21 Ekim 2018

Adapazarlı 25'lik Yusuf ile Sarıbeyli'den Mehmet Erdal Ezineli Yahya Çavuş'un 67 askerli takımında savaştı


'Bir kahraman takım ve Yahya Çavuştular / Tam üç alayla gönülden vuruştular Düşman tümen sanırdı, bu şahane erleri / Allah'ı arzu etiler, akşama kavuştular'
Yahya Çavuş daha önce 1912-1913 yıllarında Balkan savaşı'na katılmış ve gazi olmuştu. Yahya Çavuş'u savaş dönüşü köy girişinde karşılayan annesi 'Tüüü sana, seni emzireceğime bir enik emzireydim de bu günleri görmeyeydim. O güzelim serhat topraklarını düşman ayaklarının altında bırakıp karılar gibi köye dönmeye utanmadın mı? Hiç olmazsa şehit olaydın da, bende şehit anasıyım deyip şu köy meydanında salınıp bir gezeydim. Şimdi git karının elbiselerini giy de el içine öyle çık haydi git, karın cepheye gitsin. Anan cepheye gitsin de sen yün eğir' diye feryad ederek yerin dibine bir defa daha batırmıştı. Yahya bu acıyla 1.5 sene yaşamıştı ki Çanakkale'de harp kopmuş dediler. Yiğit Yahya durur mu? Hemen muhtara gidip gönüllü yazıldı ve anama şehit anası dedirtmenin tam zamanıdır. Bu fırsat bir daha ele geçmez deyip cepheye koştu. İşte 9. Tümen 26. Alay 3. tabur erleri içinde Ezine'nin bu yağız delikanlısı da vardı. Bölgeye yeni gelen 3. Tabur kumandanı Binbaşı Mahmut Sabri Bey askerlerini cephede savunma düzenine sokmaya çalışıyordu. Gününü bilmese bile bu böl-geye düşmanın çok kısa bir zamanda saldıracaklarını hissediyordu. Bölgede çıkarma yapmaya müsait tam beş tane koy vardı. Onun elinde ise bin beş yüz asker vardı. Her askere 100 metrelik alan savunması düşüyordu. Bu koylardan biri olan Seddülbahir Köyü batısındaki Ertuğrul Koyu'nu savunmak için elinde 250 kişilik bir bölüğü bile yoktu. O koyu koruyacak bir takım oluşturmaya karar verdi. Bu takımın tamamının şehit olma ihtimali çok yüksekti. Onun için şahadete susamış erlerden olmasını düşündü. Başlarına verecek bir subay bile yoktu. İçtima halindeki askerlerine: 'Yiğitlerim biz buraya, bu topraklara düşman ayağı bastırmamak, bayrağı indirtmemek, ezanı dindirtmemek, Kur'an-ı susturmamak, namusumuza düşman erkeğinin elini değdirtmemek için geldik. Düşmanın saldırısı yakındır. Allah'ını arzu edenleri oraya göndermek istiyorum. Oraya gidenlerle burada helalleşeceğiz; ama huzuru ilahi de kucaklaşacağız. Canınız azizdir. Son merminizi de atmadan şehit olmamaya bakacaksınız. Umulur ki bizler ruhumuzu teslim etmeden gerilerde 25. alayımız yetişir de öcümüzü düşmandan alır. Boş bıraktığımız bu toprakları savunmaya onlar devam eder. Biz gayret edersek Allah da bizimledir, manevi ordularda. Müjdeliyo-rum ki gazanızı Hz. Peygamberimiz de semadan seyredecektir.' O ağlıyor, askeri ağlıyor sessizliği tekbir sedası bozuyordu. Allahu Ekber… Ezineli Yahya üç adım öne çıktı sert bir selam çaktı. Öyle kararlıydı ki itiraz mümkün değil. 67 arkadaşı aynı dilekle üç adım ileriye çoktan dizilmişti. Aralarında Adapazarlı 25'lik delikanlı Hacı Oğlu Yusuf, Kaynarca Sarıbeyli Köyü'nden 25'lik fidan İbrahim Oğlu Mehmet Erdal ile Kocaeli'nden 24 yaşında Şerif oğlu Ali'nin de bulunduğu toplam 67 arkadaşı aynı dilekle üç adım ileriye çoktan dizilmişti. Binbaşı Mahmut Sabri Bey hepsini tek-tek öptü helalleşti. Arkadaşlarıyla da helalleşip şehitler makamında buluşmak üzere ebedi ayrılığa doğru yola çıktılar. Önlerindeki ay şeklindeki Ertuğrul Koyu onları ebedi mekânları olacaktı. Bir