yezid’in hiçbir kabahati yoktur.” “Stalin emretti: 'Kumlara Ayetel Kürsi okuyun. Alman ordusunun üzerine serpelim.” Gibi daha önce kimsenin dile getiremeye cesaret edemediği tarihi hakikatlere mutlaka yer verilmelidir. Bu büyük âlimin “Keşke Yunan Galip gelseydi” sözü de bugün olmasa da uygun bir gelecekte tarih kitaplarında yerini almalıdır… İlminin büyüklüğüne kimsenin itiraz edemeyeceği Cübbeli Ahmet Hoca gibi derin hocanın “İbni Sina ve Farabi kafirdir” tespitine de bu tarih kitaplarına yer verilmelidir… İstiklal Savaşı konusunda en gerçekçi tespiti yapan Ak Parti Ordu Milletvekili ve İnkılap Tarihi Doktoru İhsan Şener’in  “Yunan Ordusunun Ege’de savaşmadığı ve Türk şehitliklerinin sembolik olduğu” yolundaki görüşleri de Cumhuriyet Tarihini anlatırken temel hareket noktamız olmalıdır… Çocukların kafasının karışmaması için Oğuz Han, Mete, Atila gibi Müslüman olmayan hakanlara ilişkin her türlü olumlu cümle, hatta Göktürkler, Hunlar, Uygurlar, İskitler tamamen tarih kitaplarından çıkarılmalıdır… Selçuklu hakanlarının Tuğrul, Çağrı, Alparslan, Kutalmış gibi ırkçılığı çağrıştıran Türkçe isimlerine tarih kitaplarında yer verilmemelidir.
George Orwell 1984 İsimli Romanında yöneticilerin işine gelmeyen tarih kitaplarının nasıl değiştirilebileceğini yazmadı mı, 1984'de olması öngörülen 2020'de neden olmasın... Ray Bradbury, Fahrenheit 451'de yöneticilerin beğenmediği kitapların yakılabileceğini anlatmadı mı? Biz niye doğru bulmadığımız kitapları yakmayalım...
Bence gerçekleşebilir...
Çünkü kimse itiraz etmez...

Büyüklerimiz her şeyi bilir...
Ekonomiyi…
Askerliği…
En uygun istatistiki sonuçlara ulaşmayı…
Enflasyon hesaplama yöntemlerini… 
Doğruyu ve de yanlışı…
Ve tabii ki Tarihi de...
 

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bekir Sıtkı Sürur
Bekir Sıtkı Sürur - 2 ay Önce

Kalemine sağlık abicim..

Nevzat Coşkun
Nevzat Coşkun - 2 ay Önce

"Bindik bir alamete, gideriz kıyamete"

Mehmet DENİZ
Mehmet DENİZ - 2 ay Önce

Neden olmasın. Okumayan yeterince alkışçı Feraset! Sahibi mevcut.

Selahattin Coşkun
Selahattin Coşkun - 2 ay Önce

Başkanım teşekkür ediyorum yazılarınızı zevkle okuyoruz gene çok güzel bir yazı.kadir Mısırlıoğlu,ve Ali Erbaş ı duyunca sinirlerim bozuluyor.

Ali Mollaosmanoğlu 05053639511
Ali Mollaosmanoğlu 05053639511 - 2 ay Önce

Doğru söze ne denir ki. Allah yar ve yardımcınız olsun.

Fuat Şenol
Fuat Şenol - 2 ay Önce

GÜZEL...

Zekeriya Aslan
Zekeriya Aslan - 2 ay Önce

Çok güzel, inşAllah hayallerinde kalır gerçek olmaz.

Baki Akın
Baki Akın - 2 ay Önce

Gerçekten üslup ve içerik olarak harika