2019,5

Bu senenin ilk yazısı olduğuna göre; okuyucularıma sağlık, mutluluk ve başarı dileklerimi iletmek isterim. Son iki günde okuduğum yüzlerce mesajdan benim anladığım şudur: Yeni yıl yeni umutlar…

Demek ki ben de herkes gibiyim. En son 14 Kasım 2019 tarihinde yazmışım:

“İnsan umut ettikçe yaşar.

Umudu korumak… Umutsuzluk girdabına düşmemek, insanlara umutsuzluk denen zehri bulaştırmamak… Ruhumdaki bütün gemilerin battığı zamanlarda bile geleceğe dair güzel bir hikâye düşünüp, sonucu ona bağlamak…

Samimi düşüncem budur!

Herkesin idealleri var. İdeolojileri var. Hayata dair öncelikleri var. En okumuşundan en alaylısına kadar yurdum insanın beklentileri, hayalleri, hedefleri var. Her şeyden fazla bitmek tükenmek bilmeyen bir umut deposu var.”

Siz bakmayın “yılbaşı kavramı” üzerinden yapılan gereksiz tartışmalara. Saat 00:00’ı vurdu. Dileyen eğlendi, dileyen oturdu ama o da geçti, gitti işte! Ertesi sabah olduğunda insanlar zamandan bağımsız olarak benzer şeyler düşünmedi mi? 

Ekonomi, hava durumu, kahvaltı, gazeteler, çocuklar, dün geceki misafirler ya da akşam gelen mesajlara verilmeyen cevaplar…

İnanç nedir bilir misiniz?

İnanç, esas itibariyle içinde var olan umudu “duaya” çevirebilmektir. Beklediğinin her neyse onu kendi öznenden (kibir) çıkarıp istenebilir hale getirebilmektir.

Koca bir sayfayı “umut” ile doldurdum. Önemli çünkü…

Ama bir risk var! 2020 diye adlandırdığımız takvimsel mizansen kendi gibi “yeni” olmalıdır. 2019’daki arazlarımızı yeni yıla kendi elimizle taşıyacak ve yeni olana eski gibi davranacaksak ne anlamı var ki?

Batının “refreshment” şekilde tabir ettiği bir ferahlatıcıya ihtiyacımız olduğu kesin. Millet olarak üzerimizdeki baskılara direnecek kadar moral/motivasyon da lazım. Özelikle ekonomik faaliyetlerin büzüşmesi bununla ilgilidir.

Yılın son günlerinde “yılbaşı alışverişi” diyebileceğiniz bir çarşı – pazar ortamı gördünüz mü bu sene? Ben göremedim.

Millete moral gelse (endişelerden kurtulsa), az da olsa elindeki ile alışveriş yapsa; çark dönmeye başlayacak. Tüketim – üretim – yatırım – istihdam döngüsü yeniden oluşacak!

Moral/motivasyonun milli futbolumuz üzerinde bu kadar etkili olmasına bile kızan bir kişi olarak moralsizliğimizin “milli ekonomi” üzerine olan bu büyük etkisini hayretle izliyorum. Gelişmiş ülkelerin bir başka özelliği de bu herhalde.

Toplumsal mekanizmalarını, futbolları gibi duygusallıktan uzak şekilde sistemleştirmeyi başarabiliyorlar. Ağır travmalar bile geçirseler, sistemlerin çökmesi bizdeki kadar kolay olmuyor.

En sonunda mesajım şudur: 2020, 2019 gibi olmasın! Kesinlikle…

YORUM EKLE