birlerine söylemeseler de bu araziye hepsi o gözle bakıyordu. Ebedi uykuya nerede dalacaklarını gözleriyle kestirmeye çalışıyorlardı. Yahya: 'Arkadaşlar bu gece hiç uyumayalım. Nasıl olsa yarından sonra uyumaya çok vaktimiz olacak çooook' dedi. Hepsi zaten aynı şeyi düşünüyorlardı. Uykuyu yarından sonra uyumak üzere terk ettiler. Hayat hikâyelerini anlattılar. Kaza namazı kıldılar, ilahiler söylediler. Savaşa değil de sanki düğüne hazırlanıyorlardı. İçlerin de en ufak bir korku yoktu. Zaten korkan çekip gitse 'gitme' diyecek bir subayları da yoktu. 24-25 Nisan gecesi sabaha karşı 4.30'da tepelerine cehennem yağmaya başladı. O koca dev gibi top namlularından 490-560-750 kg ağırlığında ateş parçaları dökülüyordu. Taş, toprak metrelerce yukarıya fışkırıyor sonra geriye yorgan gibi yayılıyordu. Ağaçlar kökleriyle beraber 15-20 m havaya çıkıp iniyordu. Yahya ve arkadaşları sessizce çıkarmayı beklediler. Hiçbir karşılık vermediler. Düşman kuvvetleri yeri göğü yakıp canlı kalmadığına kanaat getirdikten sonra kıyıya yanaştılar. Bu bombardımanı Hamilton hatıralarında anlatırken: 'Yüzlerce gemimizden ateşlenen mermiler kıyıları yedi renge boyadı. Top gürültüsünden sağır olmamak için kulaklarımıza mum tıkamıştık' demektedir. Ya üslerinde Mevla'nın gök kubbesinden başka hiçbir korunağı olmayan Yahyalar, Mehmetler, Mustafalar ne yapsın. Düşmanın sesine dayanamadığı o ateş kütleleri onların üzerine yağmıyor muydu? O gün ufacık kıyıya 4650 top mermisi gönderdiler. Etten ve kemikten 67 iman abidesi, vatan aşığı namus bekçisi, Kur'an yolcusu üzerine tam 4650 top mermisi ve milyonlarca mermi yağdırılmıştı. Yahya arkadaşlarını komuta ediyordu. Çünkü o çavuştu. Arkadaşları da ona tam itaat gösteriyorlardı. Düşman karaya çıkmaya başlamış, kendi askerlerini kırmamak için gemilerden top atışları da kesilmişti. İşte o zaman kıyamet koptu. Önce bir alay sonra ikinci alay, akşamüzeri üçüncü alay. Toplam 6 bin düşman askeri 67 kişilik bir takımımıza yağmur gibi çullandı. O gün ve 26 Nisan 1915 günü öğlene kadar çarpışma devam etti. 67 koç yiğit tam 21 saat düşmanı kıyıya mıhladı. Tam 3 bin düşman askeri ve General Nipel'in leşini kıyıya serdiler. Onlardan da 64 tetik artık susmuş, onların ebedi uykusu başlamıştı. Ayakta kalanlar ise Ezineli Yahya, Maraşlı Ali ve Konyalı Mehmet idi. Yahya'nın bacağını da bir misket delip geçmişti. 'Haydi arkadaşlar! Bu kadar olur, görevimizi tamamladık. Kumandanımıza tekmilimizi verelim' dedi. Yahya kan kaybeden bacağını tüfeğinin kayışı ile iyice boğup, arkadaşlarının yardımıyla siperlerden HARAPKALE'deki tabur karargâhına döndü. O sırada 25. alayın bazı taburları gerçekten de cepheye yetişmişti. Mahmut Sabri Bey ve askerleri, Yahya ve arkadaş-larını tekbirlerle karşıladılar. Onlarda, önce tekbir, sonrada tekmil verdiler '64 şehit 3 gazi görevimizi yaptık. Yeni emirlerinizi bekliyoruz kumandanım' Mahmut Sabri Bey, Yahya Çavuş'u teskereye bağlattı ve 'şehitlik' mertebesini alamamanın üzüntüsü içindeki 28 yaşındaki Ezineli Yahya Çavuş'u zorla Zığınde-re'deki sargı yerine zorla gönderdiler. 27 Nisan 1915 sabahı sabah ezanı okunurken sargı yerine sadece bir kilometre kala, Yahya'nın anacığına, o çok arzuladığı müjdeyi melekler vakit kaybetmeden uçuruluyordu. Yahya'nın çok arzuladığı şey sonunda gerçek oldu. Yahya şehit olmuştu.
Mezarı mı? Diğerleri gibi
Onun kini de hiç bilen yok.

