543 İmza Ne Olacak?

Konuyu biliyorsunuz. MHP’de en kibar tabirle, “muhalif” sıfatı ile adlandırılan 543 üst kurul delegesi, 15 Ocak günü MHP Genel Merkezi’ne olağanüstü kongre taleplerini içeren resmi başvurularını yaptılar.
Türkiye’nin merak ettiği; Genel Merkezin bundan sonra nasıl davranacağıdır. Sokaklarda, kulislerde konuşulan, medya organlarında yazılan ve tartışılan konuları takip ediyor, hatta bizi hayretlere düşürecek kadar şiddetli tepkilere şahit oluyoruz.
Detaya girmeden önce genel bir değerlendirme yapmak gerekirse; ülkücülerin mevcut durumdan hoşnut olmadıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. 
***
En popüler olan konu; delegelerin, çeşitli formüller üreterek delegelikten azledilmesidir. Formüller dediğimiz; teşkilat kapatarak delegelik düşürme, yeniden seçim yaparak delegeleri değiştirme, ikna odalarında delegeleri ikna etme, vesaire…
Ankara’nın bu şekilde hareket edeceğini düşünmüyoruz. Zaten bu saatten sonra bu yolun izlenebilmesi pek mümkün görünmüyor. Çünkü imzalar atılmış, müracaatlar yapılmış, “Toplu İrade Beyanı” vuku bulmuştur. Bundan sonra delegelerin bireysel vazgeçişleri veya görevlerini kaybetmeleri bütüne etki etmeyecektir.
Bir diğer tartışma konusu; Genel Merkezin, imzaları “yok sayma hakkı” olup olmadığıdır.
Hukukçuların yorumlarına göre; Siyasi Partiler Kanunu, Dernekler Kanunu ve en önemlisi MHP Tüzüğü’ne göre bu yönde bir irade gösterilmesi mümkün değildir. 30 gün içinde tüzüğün gereği yapılmalıdır.
Endişe uyandıran “en önemli konu” ise; Genel Merkez’in sessizliğe bürünme ve hareketsiz kalma ihtimalidir.  
Böylesi bir durumda (yine hukuki yorumlardan anladığımızı yazalım); imza vermiş üst kurul delegelerinden herhangi birinin Sulh Hukuk Mahkemesine başvurması yeterli olacaktır. Mahkeme’nin yapacağı ise, dava dilekçesini Genel Merkeze tebliğ edip, iki hafta beklemek ve 3 kişilik “Çağrı Heyetini” atamak olacaktır.
Mahkemelik seyir, daha önce CHP ve Saadet Partilerinde yaşandığından Türk Siyasi tarihinde örnekleri olan uygulamalardır. Lazım olan içtihat mevcuttur.
***
Buraya kadar teknik olasılıklara değindik. Amacımız kafamızdaki sorulara yanıt aramak ve sürecin muhtemel süreçlerini açıklamaya çalışmaktı. Köşe yazısı mantığında hareket etmek gerekirse; bu bilgiler üzerine yorum yapmak da gerekmektedir.
Ancak bizim cümlelerimiz, hukuki mücadelenin detayları üzerinden yapılırsa sağlıklı olmayacaktır. Yapılması gereken; sokakların sosyolojisinden elde ettiğimiz birikimlerin ışığında aydınlanmaktır.
Adımız gibi eminiz ki;
Türk Milleti, kritik dönemlerin sigortası olarak kabul ettiği partisinden, ülkeyi içinde bulunduğu tehlikeli durumdan kurtarabilmek adına her defasından daha fazla seviyede sorumluluk almasını istemektedir.  
Ancak her şeyden önce Allah rızası için “hareket” beklemektedir.

YORUM EKLE