500 HAFTA

10 yıl.
500 hafta.
Aynı günde, aynı saatte, aynı yerde meydana çıktılar.
Türkiye’nin kesintisiz ve en uzun soluklu sivil direnişlerinden birini gerçekleştirdiler ve devam ediyorlar.
Yerel kamuoyunda kısaca “Platform” olarak bilinen hareketten bahsediyorum.
17 eylül 2005 yılında, o dönem devam edegelen başörtüsü yasağına karşı Sakarya Başörtüsü Platformu adıyla kurulan ve bugün daha genel bir hak, adalet ve özgürlükler mücadelesi yürüten platform, dün yaptıkları eylemle tam 500 haftayı geride bıraktı.
Özel bir program yapılmadı.
Yine her hafta oldukları gibi, pankartlarıyla, dövizleriyle, ses sistemleriyle birlikte, cumartesi günü, saat 12.30’da, AKM önünde toplandılar.
Ve haftalık basın açıklamasıyla, Sakarya’ya, Türkiye’ye, Ortadoğu’ya ve dünyaya karşı Müslümanca bir şahitliğin örnekliğini ortaya koydular.
500 haftadır olduğu gibi, bu hafta da ne zalimin kimden olduğuna baktılar, ne de mazlumun…
Ve 500 haftadır niye, o meydanda toplandıklarının izahını yaptılar, geride kalan süresinin bir nefis muhasebesini kamuoyu önünde gerçekleştirdiler.
Onların söylediklerine şahidim ve sizinle de paylaşmak istedim:
“Platformumuz, kendisini 28Şubat sürecinin dindarları teslim aldığı günlerde, bir “varoluş” bir “teslim olmama” iradesi olarak ortaya koydu.
Dönemin muktedirlerinin “bin yıl süreceği”ni iddia ettikleri 28 Şubat despotluğu karşısında “bin yıl sürecek bir direniş” hattı oluşturmak amacıyla yola çıktı.
Şimdi mevcut iktidara teslim olanların, o zaman da ‘Asker’in iktidarına aynı sadakatle teslim oldukları günler yaşadık.
Devletin, başörtüsü üzerinden Müslüman kamuoyuna diz çöktürme çabalarını ya cepheden göğüsleyecektik ya da teslim olacaktık.
Bu sebeple platformumuzun ismini, zulme inat ve suratına çarparcasına “Başörtüsü Platformu” olarak belirledik. Bunun devlet zorbalığına karşı “direniş” iddiasında bulunmak olduğunun farkındaydık.
Müslüman bir halka “helal” ve ya “haram “koyma iddiasında bulunan dönemin iktidarı karşısında, “Müslüman” iddiasında olanların önünde iki seçenek bulunuyordu; ya teslim olunacak, pazarlık edilecek, devşirilecek ya da  direnecektik.
Maalesef Türkiye’nin Müslüman kanaat önderleri, cemaatleri, siyasetçileri ve aydınlarının kahir ekseriyeti devlete teslim olmayı tercih ettiler ve bu tercihten AKP tecrübesi ortaya çıktı.
Direniş’i tercih edenlerse bugün inandıkları ilkeler için hakkı ayakta tutma çabasını sürdürmeye çalışıyorlar.
Böylesi bir çabanın, iktidar şehvetine kapılanların, güce ve paraya kavuşanların, devletin tüm imkânlarını kendileri için kullananların ihtişamı karşısında, iğneyle kuyu kazmak olduğunun farkındayız.
İktidar için kavga edenler buna kavuştular, ancak bunun karşısında iddialarını ve izzetlerini yitirdiler.
İlkeleri için kavga edenlerin hikâyesi ise henüz bitmedi. Çünkü bu hikâye bizimle başlamadı ve bizden sonra da bitmeyecek.
Platform yürüyüşüne on yıldır aynı ilkelerle devam ediyor.”
Basın bildirisinde verilen mesaj net.
Meselesini halkın maslahatıyla tanımlayan, iktidara, güce, ranta değil, kendi ilke ve değerlerine yaslanan ve bunun için Müslümanca bir şahitlik sergileyen bir platform tecrübesi söz konusu.
Sakarya’nın yerel tarihinde de, ülkenin genel sosyal ve siyasal tarihinde de kendisine yer açan bu sivil mücadele, kararlılıkla yoluna devam ediyor.
Allah yollarını açık etsin.

YORUM EKLE