57. Alay ve Adapazarlı Nuri
gözlerini kırpmadan öldüler
24-25 Nisan akşamı,çıkarmanın ilk günü, İngiliz ve Anzak kuvvetleri Arıburnu'ndan karaya çıkmaya başlamışlardı.Bu bölgede kıyı gözetlemesi yapan bir Türk takımının direnişine karşın, kıyıdan belli bir noktaya kadar ilerlemeyi başardılar. Bölge yakınlarındaki 27 Alay'ın ise sahile geniş bir şekilde yayılmış olması da karşı koymayı oldukça güçleştiriyordu.Bu sırada Bigalı köyü'nde bulunan ordu yedeği 19.Tümen Conkbayırı yönünde tatbikat yapmakta idi.Top seslerinin duyulmasıyla 19.Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal, Ordudan emir gelmemiş olmasına karşın girişimi ele alıp tüm sorumluluğu yüklenerek, 57.Alay'ı bir batarya ile Kocaçimentepe yönünde harekete geçirdi. Aralarında bir Adapazarılı vardır. Süleyman oğlu Nuri. Doğumu 1890' dır ve savaş sırasında da 25 yaşında askerdir. Altı-yedi Adapazarılıdan birisidir. Subay ve erleri ile yaklaşık 650 kişilik mevcutlu alayın. Yanında Gönenden İsmail oğlu İsmail, Aydından Mustafa oğlu Ahmet,n Denizliden Mehmet oğlu Ahmet, Anamur'dan Kamber oğlu İsa, Çanakkale'den Muhacir oğlu Ahmet, Bandırmadan Hasan oğlu Yakup ve niceleri. Komutanlarından bir kaçı yarı hemşerisidir, doğduğu yerin toprak komşuluğundan ötürü. Tabur Komutanı Yüzbaşı Şükrü Bey Bilecik'ten 1.Bölük Komutanı; Teğmen Ahmet Cemal'de Bolu'dan hem şehri sayılır, Süleyman oğlu Nuri'ye. Memleketinden Necip, Poyrazlardan Osman, Salih, Seyit Ahmet ve Tahir aynı alayın diğer tabur ve bölüklerinde görev yapmaktadır. Hacıkerimoğulları'ndan Kerim oğlu 1308 doğumlu Necip, yaralı kurtulur sonrasında o da ölür, Maltepe Askeri Hastanesi'nde. Tümen Komutanı Mustafa Kemal, kendisi de durumu izlemek üzere Conkbayırı'na çıktığında, Arıburnu kesiminden bazı askerlerin çekilmekte olduklarını ve düşman birliklerinin de bunları izlediklerini gördü. Gerçekten de düşmanın bir avcı kuvveti 261 rakımlı tepeye yaklaşmış ve tam bir serbestlik içinde ileriye doğru yürüyordu. Tümen Komutanı Mustafa Kemal , bu durumu şöyle anlatmaktadır: 'Şimdi vaziyeti düşünün. Ben kuvvetleri geride bırakmışım, askerler on dakika istirahat etsin diye... Düşman da bu tepeye gelmiş...Demek ki düşman bana benim askerlerimden daha yakın! Ve düşman benim yere gelse kuvvetlerim çok kötü bir duruma düşecekti'. Bir anlık kararı ile yüzünü askerine doğru dönen Mustafa Kemal cephanesinin yokluğundan yakınan askerine 'Cephaneniz yoksa süngünüz var' dedi ve bağırarak süngü taktırdı, yetmedi yere yatırdı. Aynı zamanda Conkbayırı'na doğru ilerlemekte olan piyade alayı ile dağ bataryasının yetişebilen askerleri de süngü takıp yere yatınca, düşman askerleri de yere yattı. Mustafa Kemal son sözünü söylüyordu 'Kazandığımız an, bu andır...'

Bu sırada Türk askerleri mevzi alınca karşı taraf da mevzilenir ve 57.Alay'ın öncü bölüğünün Conk Bayırı'na yerleşmesi için süre kazanılmış olur.Bu an Çanakkale Savaşı'nın kilit anıdır. Çıkarmanın hızı kesilmiştir. Daha sonra, Kolordu Komutanı Esat Paşa'nın izniyle, 27. Alay'dan geri kalan birlikleri de emrine alan Tümen Komutanı Mustafa Kemal, karşı saldırıya geçmek üzere 57.Alay'a şu emri verir : ' Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman zarfında, yerimize başka kuvvetler ve komutanlar kaim olabilir.' Sisli bir nisan sabahı 57. Alay komutanı araziye yayılmış beyazlıklar görür ve takım komutanına bu beyazların ne olduğunu sorar. Takım komutanı, sabahleyin düşmana hücum emrini almış 57. Alay'ın, Rablerinin huzuruna temiz çıkmak için çamaşırlarını yıkadıklarını söyler; 'bu beyazlıklar, onların ak niyetleridir', der. Mustafa Kemal'in ,Yarbay Hüseyin Avni Bey'in ve arkadaşlarının Türk ulusu için yaptıklarının unutulması mümkün değildir.

Sizleri hiç unutmayacağız ...




17 Mart 2013 , Pazar Bu haber toplam 0 defa okundu.
YASAL UYARI:Haber portalımız 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayınlanmaktadır Yayınlanan fotoğrafların yeniden yayımı ve herhangi bir ortamda basılması, önceden yazılı izin gerektirir. Portalımızda yayınlanan haberler ise, kaynak gösterilmek ve portalımızın ilgili sayfasına link verilmek koşuluyla yeniden yayınlanabilir.

 

 

 

Bu Haberi Okuyanlar Bunları da Okudu


Arşivde Tarihe Göre Arama Yap

Arşivde Ara


 

 


 

 



 



Site İçi Arama


 

 

 

 

 

 

Anket Sorusu Diğer Anketler

MİLLETVEKİLLERİNDEN EN ÇOK HANGİSİNİN PERFORMANSINDAN MEMNUNSUNUZ?


altın


SAKARYADA HALI YIKAMA Sakarya'da Kiralık VinçSakarya OtelleriSakarya OtelSAKARYA HALI YIKAMASAKARYA DÜĞÜN SALONLARI